İNCELENEN KARARIN;

İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 nci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Van 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.12.2019 tarihli ve 2019/99 Esas, 2019/115 sayılı kararı ile terör örgütü propagandası yapmak suçundan, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 7 nci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinin birinci ve ikinci bentleri delaletiyle aynı maddenin ikinci fıkrasının birinci ve ikinci cümlesi, 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü ve 53 üncü maddeleri uyarınca sanığın mahkûmiyetine karar verilmiştir.

2.Van Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 18.06.2020 tarihli ve 2020/522 Esas, 2020/517 sayılı kararıyla sanık hakkında İlk Derece Mahkemesi tarafından kurulan hükme yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

3.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 12.02.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

Sanık müdafinin temyiz istemi özetle;

1.İstinaf dilekçesindeki taleplerinin gerekçesiz olarak reddedildiğine,

2.Suçun yasal unsurlarının oluşmadığına,

3.Sanık hakkında takdiri indirim nedenlerinin uygulanmamasının hukuka aykırı olduğuna,

4.Sanık hakkında somut delil olmamasına rağmen mahkumiyet kararı verildiğine,

5.Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebeplerine ve sair hususlara,
İlişkindir.

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılamada terör örgütü propagandası yapmak suçundan sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Mahkemece "sanığın sabıkalı geçmişi, tekerrüre esas sabıkasının bulunması, suça eğilimli kişiliği de dikkate alınarak sanık hakkında takdiren TCK'nun 62 nci maddesinin uygulanmasına yer olmadığına" karar verildiğinin, her ne kadar sanığın tekerrüre esas sabıkası olmayıp mahkeme gerekçesi bu yönde hatalı ise de, sanığın sabıka kaydının incelenmesinde suç tarihinden önce hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiğinin, yine suç tarihinden sonra kesinleşen hapis cezasına mahkumiyetinin bulunduğunun anlaşıldığı, mahkemece sanığın sabıkalı geçmişi ve suça eğilimli kişiliği gerekçeleri ile TCK'nun 62 nci maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verildiği ve takdir hakkının bu yönde kullanılmasında dosya kapsamına bir uyumsuzluk veya açık bir hukuka aykırılık bulunmadığından, bu hususun duruşma açılıp davanın yeniden görülmesi nedeni yapılmadığı belirtilerek sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümde herhangi bir isabetsizlik görülmediği ve istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

Sanığa ait olduğu tespit edilen sosyal medya hesabında son paylaşım tarihinin suç tarihi olduğu gözetilmeden gerekçeli karar başlığında suç tarihinin “29.06.2014” olarak gösterilmesi gerekirken "2014-" olarak yazılması mahallinde düzeltilebilir yazım hatası kabul edilmiştir.
Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre; İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılan sanık hakkında;
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak eksiksiz yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanık müdafinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü temyiz sebepleri ve sair hususlar yerinde görülmemiş,
Ancak sanık hakkında temel ceza tayin edilirken somut olayda uygulama yeri bulunmayan 3713 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinin 2 inci fıkrasının (b) bendinin atıf maddesi olarak gösterilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği BOZULMASINA, ancak bu hususların yeniden yargılamayı gerektirmeden CMK'nın 303/1-c maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, İlk Derece Mahkemesi hüküm fıkrasının sanık hakkındaki temel cezanın tayinine ilişkin "B-1" numaralı bendinden "7/2-b maddesinin 1 inci ve 2 nci bentleri delaletiyle" ibaresinin çıkarılması suretiyle, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Van 7. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Van Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

04.04.2024 tarihinde karar verildi.