Esastan ret
Taraflar arasındaki patent hakkına tecavüzün men'i asıl, patentin hükümsüzlüğü karşı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Asıl davaya ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı-karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
Davacı-karşı davalı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Bulaşıcı Akdeniz Humması (FMF) geni buluş başlıklı TR 2000/00435 B sayılı patentin inhisari lisans sahibi olduğunu, Patent sahibi Genethon tarafından 13.08.1998 tarihinde PCT/FR98/01805 PCT başvuru numarası ile yapılan başvurunun 22.10.2007 tarihinden itibaren TR 2000/00435 B sayı ile tescil edildiğini, davalı şirketin patent hakları müvekkiline ait olan TR 2000/00435 B sayılı patente konu buluşu izinsiz olarak kullandığının ve piyasaya sunmakta olduğunun öğrenildiğini, davalı şirkete ihtarname gönderildiğini, davalı tarafından müvekkili şirkete gönderilen ihtarnamede, davalı şirketin faaliyetlerinin müvekkilinin patentinin koruma kapsamında olmadığının iddia edildiğini, müvekkili şirket tarafından TR 2000/00435 B sayılı patent ve bu patent kapsamında kullanılan usuller kullanılarak üretilip satış ve pazarlaması yapılan orijinal FMF test kiti ve davalı tarafından üretilip satılan FMF test kiti incelendiğinde müvekkili şirketin patent haklarına açıkça tecavüz ettiğinin görüleceğini ileri sürerek kullanım hakkı davacıya ait olan TR 2000/00435 B sayılı patentin kapsamında olan buluş konusunun davalı tarafından kullanımının engellenmesi için dava konusu FMF test kitlerinin üretimi ve pazarlanmasının men’i, piyasaya dağıtılmış diğer ürünlerin toplatılmasını, dava konusu patent haklarına davalı tarafından yapılan her türlü tecavüz fiilinin durdurulması ve bu tecavüzün giderilmesini, patentten doğan haklara tecavüz suretiyle üretilen ürünlere, bunların üretiminde doğrudan doğruya kullanılan araçlara el konulması ve davalının patent kapsamında korunmakta olan usulleri kullanarak ticaret yapmasının yasaklanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı-karşı davacı vekili cevap dilekçesinde; davacının halihazırda hukuken inhisari lisans hakkı sahibi olmadığını, dava dilekçesi ekinde sunulmuş olan lisans kaydının geçerliliğini yitirdiğini ve davacının dava tarihinde lisans sahibi olup olmadığının muallak olduğunu, TR 2000/00435 B sayılı patentin hükümsüz kılınması gerektiğini, anılan patentin biyoteknolojik ürün ve usulleri tarif ettiğinden patentlenemez nitelikte olduğunu ve patentin istemlerinin tümü tek tek tekniğin bilinen durumuna dahil dökümanlar karşısında detaylı olarak değerlendirilerek, istemlerin yenilik ve buluş basamağı içermediğinin iddia edilerek hükümsüzlük talebiyle karşı dava açıldığını, davacı tarafından sunulan dava konusu patentin WIPO kaydı buluşun özetinin koruma kapsamı bakımından hiçbir ehemmiyeti olmadığını, başvuru sırasında kullanılan bu istemlerin patentin inceleme işlemleri sırasında değiştirildiğini, tescil edilen son istemlerin davalı tarafından sunulduğunu, tecavüzün varlığının söz konusu olamayacağını savunarak asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davanın davalısı tarafından dava konusu olan TR 2000/00435 nolu patentin hükümsüz kılınması istemiyle karşı dava açıldığı, ancak bu davanın takip edilmeyeceği belirtildiğinden karşı davanın 07.12.2010 tarihinde yapılan celsede işlemden kaldırıldığı, süresi içerisinde de yenilenmediği, davacının dava açma hakkının olup olmadığının değerlendirilmesinde, lisans sözleşmesinin 20.07.2007 tarihinde patent siciline kaydedildiği, davacının lisans sözleşmesinden 3 üncü maddesinde, “inhisari hakların 31.12.2008 tarihinde sona eren dönem için kullanılacağı ve 2008 yılının son çeyreğinde tarafların sözü edilen inhisariliğin 2009 yılından itibaren devam etmesine ilişkin mali şartları makul biçimde ve iyi niyet çerçevesinde müzakere edip kararlaştıracağı” belirtilse de, sözleşmenin 3.2 nci maddesinde, tarafların 31.12.2008 tarihinde sona eren inhisarilik dönemini takip eden 30 gün içinde anlaşmaya varamamaları durumunda lisans ücreti tutarlarının 2012 yılına kadar ne şekilde belirleneceği, 2011 yılının son çeyreğinde, tarafların inhisariliğin 2012 yılından itibaren devam etme şartlarının müzakere edileceği belirlenmiş olup, patent sahibinin 28.06.2010 tarihli yazısı ile sözleşmenin 3 üncü maddesine atıfta bulunarak, lisans alana bölge sınırları dahilinde verilen münhasır hakların genişletildiğini ve bunların lisans sözleşmesinin yürürlük tarihinden 2012 yılına dek yürürlükte olacağının teyit edildiği, davalının ürünlerinin, davacının TR 2008 00450 T4 sayılı patentinin geçerli olan 10,11,15,16,17,19 ve 23 nolu bağımsız istemlerinin ve 12,13,14,18,20,21,22 ve 24 nolu bağımlı istemlerinin kapsamına girdiği gerekçesi ile asıl davanın kısmen kabulüne, davalı ürünlerinin davacı adına tescilli TR 2000/00435 tescil nolu patentin 10-11-15-16-17-19 ve 23 nolu bağımsız istemlerine, 12-13-14-18-20-21-22 ve 24 nolu bağımlı istemlerine yapılan tecavüz fiillerinin durdurulmasına ve tecavüzün giderilmesine, bu kapsamda TR 2000/00435 nolu patentin yukarıda yazılan bağımlı ve bağımsız istemlerden doğan haklara tecavüz sureti ile üretilen veya ithal edilen ürünlere, bunların üretiminde kullanılan araçlara, patente bağlı usullerin kullanımını sağlayan araçlara el konulmasına, davalının davacıya ait patentin yukarıda sayılan bağımlı ve bağımsız istemlerini kullanarak ticaret yapmasının yasaklanmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine, kararın ulusal çapta yayın yapan gazetede bir defa ilanına, karşı davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davalı vekili asıl davaya ilişkin karara karşı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Asıl davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu hastalığın genetik alanına ilişkin bir hastalık olduğunu, bilirkişilerin hiçbirinin genetik alanında uzman isimler olmadığını, dava konusu hastalığı doğru tespit edemediklerini, eksik ve hatalı bir yöntem kullanılarak yapılan bilirkişi incelemesini ve sonuçlarını kabul etmediklerini, dava konusu patent belgesinde dört adet mutasyon tespit edilebilirken müvekkilinin ürettiği kit ile altı adet mutasyon tespit edilebildiğini, dava konusu patent sahibinin iddiası ve bu iddia sonucu patent alma sebebi eğer potansiyel mutasyon gen bölgesini daraltmak ise müvekkili firmanın böyle bir dar gen bölgesi aralığında zaten çalışmadığını, dolayısıyla tecavüzün varlığının da söz konusu olmadığını, ayrıca davacı tarafa ait patentin başlığından da anlaşılacağı üzere bulaşıcı hastalıklar için ortaya konulmuş bir patent olduğunu, her ne kadar bilirkişiler ek raporlarında bahsi geçen hastalığın ailevi akdeniz humması olduğunu ve kalıtsal olarak geçtiğini, herhangi bir bulaşıcılığının olmadığını belirtmişse de bu hususta geniş ve doyurucu bir açıklamada bulunmadıklarını, patentin isminin bulaşıcı akdeniz humması olduğu göz önünde bulundurulduğunda genetik ve infeksiyon hastalıklarında uzman bir bilirkişi tarafından söz konusu hususun incelenmesi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamında görüşüne başvurulan bilirkişi heyeti raporunda, davalının ürünlerinin davacının TR 2008 00450 T4 sayılı patentinin geçerli olan 10,11,15,16,17,19 ve 23 nolu bağımsız istemlerinin ve 12,13,14,18,20,21,22 ve 24 nolu bağımlı istemlerinin kapsamına girdiğinin belirlendiği, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davalı vekili asıl davada temyiz isteminde bulunmuştur.
Asıl davalı vekili temyiz dilekçesinde istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek asıl davaya ilişkin kararın bozulmasını istemiştir.
Asıl dava, patent hakkına tecavüzün durdurulması ve giderilmesi istemine ilişkindir.
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.Mülga 551 sayılı Patent Haklarının Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 7,9 ve 136 ncı maddeleri.
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.