Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Sanık hakkında, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 27.05.2013 tarihli iddianamesiyle, eziyet suçundan cezalandırılması istemiyle dava açılmıştır.

2.İstanbul Anadolu 36. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.06.2016 tarihli kararıyla, sanık hakkında eziyet suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.

Katılan vekilinin temyiz isteği; eksik incelemeyle karar verildiğine, sanığın cezalandırılması gerektiğine ilişkindir.

Dava konusu olay, katılan ... ile sanık ...'in olay tarihinde evli oldukları, sanığın, evlendikleri 15.08.2009 tarihinden itibaren beraber aynı evde yaşadıkları 19.03.2010 tarihine kadar katılanı, sistematik ve periyodik olarak dövdüğü, katılanın üzerinde sigara söndürdüğü, ellerini ve ayaklarını bağlayarak soğuk suya soktuğu, öldürmekle tehdit ettiği, katılan istemediği halde cinsel yönden de psikolojik şiddet uyguladığı iddiasına ilişkindir.

1.Dosya kapsamında yer alan 26.04.2012 tarihli Adli Tıp Kurumu raporunda özetle, katılanın her iki kolunda çok sayıda skar dokusunun mevcut olduğu, söz konusu lezyonların sıcak bir cisim teması ile oluşabileceği, her iki ayak bileğinde çok sayıda kesintilerle tüm ayak bileği etrafında devam eden eski yara izlerinin saptanmış olduğu, söz konusu izlerin kemer ya da koli bandı uygulanmak suretiyle oluşabileceği gibi farklı nedenlerle de oluşabilecekleri, sol kolda düzgün kenarlı eski yara izlerinin bulunduğu, alt dudakta eski yara izinin olduğu belirtilmiştir. Katılan hakkında İstanbul Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nden alınan 11.05.2012 tarihli Sağlık Kurulu Raporu'nda, katılanda yaşadığı olaylara bağlı olarak post travmatik stres bozukluğu olduğu ve ruh sağlığının bozulduğunun ifade edildiği görülmüştür.

2.Katılanın, sanık tarafından kendisini bağlayarak eziyet etmek için kullandığını iddia ettiği kemer, zincir ve bileklik gibi eşyalar üzerinde yapılan incelemede, Adli Tıp Kurumu'ndan alınan 29.12.2014 ve 09.04.2015 tarihli raporlarda taraflara ait DNA profillerinin tespit edildiği belirtilmiştir. Dosya kapsamında ayrıca tanıklar C.Y., S.Y.P., Y.K., S.K.P., S.P., M.Z.K. ve A.Y.'nin beyanları ile katılana ait fotoğraflar mevcuttur.
3.5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 96 ncı maddesinde "bir kimsenin eziyet çekmesine yol açacak davranışları gerçekleştiren kişi..." ibaresi yer almakta olup Kanunda eziyet kabul edilen eylemler tanımlanmamaktadır. Madde gerekçesinde ise "eziyet olarak, bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışlarda bulunulması gerekir. Aslında bu fiiller de kasten yaralama, hakaret, tehdit, cinsel taciz niteliği taşıyabilirler. Ancak, bu fiiller, ani olarak değil, sistematik bir şekilde ve belli bir süreç içinde işlenmektedirler. Bir süreç içinde süreklilik arzeder bir tarzda işlenen eziyetin özelliği, işkence gibi, kişinin psikolojisi ve ruh sağlığı üzerindeki tahrip edici etkilerinin olmasıdır. Bu etkilerin uzun bir süre ve hatta hayat boyu devam etmesi, eziyetin bu kapsamda işlenen fiillere nazaran daha ağır ceza yaptırımı altına alınmasını gerektirmiştir." denilmektedir.

4.Dosya kapsamında yer alan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, eskiye dayalı çokça yara izi bulunan ve ruh sağlığı yaşadığı olaydan dolayı bozulan katılana yönelik sistematik bir şekilde ve belirli bir süreçte devam eden eylemin eşe karşı eziyet suçunu oluşturduğu anlaşılmakla, sanığın üzerine atılı suçtan mahkumiyeti yerine beraatine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Anadolu 36. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.06.2016 tarihli kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.01.2024 tarihinde karar verildi.