Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
İddianame ile eylemin hırsızlık suçu olarak nitelendirilerek dava açıldığı durumlarda, iddianame içeriğine göre sanığın eyleminin “hırsızlık” suçunu oluşturmaması, ancak “suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi” suçu olarak değerlendirilebileceği hallerde ek savunma hakkı verilerek sanık hakkında suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçundan dolayı hüküm kurulması gerektiği gözetildiğinde, sanığa 5271 sayılı CMK'nın 226. maddesi uyarınca ek savunma hakkı verilmek suretiyle 5237 sayılı TCK’nın 165/1. maddesinde düzenlenen suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçundan mahkûmiyet kararı verilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden tebliğnamedeki (1) nolu bozma düşüncesine iştirak edilmemiş; 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinde öngörülen hak yoksunlukları uygulanırken, 15.04.2020 gün ve 31100 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile TCK’nın 53. maddesinde yapılan değişikliğin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüş; dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak,
I – Müştekinin 23/07/2012 tarihinde Optimum ... otoparkından çalınan ... motosikletinin 23/08/2012 günü sanığın kullanımındayken karıştığı kaza sonucu ele geçirildiği, sanığın suça konu motosikleti, daha önce ... Oto Yıkama isimli iş yerinde birlikte çalıştığı ... isimli şahıstan 200,00 TL’ye satın aldığını belirttiği, ancak söz konusu şahıs hakkında kimlik, iletişim ve adres bilgisi veremediği, satışı tescile tabi motosikletin satın alınmasına ilişkin bir belge de sunamadığı, ayrıca tanık olarak dinlenen ... Oto Yıkama isimli iş yeri sorumlusu ...’in, sanığın ya da ... isimli bir şahsın iş yerlerinde çalışmadığını belirttiği anlaşılmakla; sanığın eyleminin hırsızlık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, sanığın aşamalarda çelişki arz eden savunmalarına itibar edilmek suretiyle suçun hukuki nitelendirmesinde yanılgıya düşülerek aynı Kanun'un 165/1. maddesi uyarınca hüküm kurulması,
II – Kabule göre de;
1. Sanık hakkında daha önce 08/04/2013 tarihinde suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçundan TCK’nın 165/1 ve 62.maddeleri uyarınca 5 ay hapis ve 200,00 TL adli para cezasına hükmedildikten sonra hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiğine göre, sanığın deneme süresinde yeniden suç işlemesi karşısında açıklanması geri bırakılan hükmün aynen açıklanmasına karar verilmesi gerektiği halde, mahkemece ancak 5271 sayılı CMK'nın 231/11. maddesi uyarınca kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanık hakkında koşullarının varlığı halinde cezanın ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar verilerek yeni bir mahkumiyet hükmü kurabilecekken, sanığın tekrar suç işlemesi durumunda açıklanması geri bırakılan hükmün aynen açıklanması dışında, bir imkan mahkemeye tanınmadığı gözetilmeden sanık hakkında hükmedilen 5 ay hapis cezasının yanı sıra adli para cezasına hükmedilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
2. Hükümden sonra 24.10.2019 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun'un 26. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. maddesi ile uzlaştırma hükümleri yeniden düzenlenmiş olup, sanığın eylemine uyan TCK'nın 165/1. maddesinde düzenlenen suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçunun uzlaşma kapsamına alındığı nazara alınarak, uzlaştırma işlemi yapılıp sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, bozma sonrası kurulacak hükümde 1412 sayılı CMUK'nın 326/son maddesinin gözetilmesine, 06.07.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.