Esas hakkında yeniden hüküm kurulması
SAYISI: 2021/315 E., 2021/476 K.
Taraflar arasındaki markanın hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ... adına 6 ve 19 sınıflardaki ürünler yönünden tescil ettirilen 2010/05792 kod no.lu markanın benzerlik, tanınmışlık, ticaret unvanının ihlali, gerçek hak sahipliği, haksız rekabet ve kötü niyet nedenlerine dayalı olarak 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükümündeki Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ile aynı maddenin üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkraları, ile 556 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (i) bendi ile 35 inci maddesi, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 41,42,54,56,57 nci maddesinin beşinci fıkrası gereğince hükümsüzlüğüne, Türk Patent ve Marka Kurumu'nda (TÜRK PATENT) kayıtlı tutulan 2007/05792 kod no.lu ... ibareli markanın sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; haksız ve hukuki mesnetten yoksun davanın reddi gerektiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı markasının tanınmış bir marka olarak değerlendirilemeyeceği ancak davalının tescilli markasının davacının ticaret unvanı ile benzer olduğu ve davacının fiilen iştigal ettiği faaliyet kapsamı bakımından benzer olduğu, bu nedenle davacının Paris Sözleşmesi 8. maddesi gereğince öncelik hakkına sahip bulunduğu, 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince gerçek hak sahibi yönünde yapılan incelemede, davacının bu yönden aranan şartları taşımadığını, davalının tescilli markasını kullanmasının haksız rekabet oluşturmadığı, ancak davalının marka başvurusunda kötü niyetli olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne davalı adına 2007/05792 numarası ile tescilli "..." markasının hükümsüzlüğüne, TÜRK PATENT'te tutulan resmi marka sicilinden terkinine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;davacının açmış olduğu huzurdaki davasının haksız olduğunu, davacının tanınmış marka ve ticaret unvanı korumasından yararlanamayacağını, davacının gerçek hak sahibi olmadığını, mahkemenin de davacının gerçek hak sahibi olmadığını kabul ettiğini ve gerçek hak sahibi olmayan davacının 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin beşinci fıkrası ve Paris Sözleşmesi 8 inci maddesindeki korumadan faydalanamayacağını, davacının ünvanı ile müvekkil markası arasında iltibas söz konusu olmadığını, müvekkilin kendi tescilli markasını kullanımının haksız rekabet sonucunu doğurmayacağını, ilk derece mahkemesi kararı, esas yönünden hukuka aykırı olup usul yönünden ise davadaki taleplerin tamamı kabul edilmediği halde davanın kül halinde kabulüne karar verilmesi yönünden hatalı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, hükme esas alınan her iki bilirkişi raporunun somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, denetime elverişli, hüküm kurmaya yeterli ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu, 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin beşinci fıkrasına göre tescil için başvurusu yapılmış markanın, başkasına ait kişi ismi, fotoğrafı, telif hakkı veya herhangi bir sınai mülkiyet hakkını kapsaması halinde, hak sahibinin itirazı üzerine tescil başvurusunun reddedileceği, bu durumun, aynı zamanda 556 sayılı KHK'nın 42 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca hükümsüzlük nedeni olduğu, davacının "Creaton" ticaret ünvanını 06.04.1992 tarihli ortaklar kurulu kararı ile kullanmaya başladığı, ... ünvanında ayrtı edici unsurun Creaton ibaresi olduğu, ... ibaresinin zaten AŞ anlamına geldiği, davalıya ait "..." ibaresi ile davacıya ait "..." ibarelerinin benzer olduklarından mahkemece verilen hükümsüzlük kararının yerinde görüldüğü, ancak davalı markasının tescilli olduğu "beton, taş veya mermerden yapılmış anıtlar heykelleri, akvaryum kumları" emtiları yönünden benzerlik bulunmamasına rağmen markanın tüm emtiaları kapsayacak şekilde hükümsüzlüğüne karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile davalı adına 2007/05792 tescil no.lu '' ... '' ibareli markanın 19. sınıfta yer alan "İnşaat, yol yapımı, tamirat, kaplama amaçlarıyla kullanılan kum, çakıl, bıcır, asfalt, zift, çimento, alçı gibi malzemeler. Beton, alçı, toprak, kil, doğal ve yapay taş, ahşap, plastik veya sentetik malzemelerden imal edilmiş ve şekil almış yapı/inşaat/yol yapımı ve benzer amaçlı malzemeler, yapı elemanları, taşınabilir bu malzemelerden yapılar, direkler, bariyerler (Ahşap ve sentetik malzemeden kapı ve pencereler dahil.) Yollar için metal, mekanik ve aydınlatmalı olmayan trafik işaretleri. Tabaka veya şerit halinde tabii veya sentetik yüzey kaplamaları, ısı ile yapıştırılabilen sentetik kaplamalar; Çatılar için ziftli kartonlar; Ziftli Kaplamalar. İnşaatlar için cam ürünleri. Metalden olmayan prefabrik yüzme havuzları. '' emtiaları bakımından hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine, fazlaya ilişkin istemlerin reddine, karar verilmiş, davacı vekilinin 29.06.2022 tarihi tavzih talepli dilekçesinin kısmen kabulü ile 29.06.2022 tarihli hükmün 1. Maddesinin a bendinin ''davanın kısmen kabulü ile, davalı adına 2007/05792 tescil nolu "..." ibareli markanın 19. sınıfta yer alan "İnşaat, yol yapımı, tamirat, kaplama amaçlarıyla kullanılan biçimlendirilmemiş halde yapı/inşaat/yol yapımı malzemeleri. Beton, alçı, toprak, kil, kum, doğal taş, yapay taş, ahşap, plastik veya sentetik malzemelerden yapılmış biçimlendirilmiş halde yapı/inşaat/ yol yapımı malzemeleri, yapı parçaları, yapılar, direkler, bariyerler. Yollar için metal, mekanik ve aydınlatmalı olmayan trafik işaretleri. Tabaka veya şerit halinde tabii veya sentetik yüzey kaplamaları, ısı ile yapıştırılabilen sentetik kaplamalar; çatılar için ziftli kartonlar; ziftli kaplamalar. İnşaatlar için cam ürünleri. Metalden olmayan prefabrik yüzme havuzları." emtiaları bakımından hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine, Fazlaya ilişkin istemlerin reddine şeklinde düzeltilmesi şeklinde ek karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı kötü niyetli olduğundan dava konusu markanın tüm mal ve hizmetleri bakımından hükümsüz kılınması gerektiğini, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, davalı tarafın tesadüfen aynı emtialar bakımından müvekkili markasıyla birebir aynı olan ''...'' ibaresini seçmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğundan davalının kötü niyetli olduğunun ispatı olduğunu bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesince eksik incelemeye dayalı olarak karar verildiğini, ayrıca; Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm kısmında yer alan emtia listesi ile markanın tescil edildiği emtiaların uyuşmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık, markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkini istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ile aynı maddenin üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkraları, ile 556 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (i) bendi ile 35 inci maddesi, 6762 sayılı Kanun'un 41,42,54,56,57 nci maddesinin beşinci fıkrası.
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.