Birleşen Dava: Elatmanın Önlenmesi Ve Eski Hale Getirme
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, asıl ve birleşen davalar hakkında aktif ve pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş olup, hükmün asıl dava davacılarından ve birleşen dava davalılarından ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Asıl davada davacı ... vekili, vekil edeninin, davalıların maliki oldukları 665 ve 668 parsel sayılı taşınmazlara sınırdaş taşınmazın maliki olduğunu, davalıların müvekkilinin taşınmazına su kuyusu açtırmak ve bir kısmına da iri yapıda taşlar yerleştirmek suretiyle haksız müdahalede bulunduklarını, davalıların bu haksız müdahaleleri neticesinde müvekkilinin kendi taşınmazında tarımsal faaliyet yapamadığını ve kendi taşınmazı içindeki tarihi su gözesinin de kullanılamaz hale geldiğini açıklayarak, davalıların, maliki oldukları 665 ve 668 parsellere bitişik olan vekil edenine ait taşınmaza vaki haksız müdahalelerinin men’ini ve müvekkilinin taşınmazına davalılarca açtırılan su kuyusunun kapatılması, yerleştirdikleri iri yapıdaki taşların taşınmazdan kaldırılması suretiyle vekil edeninin taşınmazının eski hale getirilmesini talep etmiştir. Mahkemece asıl dava davacısı vekiline 13.03.2013 tarihli 5. celsede müvekilinin taşınmazının ada parsel numaraları mahkemeye bildirmesi için kesin süre vererek gerekli ihtaratı yapması üzerine, asıl dava davacısı vekilince süresinde 20.03.2013 tarihli dilekçe ile vekil edeninin taşınmazının 612 parsel olduğu mahkemeye bildirilmiş, ayrıca 04.07.2013 tarihli dilekçe ile de 612 parsel sayılı taşınmazda kayden tam hisse malik olarak görünen ... ...'nun (... oğlu) dosyaya sundukları veraset ilamına göre davadan önce 02.01.2001 tarihinde öldüğünü ve veraset ilamına göre vekil edeni dışındaki dava dışı ... (...) ... (...) ..., ... (...) ... (...) ... (...) ...’nün de mirasçıları olduğunu belirterek dava dışı bu mirasçıların da davacı olarak davaya dahil edilmesini talep etmiş ve Mahkemece bu kişiler de davacı olarak davaya dahil edilmiştir.
Davalılar vekili asıl davaya yönelik cevap dilekçesinde, asıl davanın reddini savunmuştur.
Birleşen davada asıl davanın davalıları olan davacılar vekili müvekkillerine ait 665 ve 668 parsel sayılı taşınmazlara, anılan taşınmazların teknik bilirkişi tarafından ölçülüp belirlenen sınırlarına birleşen davanın davalısı tarafından sınırlardaki tel çit ve direklerin yerlerinden sökülerek ve bu direklerin ve tel çitlerin vekil edenlerinin anılan taşınmazlarından içeri doğru 2-3 metre girilmek suretiyle dikilip yerleştirilerek haksız müdahalede bulunduğunu açıklayarak, birleşen dava davalısının, vekil edenlerinin taşınmazlarına vaki haksız elatmalarının önlenmesini, vekil edenlerinin anılan taşınmazları ile birleşen dava davalısının sınırdaş taşınmazı arasındaki sınırların belirlenerek, birleşen dava davalısı tarafından sökülerek vekil edenlerinin taşınmazları içine 2-3 metre içeri doğru müdahale ile yerleştirilen vekil edenlerine ait tel çit ve direklerin eski hale getirilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, keşifteki gözlemden ve keşfen alınan bilirkişi raporlarından davacıya ait 612 parsel ile davalılara ait 665 ve 668 parsellerin komşu olmadığı dava konusu edilen su gözesinin ise 668 parsel ile 617 parsel sınırında olduğu, dava konusu edilen 612 parselin, 665 ve 668 parsel sayılı taşınmazlara ve su kaynağına 100 metre uzaklıkta olduğunun tespit edildiği, dolayısıyla taşınmazların davacı-birleşen dosya davacısı ile davalı birleşen dosya davacılarına ait taşınmazların komşu olmamaları nedeniyle taşınmazların birbirlerine müdahalesinin fiili olarak mümkün olamayacağı, her ne kadar davacı karşı davalı vekili tarafından parsel numarasının sehven yanlış yazıldığı bildirilmiş ise de, zaten davacı- birleşen dosya davalısı vekiline dava dilekçesinde parsel numarasını yazmadığı için kesin süre verildiği ve bu süre içinde de davacı-birleşen dosya davalısı vekili tarafından parsel numarasının bildirildiği ve bu bildirilen parsel numarasına göre taraf teşkilinin sağlandığı, bu nedenle keşif aşamasından sonra davacı-birleşen dosya davalısı vekilinin sehven parsel numarasının yanlış yazıldığı iddiasının mahkememizce dikkate alınmadığı ve her iki tarafın men’i müdahale ve eski hale getirme taleplerine yönelik olarak karşı tarafın haksız müdahale iddialarını ispat edemedikleri gerekçesiyle “davanın reddine” karar verilmiş olup Mahkeme hükmüne karşı asıl dava davacılarından birleşen dava davalılarından ... vekilince temyiz isteğinde bulunulması üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nce 02.10.2017 tarihli ve 2015/2533 Esas, 2017/4834 Karar sayılı ilamı ile “Toplanan deliller ve dosya içeriğinden davanın 612 parsele yönelik olarak açıldığı; ancak dilekçe içeriğinde Selçuk Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/56 (Değişik İş) sayılı tespit dosyasından bahsedildiği, bu dosyada 617 parselle ilgili tespitin yapıldığı, keşifte de dava edilen su gözesinin 617-665-668 parseller arasında olduğunun tespit edildiği, yine keşifte davacının dava konusu parselin 617 olduğunu bildirdiği, buna rağmen mahkemece davacıya dava ettiği parsel no’sunu bildirmesi için kesin süre verildiğinin anlaşıldığı, somut olayda gerek dava dilekçesi içeriği, gerekse yargılama aşamasında dava edilen parselin 617 parsel olduğunun açık olduğu, buna rağmen davacıya parsel no’sunu bildirmesi için kesin süre verilmesi maddi gerçekle bağdaşmadığı, hal böyle olunca, 617 parselin tapu kayıtları getirtilerek davacı ...’ye aitse yerinde keşif yapılarak bu parsele elatmanın olup olmadığının açıklığa kavuşturulup sonucuna göre karar verilmesi gerekirken dosya kapsamına uygun düşmeyen şekilde kesin süre verilerek bu gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığı, kabule göre de davalar birleştirilse bile ayrı dava özelliğini sürdürdükleri, buna rağmen birleştirilen her bir dava için ayrı hüküm kurulmamasının da isabetsiz olduğu” gerekçesiyle Yerel Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin bozma kararından sonra Mahkemece bozmaya uyulmasına karar verilerek yeni esas numarasından yargılamaya devam olunmuş, asıl davanın davacılarının maliki olduğu iddia edilen 617 parsel numaralı taşınmazın tapu müdürlüğünden tapu kaydı getirtilmiş, keşif yapılmamış ve taraf tanıkları dinlenmemiştir. Mahkemece bozma kararından sonra, dosya kapsamına göre uyulmasına karar verilen Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 02.10.2017 tarihli ve 2015/2533 Esas, 2017/4834 Karar sayılı ilamı kapsamında getirtilen 617 parselin tapu kayıtlarıdan eski 617 (yenileme ile oluşan 187 Ada 42 Parsel) sayılı taşınmazın davacı ...'ye ait olmadığı, dava dışı ... ...'ya ait olduğunun anlaşıldığı, bu kapsamda aktif ve pasif husumet yokluğu sebebi ile asıl ve birleşen davaların reddine karar vermek gerektiği şeklindeki gerekçe ile asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmesi üzerine Mahkeme hükmüne karşı, asıl davanın davacılarından ve birleşen davanın davalılarından ... vekilince asıl davanın reddine yönelik hüküm kısmına karşı temyiz talebinde bulunulmuştur.
Asıl dava ve birleşen dava elatmanın önlenmesi ve eski hale getirme taleplerine dayalıdır.
Somut olayda Mahkemece bozma kararından sonra bozmaya uyulduğu ve asıl davanın davacıları-birleşen davanın davalılarının maliki olduklarını ileri sürdükleri 617 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının dosyaya getirtildiği, tapu kaydında malik olarak görünen kişinin asıl davanın davacılarından-birleşen davanın davalılarından ... olmadığı, dava dışı ... ... olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece her ne kadar bozmaya uyularak 617 parsel (yeni 187 ada 42 parsel) sayılı taşınmazın asıl davanın davacılarından-birleşen davanın davalılarından ... olmadığı gerekçesiyle aktif ve pasif husumet yokluğu nedeniyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmişse de 617 parsel sayılı taşınmazın bozmadan sonra getirtilen tapu kaydından taşınmazın 3402 sayılı Yasa'nın 22/A maddesi uygulamasına tabi tutularak yeni 187 ada 142 parsel numaralarını aldığı taşınmazın tam hisse malikinin ... ... (... kızı) olduğu anlaşılmaktadır. Dosya içerisindeki gerek ... vekiline ait vekaletname içeriğindeki ...’a ait kimlik bilgilerinden gerek ...’ın yanısıra asıl dava davacıları-birleşen dava davalıları olan diğer kişilerin nüfus kayıtları içeriğinden 617 parsel (yeni 187 ada 142 parsel) sayılı taşınmazın kayden tam hisse maliki olan ... ... (... kızı)’nun 02.01.2011 tarihinde öldüğü, eşi olan ... ... (... oğlu)’nun 02.01.2001 tarihinde öldüğü, asıl davanın davacıları-birleşen davanın davalıları olan ..., ... (...) ... (...) ..., ... (...) İsmihan (...) ... (...) ...’nün müteveffa ... ... (... kızı)’nun miraşçı çocukları oldukları anlaşılmaktadır. Hal böyle iken Tapu maliki ... ... (... kızı)’nun asıl dava davacılarının-birleşen dava davalılarının aktif dava ehliyeti bulunduğuna göre dava konusu taşınmazlar başında alanında uzman bilirkişiler ile keşif yapılması, mahalli bilirkişiler ve taraf tanıklarının keşif mahallinde dinlenmesi ve tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde toplanmış ve toplanacak deliller çerçesinde (temyize gelen taraf dikkate alınarak) asıl dava hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle asıl dava davacılarından-birleşen dava davalılarından ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne, usul ve yasaya aykırı olan hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 27.05.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.