Dava, 01.10.2009 tarihinden itibaren davacıya maluliyet aylığı bağlanması istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, taraflar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacının 22.07.2009 tarihli maluliyet aylığı istemi üzerine davalı Kurum tarafından, çalışma gücünün %60'ını kaybetmediğine karar verildiği, davacı tarafın itirazı üzerine Yüksek Sağlık Kurulu tarafından aynı sonuca ulaşıldığı, yargılama aşamasında Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu'nun 06.01.2012 gün ve 208 sayılı kararında, davacının %74 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, böylece beden çaşılma gücünü en az %60 oranında kaybetmiş bulunduğu değerlendirmesinin yapıldığı, mahkemenin de bu raporu esas alarak, 06.01.2012 tarihi itibariyle maluliyet oranının %74 olduğuna dair hüküm tesis ettiği anlaşılmakta ise de;
Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu raporu ile Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi raporu arasında çıkan çelişkinin, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 06.10.2010 gün ve 10-390/449 sayılı kararında da belirtildiği şekilde, Adli Tıp Kanunu'nun 15. maddesi gereği Adli Tıp Genel Kurulunca giderilmesi gereklidir. Adli Tıp Genel Kurulu'ndan alınacak raporda varsa maluliyetin başlangıç tarihinin belirlenmesi de istenmeli, sonucuna göre, bağlanması gerekiyorsa, taleple bağlılık ilkesi de gözetilerek, maluliyet aylığı hakkında da hüküm tesis edilmelidir.
Açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
O hâlde, taraflar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 04.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.