02/11/2007 tarihli Asıl Karar:
Lehe olduğu değerlendirilen 765 sayılı TCK.nun 344,59/2. maddeleri, 647 sayılı Yasanın 4. maddesi, 647 sayılı Yasanın 6. maddesi gereğince sanığın 900 YTL adli para cezası ile cezalandırılmasına.
Hüküm ve kararlarda, başvurulacak yasa yolunun, süresinin, başvuru yapılacak mercii ile başvuru şeklinin belirtilmesi gerekmekte olup, sanık hakkında 765 sayılı TCK'nun 344/1,59. maddeleri uyarınca verilen hapis cezasının 647 sayılı Kanunun 4. maddesi gereğince paraya çevrilmesi sonucu hükmolunan adli para cezasının temyizinin olanaklı olduğu halde kesin olduğu belirtilmek suretiyle yüzüne karşı hüküm tefhim olunan sanık müdafiinin yanıltıldığı anlaşılmakla, sanığın öğrenme üzerine temyizinin süresinde olduğu kabul edilip, temyiz isteminin reddine ilişkin 28.12.2010 günlü ek karar kaldırılarak incelenip gereği görüşüldü;
Kimlik bilgileri hakkında yalan beyanda bulunarak bir başka şahıs adına resmi evraktan sayılan bono düzenletmek fiilinin sübutu halinde resmi evrakta sahtecilik suçunu oluşturacağı, sanığın alışverişi yapan ve asıl borçlu olarak senedi imzalayan, ... olarak tanıdığı şahsın sonradan ... olduğunu öğrendiğini savunmasına karşın yapılan grafolojik incelemede senetteki yazı ve imzanın anılan şahsa ait olmadığının anlaşılması, alışveriş için birlikte gittiği ve kefil olduğu şahsın gerçek kimliğini bilmemesinin hayatın olağan akışına uygun düşmemesi hususları dikkate alındığında, sübuta eren resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyetine hükmolunması gerektiği gözetilmeden, suç vasfının tayininde hata sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, kazanılmış hakkın saklı tutulmasına 04.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.