Esastan ret
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararı iptali ve marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı Şirketin 2018/31796 sayılı "..." ibareli marka başvurusuna müvekkilinin "Bİ" ibareli markalarına dayalı itirazının TÜRK PATENT YİDK tarafından nihai olarak reddedildiğini, oysa dava konusu başvurunun müvekkili markalarına ayırt edilemeyecek kadar benzerlik taşıdığını, marka kapsamlarının da benzer bulunduğunu, dolayısıyla markalar arasında karıştırılma ihtimalinin yüksek olduğunu, davalı firmanın bu markayı kullanması halinde müvekkili markalarının tanınmışlığından kaynaklı olarak haksız yarar sağlayacağını, ayrıca müvekkilinin tanınmış markalarının itibarının zarar görebileceğini, müvekkilinin seri markalarının bir tanesi şeklinde algılanacağından halkı yanıltabileceğini, davalı şirketin müvekkilinin tanınmış markasının şöhretinden yararlanmayı amaçladığını, kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, YİDK’in 2019-M-5907 sayılı kararının iptalini, dava konusu markanın hükümsüzlüğünü talep etmiştir.
1.Davalı TÜRK PATENT vekili cevap dilekçesinde; kurum kararının usul ve kanuna uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılma tehlikesi bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ... Tarım San. ve Tic. Ltd. Şti. davaya cevap dilekçesi sunmamış, yargılama sırasında davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu marka başvurusu kapsamında kalan mallarla davacının itirazına mesnet markaların kapsamlarında yer alan malların benzer oldukları, ancak davalı şirkete ait dava konusu markanın, hitap ettiği ortalama tüketici nezdinde, davacıya ait itiraza mesnet markalar ile iltibas tehlikesi oluşturmayacak derecede farklılık taşıdığı, makul derecede dikkatli, özenli ve makul derecede zekaya sahip ortalama tüketicinin, davaya konu marka ile karşılaştığında, bu markanın davacıya ait markalardan farklı bir marka olduğunu hemen ve ilk bakışta algılayabileceği, bu nedenle somut olayda 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası koşullarının oluşmayacağı, her ne kadar aynı Kanun'un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrası hükmü bağlamında tanınmışlık iddiasına dayanılmışsa da, karşılaştırılan işaretlerin benzer olmamaları nedeniyle anılan hükmün ön şartının meydana gelmediği, davalı şirketin kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olguların da ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; denetime elverişsiz bilirkişi raporu göz önünde bulundurularak karar verildiğini, rapora yönelik itirazlarının karşılanmadığını, bilirkişi heyetinin hakim yerine hareket ederek karar verdiğini, bunun sonucu olarak hukuki dinlenilme haklarının ve kararların gerekçeli yazılması gereğinin ihlal edildiğini, müvekkilinin markasının uzun yıllardan beri kullanıldığı ve satıldığı mağazanın Türkiye çapındaki tanınırlığı düşünüldüğünde söz konusu "bi" markalarının tanınmış marka statüsüne kavuştuğunu, ''doğa" kelimesinin ayırt edicilik sağladığı yönündeki kabulün hukuka aykırılık taşıdığını, ayırt ediciliği yüksek hale gelmiş müvekkil markasının davalı markası içinde kullanılma amacının, müvekkilinin tanınırlığından faydalanmak olduğunu, benzerlik değerlendirmesinin markanın tümüne bakılarak yapılması gerektiğini, markalara bakan ortalama tüketicinin gözünde seri marka oluşturulduğu izlenimi oluşabileceğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...+şekil" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "Bİ" asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, zira başvuruda "Bİ" ibaresinin öne çıkarılmayarak bir bütün olarak "..." ibaresine yer verildiği, markaları hecelerine bölerek karıştırılma tehlikesinin değerlendirilemeyeceği, marka işaretleri arasında benzerlik olmadığından davacı markalarının tanınmış olmalarının da varılan sonucu değiştirmeyeceği, dava konusu başvurunun kötü niyetli yapıldığının ispat edilemediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; rapora itirazlarının karşılanmadığını, Mahkemenin bilirkişi raporundan etkilendiğini, bu doğrultuda karar verdiğini, hatta bilirkişi raporunu karara dönüştürdüğünü, markalar arasında açıkça işitsel benzerlik bulunduğunu, davalının tescili talep ettiği marka ile müvekkiline ait "Bİ" markasının aynı tonda ve aynı şekilde okunabileceğini, ortalama tüketici bakımından karıştırılmaya sebebiyet vereceğini, görsel ve işitsel anlamda markalar arasında hiçbir farklılık bulunmadığını, ortalama tüketici nezdinde karıştırılmaya yol açacağını, müvekkili şirketin Türkiye'nin 81 ilinde 10000'i aşkın mağazasında satışını yaptığı marka ibaresi ile toplumun her kesimine hitap ettiğini, tüketiciler nezdinde seri marka izlenimi olan markalarının tanınmışlık vasfını taşıdığını, müvekkilinin "Bİ" ibareli seri markalar oluşturma gayretinde olduğunu, "..." markasının hiçbir ayırt edici özellik taşımadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Dava, TÜRK PATENT YİDK kararı iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci ve beşinci fıkraları.
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.