Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 23.02.2016 tarihli 2013/13-592 E. 2016/94 K. sayılı kararında belirtildiği üzere “iade ve tazminin cebri icra yoluyla gerçekleştirilmesi, zararın failin rızası hilafına veya ondan habersiz olarak üçüncü kişilerce giderilmesi, eşyanın failin yakalanmamak için kaçarken atması sonucu veya kaçarken yakalanan failin üzerinde ele geçirilmiş olması gibi hallerde, failin gerçek anlamda pişmanlığından söz edilemeyeceğinden 5237 sayılı TCK’nun 168. maddesinin uygulanma şartı oluşmayacağı” dikkate alınarak, somut olayda dosya kapsamında yer alan sanık ve tanık beyanlarına göre, sanığın suça konu demirleri kendisini takip eden tanıklarca yakalanmasını engellemek amacıyla onların önüne doğru yola attığının anlaşılması karşısında, sanık hakkında koşulları bulunmadığı halde TCK'nın 168/1. maddesindeki etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması aleyhe temyiz olmadığından; yine etkin pişmanlığın soruşturma aşamasında gerçekleştiği kabul edilerek TCK'nın 168/1. maddesi ile indirim yapılırken indirim oranının 1/2'den fazla olması gerektiğinin gözetilmemesi ise, sanığın etkin pişmalık göstererek rızai bir iade ve zarar tazmin amacıyla hareket etmemiş olması nedeniyle uygulama koşulları oluşmadığı halde TCK'nın 168. maddesi uyarınca indirim yapılması, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 04.03.2008 gün ve 47/43 sayılı kararında açıklandığı üzere, yukarıda eleştiri konusu yapılan ve sanığın gerçekte alması gereken ceza miktarından daha az bir ceza almasına yol açan mahkeme uygulamasının sanığın lehine olması nedeniyle, bu yanılgılı uygulamada yapılan hatadan ötürü ikinci kez atıfet sağlayacak şekilde bozma yapılmasının adalet ve hakkaniyete uygun olmayacağı anlaşıldığından bozma nedeni yapılmamış; 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihinde yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı kararı nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının, 15.04.2020 gün ve 31100 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile TCK’nın 53. maddesinde yapılan değişiklikle birlikte infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, hâkimin kanaat ve takdirine göre temyiz itirazları yerinde olmadığından reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA, 06.07.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.