Kısmen kabul
Taraflar arasındaki markanın devri, alan adının iptali, tecavüzün önlenmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddi ile kamu düzeni gereği İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin Bulgaristan Cumhuriyeti Patent ofisi nezdinde "..." ibareli marka tescillerinin bulunduğunu, bu markalardan 00018211 sayılı olanın 6. ve 7. sınıflarda 00018212 sayılı olanının 06., 07., ve 31. Sınıflarda; 2010/115687N sayılı olanın 07., 12., ve 35., sınıflarda ibareli markaların sahibi olduğunu, davacının 1055076 uluslararası tescil nolu markanın sahibi olduğunu ve bu markanın markaların tesciline dair Uluslararası Madrit Protokolü uyarınca Çin, Almanya, İtalya ve Rusya da 07. ve 12. sınıf emtiaları için tescil ettirdiğini, alanında dünyaca tanınmış bir şirket olduğunu, davacının ticaret ünvanı olan ... ibaresinin davacıya ait marka olduğunu ve gerçek hak sahibinin davacı olduğunu, davacının Asya daki distribütörünün davalı şirket olduğunu, davalı ve davacı şirket ile aralarında yapılmış olan sözleşme ile C ... markasının bu şirketler adına tescili için herhangi bir yetki verilmediğini, buna rağmen, Asya distrübütörü olan ... Makine İth İhr Turizm San. ve Tic. Ltd. Şti. ve aynı şirketle organik bağı içinde olan ... Makine İth İhr Turizm San. ve Tic. Ltd. Şti. ve aynı şirketle organik bağ içinde olan ... Makine İth İhr Tur San ve Tic Ltd Şti.'nin Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde kendi adına C ... markasını 7. ve 12. sınıflarda 2008/38486 No ile tescil ettirdiğini ve davalının www.....com.tr alan adını alarak faaliyette bulunduğunu, bu durumun davacı tarafından öğrenilmesi üzerine dava açıldığını, bu davada 2008/38436 nolu markanın hükümsüzlüğü ile ilgili alan adına erişim engellenmesine karar verildiğini ve bunun kesinleştiğini, ancak yargılama devam ederken davalı şirketin bir kez daha kötüniyetle ... ibaresinin 07 ve 12.sınıflarda tescili için 2012/46881 nolu başvuruda bulunduğunu ve sözkonusu markanın tescil edilmiş oduğunu, davalının bu davranışlarının kötü niyetli olduğunu, davalı markasının davacı markası ile görsel ve fonetik açıdan ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, davalı adına yapılan marka tescilinin davacı şirkete zarar verdiğini, 2012/46887 sayılı markanın gerçek hak sahibi olan davacıya devri ve tesciline mümkün olmaması halinde markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, alan adının iptaline, davalının tecavüz teşkil eden eylemlerinin yasaklanmasına, önlenmesine ve durdurulmasına, müvekkili şirketin marka hakkına tecavüz teşkil eden eylemlerinden dolayı 20.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile beraber ödenmesine, karar kesinleştikten sonra hükmün tirajı en yüksek üç gazeteden birinde ilanına, ilan masrafının davalı şirket tarafından ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu markanın başvuru tarihinin 22.05.2012 olması nedeni ile başvurudan itibaren 5 yıldan fazla beklenerek bu davanın açıldığı, bu nedenle davacının da dava açma hakkının olmadığını çünkü hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, davalının tescilli markasını kullandığını, bu nedenle bir marka hak ihlalinin söz konusu olmadığını, marka tescilinde mülkilik ilkesi gereği bir ülkede yapılan tescil sadece o ülkeyi bağladığını, dolayısıyla Bulgaristan'da tescil edilmiş bulunan bir markanın Bulgaristan Kanunlarına tabi olup Türk Kanunları uyarınca Türkiye'de tescilli olmadığını, tescilli markanın kullanılması engellenemeyeceğinden ve zaten marka davacı tarafça fiilen açıkça kullanıldığından markanın devrini, markanın kullanımının engellenmesine, www.....com.tr internet alan adının, engellenmesine ilişkin ihtiyati tedbir talebinin tümden reddine, davanın tazminat talepleri başta olmak üzere tüm talepleri ile reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacının,1960 yılından beri tüm dünyada tarım araçları, yol yapım araçları alanında faaliyet gösteren "..." markasını uzun yıllardan beri kullandığı ve dünyaca tanınmış bir marka haline getirdiği, davacı şirketle, ... ... Mak. İth. Turizm. San ve Tic. Ltd. Şti. arasında 2007 yılından 2011 yılına kadar distribütörlük sözleşmesi yapıldığı, bu şirketle davalı şirket arasında, her iki şirketin adreslerinin, ortaklarının, yetkililerinin, iletişim bilgilerinin, ticaret ünvanlarındaki esas ve ayırt edici unsur olan "..." ibaresinin ve her iki şirketin ticari faaliyet alanlarının aynı olması nedeniyle organik bağın varlığının sabit olduğu, bu nedenle davalı şirketin, davacı şirketin Türkiye'deki ticari vekili ve temsilcisi konumunda olduğu, ancak davalının 2008/38486 sayılı "C ..." markasını adına tescil ettirdiği, bu markayla ilgili olarak davacı şirket tarafından 07.07.2011 tarihinde açılan davanın yapılan yargılaması sonucunda markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verildiği ve kararın yüksek mahkemece de onanarak kesinleştiği, daha sonra davalının bu kez 2012/46887 Ticaret numarasıyla "..." markasını 07 ve 12. sınıflarda 22.05.2012 tarihinde tekrar adına tescil ettirdiği, davalının, davacı marka ve logosunun birebir aynısını kendi adına tescil ettirmesinin, bu markanın iptali üzerine bir başka benzerini tekrar adına tescil ettirmesinin iyi niyetli bir davranış olarak kabul edilemeyeceği, bu nedenle 6969 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 25 inci maddesinin altıncı fıkrasında belirtilen davacı yönünden sessiz kalma yoluyla hak kaybı koşullarının oluşmadığı, aynı maddenin birinci fıkrası uyarınca davalı adına kayıtlı 2012/46887 sayılı marka yönünden hükümsüzlük şartlarının ve markanın davacıya devri koşullarının oluştuğu, davalının marka başvurusunun kötü niyetli olması karşısında davacının manevi tazminat talep etmekte haklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile davalı adına tescilli 22.05.2012 tarih ve 2012/46887 sayılı markanın davacı şirket adına devir ve tesciline, davalıya ait www.....com.tr alan adının iptaline, bu şekilde davalının marka hakkına tecavüzün men'ine, manevi tazminat bakımından talebin kısmen kabulü ile 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar kesinleştiğinde hükmün masrafı davalıya ait olmak üzere trajı 50.000,00 üstü bir gazetede ilanına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, hak düşürücü süre itirazlarının dikkate alınmadığını, dava konusu marka zaten kesinleşmiş bulunan Kocaeli 3. Asliye Hukuk Mahkemesi 2014/793 E. sayılı dosyaya konu markanın devamı olduğundan ayrıca bu marka ile ilgili tazminat taleplerinin de kabul edilmemesi gerektiğini, aynı konuda iki kez tazminata hükmedilemeyeceğini, davacı tarafın, müvekkil ile davası devam ederken dahi müvekkile mal satmaya devam ettiğini, alan adı tescili marka hakkı ihlali olmadığını, davacı tarafın uğradığı bir zarar söz konusu olmadığını, marka zaten davacı tarafın Türkiye distribütörü tarafından hiçbir engel olmaksızın çok aktif şekilde kullanılmakla müvekkil bu kullanıma hakkı olduğu halde herhangi bir müdahalede bulunmamış iken davacı tarafın hem ihtiyati tedbir hem de tazminat talebinde bulunmasının hukuki temeli bulunmadığını, ortada tazminat gerektirecek yeni bir eylem bulunmadığını, söz konusu davayı açmak için 5 yıl beklediği için kötü niyetli olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının başta tazminat kararları olmak üzere kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, tüm dosya kapsamı delillere göre usul ve yasaya aykırı bir bulunmadığı, mahkemenin bu konulardaki gerekçelerinin ve takdirinin yerinde olduğu, ancak mahkemece, davalı adına tescilli olan 22.05.2012 tarih ve 2012/46887 sayılı "..." markasının davacı şirket adına devir ve tesciline şeklinde karar verilmesinin doğru olmadığı, tescil işlemi, kanunda belirlenen idari aşamalardan geçildikten sonra gerçekleşecek bir sonuç olup, aşamalar gerçekleşmeden yapılan tescil isteminin reddedilmesi gerektiği, bu durum karşısında davacının tescil isteminin reddine, devir isteminin ise kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, yerel mahkemenin kararının kamu düzeni gereğince kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, davalı adına tescilli 22.05.2012 tarih ve 2012/46887 sayılı markanın davacı şirket adına devrine, tescile ilişkin istemin idari işlem olduğundan reddine, davalıya ait www.....com.tr alan adının iptaline, bu şekilde davalının marka hakkına tecavüzün men'ine, manevi tazminat bakımından talebin kısmen kabulü ile, 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar kesinleştiğinde hükmün masrafı davalıya ait olmak üzere trajı 50.000,00 üstü bir gazetede ilanına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık, davalı adına tescilli markanın, gerçek hak sahibi olduğu ileri sürülen davacı adına tesciline, olmadığı takdirde hükümsüzlüğüne ve sicilden silinmesine, internet erişiminin önlenmesine, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tedbiren durdurulmasına, önlenmesine, manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.