Ret
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıya ait 2018/05313 sayılı tasarım başvurusuna yaptıkları itirazların haksız olarak YİDK kararı ile reddedildiğini, oysa dava konusu tasarımların müvekkili şirketin “petito” ürünlerinin ambalajları ve “petito” tasarımları ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, müvekkilinin “.” ibareli tasarım ve markalarını ilk kez 2002 yılında tescil ettirdiğini ve aynı yıl içinde kullanmaya başladığını, "...." ibareli markalarının tanınmış olduğunu, dava konusu tasarımın kullanılacağı alan/yöneldiği tüketici kitlesi ile müvekkilinin “petito” markalarının/tasarımlarının kullanıldığı alan/yöneldiği tüketici kitlesinin aynı olduğunu, bilinçli gıda tüketicisinin dava konusu tasarım ile müvekkilinin markalarını/tasarımlarını benzer olarak algılayacağını, tüketici kesiminin büyük kısmını çocukların oluşturduğunu ve bu durumun iltibas ihtimalini arttıracağını, davaya konu tasarımın yenilik ve ayırt edicilik niteliklerini haiz bulunmadığını ileri sürerek TÜRK PATENT YİDK'nın 2019-T-200 sayılı kararının iptalini, dava konusu 2018/05313-4.1 ve 4.2 sayılı tasarımın tescili halinde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
1.Davalı şirket davaya cevap vermemiştir.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; itiraza konu markalar ve tasarımlarda yer alan görselde belirgin bir yüz şekli varken, başvuruya konu tasarımlarda, belirtilen şekilde bir unsurun yer almadığını, yine itirazlara dayanak markalar ve tasarımlardaki görsellerde belirgin ve orantısal farklılık içeren ayak ve el unsurlarının dava konusu tasarımda yer almadığını, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan deliller ve aldırılan bilirkişi raporuna göre dava konusu 2018/05313-4 başvuru numaralı tasarımın, itiraza mesnet tasarımlar karşısında yeni ve ayırt edici olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkiline ait “....” ibareli markaların tanınmış olduğunu, dava konusu tasarımlarda yer alan ayıcık şeklinin müvekkilinin tanınmış markalarında yer alan ayıcık şekli ile benzediğini, bu hususun göz ardı edildiğini, dava konusu tasarımın hitap ettiği tüketicinin çocuklar olduğunun nazara alınmadığını, mahkeme ve bilirkişi raporunun aksine dava konusu tasarımların müvekkiline ait tasarım ve markalar karşısında yeni ve ayırt edici olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu tasarımın, davacının itirazına mesnet tasarımlar karşısında yeni ve ayırt edici olduğunun aralarında endüstriyel ürünler tasarımı konusunda uzmanın da yer aldığı bilirkişi heyetince hazırlanan bilirkişi raporunda açıklandığı, anılan raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunduğu, dava konusu tasarım ile davacının itirazına mesnet markaları arasında benzerlik bulunmadığının açık olduğu, dava konusu tasarımın yeni ve ayırt edici bulunduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 370 ve 371 inci maddeleri, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 56 ncı maddesi.
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.