Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; davacı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. ve 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk Derece Mahkemesince, davacı vekilinin davacının aracına haksız el koyma nedeniyle 150.000 TL maddi tazminatın el koyma tarihinden işleyecek yasal faizi ile ödenmesine ilişkin talebinin reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca davacı vekilinin temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

Davacı vekilinin temyiz sebepleri; davanın kabulü gerektiğine ilişkindir.

III. DAVANIN KONUSU
İlk Derece Mahkemesince, davaya konu (suça konu) ...plaka sayılı aracın davacı tarafından sanık Ubeydullah'a verildiği, sanığın söz konusu aracı Van iline götürmek suretiyle bu araca yaklaşık 50 kg civarında eroin maddesinin koyduğunun kolluk görevlilerine gelen ihbar neticesinde söz konusu araçta 23/05/2016 tarihinde uyuşturucu maddelerin ele geçirildiği, kolluk görevlileri tarafından söz konusu aracın el konulması işleminde herhangi bir usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı esasen sanık Ubeydullah hakkında açılan kamu davasında davaya konu araç yönünden TCK'nın 54. maddesi uyarınca müsaderesi talep edildiği, yapılan yargılama neticesinde davaya konu aracın iyi niyetli 3. kişi konumunda bulunan davacı ...'a iadesine karar verilmiş ise de, söz konusu araçla ilgili olarak kolluk görevlileri tarafından el konulmasında, adli mercilerce el koyma işleminin onaylanmasına yönelik yargısal işlemlerde herhangi bir usule aykırılık bulunmadığı, bu araçla ilgili el koyma, alıkonulma işlemlerine dayanak teşkil eden sorumluluğun sanık Ubeydullah'a ait olduğu, bu yönüyle davacı vekili tarafından bu nedenle maliye hazinesinden tazminat talep edemeyeceği, bir başka deyişle maliye hazinesinin yapılan işlemlerde herhangi bir kusur sorumluluğunun bulunmadığı sonuç ve kanaatine varıldığından davacı vekilinin maddi tazminat talebinin yasal koşulları oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince reddedilen davada, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre davacı vekilinin sair temyiz sebeplerinin reddine, ancak;

İlk derece mahkemesince dava konusu aracın kolluk görevlileri tarafından el konulmasında, adli mercilerce el koyma işleminin onaylanmasına yönelik yargısal işlemlerde herhangi bir usule aykırılık bulunmadığı, bu araçla ilgili el koyma, alıkonulma işlemlerine dayanak teşkil eden sorumluluğun sanık Ubeydullah'a ait olduğu, bu yönüyle davacı vekili tarafından bu nedenle maliye hazinesinden tazminat talep edemeyeceği, bir başka deyişle maliye hazinesinin yapılan işlemlerde herhangi bir kusur sorumluluğunun bulunmadığı şeklindeki yetersiz gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ise de Anayasa Mahkemesinin 20.09.2017 tarih, 2014/14195 başvuru numaralı kararında belirttiği hususlar dahilinde, iyiniyetli üçüncü kişilere ait taşınırlar hakkında yapılan fiili el koyma işlemlerine ilişkin olarak bu şahısların zararlarını talep edebilecekleri, ancak bu halde, fiili el koyma süresinin makul olup olmadığı hususunun gözetilmesi gerektiği de dikkate alınarak; kolluk görevlilerince 23.05.2016 tarihinde muhafaza altına alınarak yediemine teslim edilen daha sonra Van Sulh Ceza Hakimliğinin 24.05.2016 tarihli 2016/1548 D .iş sayılı kararıyla araç siciline şerh konulmak üzere el konulmasına karar verilen iyi niyetli 3. kişi konumunda olan davacıya ait dava konusu aracın ceza yargılamasında istinaf incelemesi yapan Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 20.12.2018 tarihli kararı ile iadesine karar verilmesi üzerine davacıya 24.12.2018 tarihinde teslim edildiği, dava konusu aracın makul sürede iade edilip edilmediğine ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmadan hüküm kurulduğunun anlaşılması karşısında; mahkemece CMK’nın 141/1-j maddesi gereğince tazminat isteme koşullarının oluşup oluşmadığının karar yerinde tartışılması suretiyle hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden yetersiz gerekçe ile verilen davanın reddine ilişkin kararın Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine karar verilmesi,

Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Van Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2-a maddesi uyarınca Yüksekova Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Van Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

04.04.2024 tarihinde karar verildi.