SUÇLAR: Tehdit, Hakaret, Atatürk'ün hatırasına alenen hakaret

HÜKÜMLER: Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Antalya 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.06.2016 tarihli ve 2015/801 Esas, 2016/713 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;

1. Tehdit suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 106 ncı maddesinin birinci fıkrası, 62,50 ve 52 nci maddeleri uyarınca 3.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına,

2. Hakaret suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin birinci ve üçüncü maddesinin (a) fıkrası, dördüncü fıkrası, 62 ve 52 nci maddeleri uyarınca 7.080,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına

3. Atatürk'ün hatırasına alenen hakaret suçundan, 5816 sayılı Kanun'un birinci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 62,50 ve 52 nci maddeleri uyarınca 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına,

Karar verilmiştir.

Sanığın temyiz isteği; haksız tahrik nedeniyle indirim yapılması gerektiğine, eksik araştırma yapıldığına, Atatürk'e hakaret etmediğine, lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine, müştekinin keyfi davranışları nedeniyle sinirlendiğine, ilişkindir.

Suç tarihinde, sanık ...'in katılan ...'in doktor olarak görevli bulunduğu ...Verem Savaş Dispanseri'ne sağlık raporu almak amacıyla gittiği, sıra numarası almaksızın katılan doktordan işini hemen halletmesini istediği, katılanın günlük sıra numarasının sona erdiğini ve yarın gelmesini söylemesi üzerine, sanığın katılana hitaben "Ben böyle hizmetin içine ederim. Elimde silah olsa sizi vururum, kabahatle ben olurum. Allah Atatürk'ün belasını versin ki sizi buraya oturtmuş. Atatürk'ün de ağzına ...., sizin de ağzınıza ...., işimizi yaptırmak için silah mı çekmek lazım" dediği, bu şekilde sanığın üzerine atılı kamu görevlisine hakaret, tehdit ve Atatürk'ün hatırasına alenen hakaret suçlarını işlediği iddiasıyla açılan kamu davasının yargılaması neticesinde, sanığın çelişkili inkara yönelik savunması, katılanın ve tanıkların iddiaları doğrular mahiyetteki beyanları, tutanak içerikleri ve tüm dosya kapsamı nazara alınarak toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirilip edinilen kanaat ile sanığın üzerine atılı suçların sübut bulduğu kabul edilerek temize konu mahkumiyet kararlarının verildiği anlaşılmıştır.

A. Sanık Hakkında Hakaret ve Tehdit Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden
Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanığın diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak;

1. Olay ve olgular bölümünde açıklandığı üzere, her ne kadar mahkeme tarafından sanığın kamu görevlisine hakaret eyleminin alenen işlediği kabul edilerek hüküm kurulmuş ise de, 5237 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinin dördüncü fıkrasında ağırlaştırıcı neden olarak öngörülen aleniyetin söz konusu olabilmesi için olay yerinde başkalarının bulunması yeterli olmayıp, hakaretin belirlenemeyen sayıda kişi ve herkes tarafından görülme, duyulma ve algılanabilme olasılığının bulunması, herhangi bir sınırlama olmaksızın herkese açık olan yerlerde işlenmesi gerekir. Yapılan incelemede, dosyada tanık olarak ifadesine başvurulan ...'ın soruşturma aşamasında vermiş olduğu ifadesinde, sanığın koridorda hakaret ve tehdit söylemlerini devam ettirdiğini ifade etmesine rağmen, gerek katılanın beyanlarının içeriğinden gerekse 01.04.2015 tarihli tutanak içeriğinden sanığın eylemlerini tam olarak polikliniğin hangi bölümünde (doktor odası, muayene odası, koridor vs) gerçekleştirdiğinin anlaşılmaması karşısında, katılanın ve tanıkların yeniden ifadesine başvurulup, aynı zamanda sanığın da bu hususta beyanına başvurarak suça konu hakaret eyleminin polikliniğin hangi bölümünde gerçekleştirildiği açıkça belirlendikten sonra sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, aleniyet unsurunun ne şekilde oluştuğu karar yerinde açıklanıp tartışılmadan, yetersiz gerekçeyle sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanması,
2. (1) numaralı bozmaya uyularak sanığın hakaret eyleminde aleniyet unsurunun oluşmadığının kabulü halinde; sanığın üzerine atılı hakaret ve tehdit suçları yönünden, 17.10.2019 gün ve 7188 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinde Basit Yargılama Usulü düzenlenmiş olup bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, 5271 sayılı Kanun'a 7188 sayılı Kanun'la eklenen geçici 5 inci maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin, Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararıyla "basit yargılama usulü" yönünden Anayasa'nın 38 inci maddesine aykırı görülerek iptaline karar verilmesi karşısında, temyiz incelemesi yapılan ve 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren hakaret ve tehdit suçları yönünden; Anayasa'nın 38 inci maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 7 ve 5271 sayılı Kanun'un 251 vd. maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılması gerekliliği,

3. Sanık hakkında hükmolunan adli para cezalarının ödenmemesi halinde uygulanacak olan 5275 sayılı Kanun’un 106 ıncı maddesinin üçüncü fıkrasının, 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 6545 sayılı Kanun'un 81 inci maddesiyle yapılan değişiklik uyarınca yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Nedenleriyle, hukuka aykırı bulunmuştur.

B. Sanık Hakkında Atatürk'ün Hatırasına Alenen Hakaret Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. 5816 sayılı Kanun'un 1 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen suçun gerçekleşmesi için hakaret eyleminin alenen işlenmesi gerektiği, aleniyet unsurunun gerçekleşmesi için ise, olay yerinde başkalarının bulunması yeterli olmayıp, hakaretin belirlenemeyen sayıda kişi tarafından görülme, duyulma ve algılanabilme olasılığının bulunması, herhangi bir sınırlama olmaksızın herkese açık olan yerlerde işlenmesinin gerekmesi karşısında, gerekçe bölümünün (A) bendinde belirtilen hususlar gözetilerek suça konu hakaret eyleminin polikliniğin hangi bölümünde gerçekleştirildiği açıkça belirlendikten sonra sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, aleniyet unsurunun ne şekilde oluştuğu karar yerinde açıklanıp tartışılmadan, mahkûmiyet kararı verilmesi,

2. Kabule göre de;
Sanık hakkında hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinde uygulanacak olan 5275 sayılı Kanun’un 106 ıncı maddesinin üçüncü fıkrasının, 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 6545 sayılı Kanun'un 81 inci maddesiyle yapılan değişik uyarınca yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Nedenleriyle, hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde (A) ve (B) bentlerinde açıklanan nedenlerle Antalya 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.06.2016 tarihli ve 2015/801 Esas, 2016/713 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.01.2024 tarihinde karar verildi.