Davanın kabulüne

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

İzmir ili ...ilçesi ...Köyü çalışma alanında, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) Geçici 8. maddesine istinaden yapılan kadastro sırasında, 101 ada 1 parsel sayılı 7.516,25 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, " taşınmaz üzerindeki evin ...'e ait olduğu " şerhi yazılarak, "içinde ev olan tarla" vasfıyla Hazine adına tespit edildikten sonra, ...'ün itirazı üzerine Kadastro Komisyonunun 21.03.2013 tarihli kararı ile, taşınmazın vasfı iptal edilerek, "içinde ev olan zeytinli tarla" vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmiştir.

Davacı ... vekili dava dilekçesinde; İzmir ili ...ilçesi ...Köyü 101 ada 1 parsel sayılı taşınmazın, 1955 yılından itibaren önce babası tarafından daha sonra ise davacı tarafından zilyetliğinde bulundurulduğunu, davacının taşınmazın üzerine iki adet ev inşa ettiğini ve hayvan barınağı yaptığını, taşınmaz üzerinde bulunan zeytin ağaçlarını aşıladığını ve bu surette zilyetliğini sürdürdüğünü ileri sürerek, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın davacı adına tescilini istemiştir.

Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; çekişmeli taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup, zilyetlikle iktisabı mümkün bulunmadığı gibi zilyetlikle kazanım koşullarının da gerçekleşmediğini ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin 21.05.2015 tarih ve 2013/274 Esas, 2015/222 Karar sayılı kararı ile; "... çekişmeli taşınmazın orman sayılmayan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen yerlerden olup, davacının miras bırakanı olan ... tarafından 1970'li yıllarda zeytin ve meyve ağacı dikmek suretiyle başlatılan imar ve ihya faaliyetinin yaklaşık 10 yıl sürdükten sonra 1980 yılında tamamlandığı ve bu tarihten sonra davacı tarafından eklemeli olarak 30 - 35 yılı aşkın süre ile nizasız ve fasılasız olarak zilyetliğin sürdürüldüğü ve dolayısıyla taşınmazla ilgili olarak davacı yararına zilyetlikle iktisap koşullarının gerçekleştiği...." gerekçesiyle, dahili davalılar ... ile ... yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı Hazine yönünden davanın kabulüne ve çekişmeli 101 ada 1 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hükmün, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 15.12.2015 tarih ve 2015/18017 Esas, 2015/15430 Karar sayılı ilamıyla; "...yapılan inceleme ve araştırmanın hüküm kurmak için yeterli bulunmadığı gibi çekişmeli taşınmazın niteliğinin belirlenmesi için gerekli olan hava fotoğrafları getirtilip yöntemince uygulanmadığı açıklanarak, taşınmazın tespit tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ait üç ayrı tarihte çekilmiş stereoskopik hava fotoğrafları getirtilip dosyanın ikmal edilmesi, daha sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, üç kişilik ziraatçi bilirkişi kurulu ve fen bilirkişisi huzuruyla yeniden keşif yapılması, keşif sırasında; yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın tespit tarihinden 20-25 yıl öncesinde kimler tarafından neye istinaden zilyet edildiğine ilişkin maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınması, taşınmazın imar-ihyaya konu edilip edilmediği, imar-ihyaya konu edilmiş ise ihyanın hangi tarihte başlayıp ne zaman bitirildiği, etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılması, bilirkişi ve tanık sözlerinin komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmesi, jeodezi ve fotogrametri mühendisinden oluşacak üç kişilik uzman bilirkişiler kuruluna dosyanın tevdii ile dava konusu taşınmazın tespit tarihine göre 15-20-25 yıl öncesine ait ve üç ayrı tarihte çekilmiş stereoskopik hava fotoğrafları üzerinde uygulama yaptırılarak taşınmazın niteliği ile taşınmaz üzerinde imar-ihya işlemlerine başlandığı ve tamamlandığı tarihin ve tarımsal amaçlı zilyetliğin başlangıç tarihinin ayrı ayrı saptanması, üç kişilik ziraat bilirkişi kurulundan taşınmazda bulunan zeytin ağaçlarının ve diğer ağaçların sonradan taşınmaza taşınıp taşınmadığı belirtilerek taşınmazın niteliği ve bitki örtüsüyle ilgili, fen bilirkişisinden ise keşfi takibe elverişli krokili rapor alınması, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile iktisap koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi..." gereğine değinilerek bozulmasına karar verilmiş olup; İlk Derece Mahkemesince önceki kararda direnilmesine karar verilmesi ve iş bu kararın davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 25.04.2018 tarihli ve 2017/16 - 2747 Esas, 2018/982 Karar sayılı ilamıyla; "...öncesi tespit harici bırakılıp, imar ve ihyaya muhtaç olan yerlerin, koşulların bulunması hâlinde zilyetlikle kazanılmasının mümkün olduğu, ancak İlk Derece Mahkemesince yapılan keşifte bilgisine başvurulan bilirkişi ve tanıkların sözlerinin soyut nitelikte olduğu gibi, taşınmazın niteliği ile ilgili alınan esas ve ek ziraat bilirkişi raporlarının da teknik ve bilimsel verilerden uzak olduğu, ayrıca tespit tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ait üç ayrı tarihte çekilmiş hava fotoğrafları üzerinde uzman jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi eliyle inceleme yaptırılması gerekirken, harita mühendisi bilirkişi tarafından hava fotoğrafı üzerinde inceleme yaptırıldığı açıklanarak dava sonucunda yararı olmayan elverdiğince yaşlı, yansız yerel bilirkişiler ve tarafların göstereceği tanıkların tümü ile önceki bilirkişiler dışında seçilecek 3 kişilik ziraat mühendislerinden oluşan ziraatçi bilirkişi kurulu, bir harita mühendisi bilirkişi hazır olduğu hâlde taşınmaz başında yeniden keşif yapılması, yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, ilk olarak ne zaman ve nasıl kullanılmaya başlandığı, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, taşınmazın öncesinde tespit harici alan olduğu göz önünde bulundurularak imar ve ihyaya konu edilip edilmediği, edilmiş ise ihyanın ne zaman başlayıp bitirildiği hususlarının etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılması, dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanlarının çelişmesi hâlinde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişkilerin giderilmesine çalışılması, harita mühendisi bilirkişiden keşfi takibe elverişli, dava konusu taşınmazı komşularıyla birlikte gösterir krokili rapor alınması, üç kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulundan taşınmazın toprak yapısı ve niteliğini, zirai durumunu, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şekli ve süresini, taşınmazlar üzerindeki bitki örtüsü (özellikle bitkilerin aşı yaşları), imar ve ihyaya konu edilmişse, imar-ihyanın tamamlandığı tarihi bildirir ve komşu parsellerle karşılaştırmalı değerlendirmeyi ve taşınmazların değişik yönlerden çekilmiş renkli fotoğraflarını da içerir ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınması, üç kişilik jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiden yukarıda belirtilen tarihlerde çekilmiş üç adet hava fotoğrafının (özellikle iktisaba elverişli en yakın tarih olan 1995 yılı hava fotoğrafı) stereoskop aletiyle incelenmesi neticesinde taşınmazın sınırlarını ve niteliğini, mümkün olduğu takdirde (1995 yılı öncesine ilişkin) taşınmazda imar ve ihya tamamlanmış ise hangi tarihte tamamlandığını belirtir şekilde rapor alınması, böylece tespit tarihine kadar 3402 sayılı Kanun'un 14 ve 17. maddelerinde öngörülen koşulların davacı yararına gerçekleşmiş olup olmadığına ilişkin olarak tüm delillerin değerlendirilmesi, ayrıca çekişmeli taşınmazın öncesinde tespit harici bırakılan alanlardan olduğu anlaşılmakla tespit harici bırakılma nedeni ve tarihi ile ilgili bilgi ve belgenin ilgili kurumdan sorularak alınacak cevabi yazının dosya içerisinde konulması ve toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi..." gereğine değinilerek, direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, "...çekişmeli taşınmazın kesinleşen orman kadastrosuna göre orman sınırları dışında kaldığı, üzerinde ve yakın çevresinde eylemli orman bulunmadığı, genel eğiminin % 1 - 2 olması nedeni ile toprak muhafaza karakteri taşımadığı, mera - otlak gibi ortak kullanılan alanlarından olmadığı, bölgede 1965 yılında yapılan tapulama çalışmalarında kimsenin kullanımında olmadığından tapulama dışında bırakıldığı, 1964 ve 1975 tarihli hava fotoğraflarında taşınmazın ve çevresinin tarım alanı olduğu, dava konusu aşınmazın içinde yapıların bulunduğu, 1988 tarihli hava fotoğrafında dava konusu taşınmazın içinde bulunan yapıların arttığı, 1995 tarihli hava fotoğrafında davalı taşınmazın kullanımının devam ettiğinin, yapılaşmanın ve tarımsal faaliyetin mevcut olduğunun tespit edildiği, davacının babası ...'ün 1970 - 1975 yıllarında çekişmeli taşınmazı, bitişiğinde bulunan tapulu tarlaları ile birlikte tarım arazisi olarak kullanmaya başladığı ve içine ikamet amaçlı tek katlı iki ev ve bir adet hayvan damı yaptırdığı, zeytin ve meyve ağaçları diktiği, üzerinde bulunan zeytin ve meyve ağaçlarının hazır aşılı olarak dikildiği, taşınmaz üzerinde 9 adet 50 - 55 yaşında zeytin ağacı, 1 adet 50 yaşında dut ağacı, 4 adet 40 yaşında dut ağacı, 1 adet 40 yaşında incir ağacı, 6 adet 35-40 yaşında zeytin ağacı bulunduğu, tüm bu hususlar dikkate alındığında taşınmazda tarımsal faaliyetin en az 50 yıl önce başlamış olduğu, bilirkişi raporunda belirtildiği üzere dava konusu taşınmazın köy yerleşim alanının kenarında ve tarım arazileri içinde olması, ayrıca toprak yapısı, genel eğiminin ortalama %1-2 düzeyinde olup toprak muhafaza karakteri taşımaması nedeniyle imar ve ihya gerektirmeyen tarım arazisi niteliğinde olduğu, davacının dava konusu taşınmazda babasının yaptırdığı evde ailesi ile birlikte ikamet ederken daha sonra taşınmaz üzerinde kendisinin ve ailesinin ikamet edeceği iki katlı ev, bir adet kapalı ve bir adet açık hayvan barınağı yaptırdığı, üzerine meyve ve zeytin ağaçları dikmeye devam ettiği, taşınmazın diğer sınırlarında buğday ekimi yaptığı, tespit tarihine kadar davacının babası ... ve sonrasında davacı tarafından nizasız fasılasız zilyetlikle kullanıldığı, yargılama sırasında ...'ün diğer mirasçıları ..., ..., ... ve ...'ın dava konusu taşınmazdan miras payı istemedikleri, taşınmazın davacı adına tapuya tescil edilmesine rıza ve muvafakatlerinin bulunduğuna dair noterde düzenlenmiş muvafakatname sundukları ve bu surette davacı lehine zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu ..." gerekçesiyle, dahili davalılar ... ve ... yönünden verilen önceki tarihli husumet nedeni ile ret kararı kesinleşmiş olduğundan bu hususta yeniden karar verilmesine yer olmadığına, davalı Hazine yönünden davanın kabulüne, çekişmeli 101 ada 1 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 02.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.