Mahkûmiyet, eşya ve nakil aracı müsaderesi

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

Sanığın temyiz istemi; suç olduğunu bilmediğinden verilen hükmün usul ve yasaya aykırı olmasına, hükmün ertelenmesi gerektiği sebepleri ile hükmün bozulması talebine ilişkindir.

Suç tarihinde, Suriye sınır hattına gelen aracın tel örgü yanındaki çuvalları araca yüklediği bildirilmekle, olay mahalline gidildiğinde, Kilis-Doğançay yolu üzerinde sanığın sürücüsü olduğu araç durdurularak Cumhuriyet savcısından alınan arama kararı uyarınca yapılan aramada 17 adet sırt çuvalı içinden 1020 kg kaçak çay ele geçirildiği anlaşılmıştır.

Sanık savunmasında; taşıdığı yükün saman olduğunu bildiğini beyan ederek atılı suçu kabul etmemiştir.

Keşif sırasında alınan bilirkişi beyanına göre dava konusu çayların yabancı menşeili olduğu anlaşılmıştır.

Nakil aracının sanık adına tescilli ... model açık kasa kamyonet olduğu, taşıma kapasitesinin 1450 kg olduğu, dava konusu çayların kamyonetin taşıma kapasitesinin ağırlıklı bölümünü oluşturduğu tespit edilmiştir.

Dosyada mevcut KEMT varakasındaki gümrüklenmiş değerin pek hafif kabul edildiği, Dairemiz yerleşik uygulamasına göre eşyanın değerinin hafif olduğu anlaşılmıştır.

Eşyanın değerinin hafif olduğu halde pek hafif olduğunun kabulü ile sanık hakkında eksik ceza tayini aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

Sanığa soruşturma aşamasında etkin pişmanlık ihtaratı yapılmamış ise de sanığın ihtar edilen tutarı ödeme gücü bulunmadığını beyan etmesi nedeniyle Tebliğname'de yer alan bozma görüşüne iştirak edilmemiştir.

Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.

Temel cezanın belirlenmesi sırasında uygulama yeri bulunmayan 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrasının gösterilmesi suretiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 232 nci maddesinin altıncı fıkrasına muhalefet edilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen bu husus dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasının temel cezanın belirlenmesine ilişkin bendinden "3/18 son yollaması ile" ibaresinin çıkartılması suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 04.04.2024 tarihinde karar verildi.