Taraflar arasındaki munzam zarar alacağı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile mahkeme kararının ortadan kaldırılmasına karar verilmiş; İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacılar vekili dava dilekçesinde; vefatından önce kredi kullanan ve bu kredi dolayısı ile davalı ... bünyesinde ferdi kaza sigortası yaptırmış olan murislerinin vefat ettiğini, davalı ... şirketince rizikonun gerçekleşmiş olmasına rağmen ödeme yapılmadığını, kredi borcunun bir kısmının davacılarca ödenmesine rağmen kalan kısmının ödenememesi sebebi ile kredi borcuna yüksek miktarda faiz işlediğini ve kendilerine ait olan aracın kredi borcuna mahsuben icra kanalı ile değerinin altında bir bedelle paraya çevrildiğinden ortada faizle karşılanamayan munzam zararın söz konusu olduğunu belirterek fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL munzam zarar alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 23.10.2018 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 123.982,46 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıların murisinin vefatı sebebiyle açılan davada verilen karar gereği Trabzon 4. İcra Müdürlüğünün 2015/46744 sayılı dosyasına asıl alacak 91.500,00 TL olmak üzere toplam 308.800,86 TL ödeme yapıldığını, teminatın tamamının ödendiğini, davanın haksız olduğunu ve iyi niyetli olmadığını, kesin hüküm bulunduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin kararı ile; davacılar murisinin kullanmış olduğu araç kredisi sebebiyle davalı ... şirketine yaptırılan ferdi kaza sigortası poliçesinden kaynaklanan alacağın davalı ... şirketinin davacılara zamanında ödeme yapmayarak alacaklarını Mahkemenin (Yeni Esas: 2015/2) 2006/2 Esas sayılı dosyası ile kavuşmasına sebebiyet verildiği, bu sebeple raporuna itibar olunan bilirkişi ...'ın raporunda ayrıntılı bir şekilde hesaplandığı üzere 21.388,70 TL ana para zararı, 36.450,00 TL aracın ihale sonucu satılmasından ötürü davacıların oluşan zararları ve 66.143,76 TL fazla faiz ödenmesinden kaynaklanan zarar olmak üzere toplamda 123.982,46 TL TBK 122 (BK 105) maddeleri uyarınca munzam zarar isteyebileceği, istenecek miktarın bilirkişi raporları ile belirgin ... geldiği de nazara alınarak yapılan ıslahda göz önünde bulundurulduğunda davacının davasının kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesinin 13.05.2019 tarih ve 2019/503 Esas, 2019/620 Karar sayısı kararı ile; mahkeme kararına esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığı gibi bilimsel verilere de dayanmadığı, karar vermeye elverişli olmadığı, öncelikle munzam zararın tespitinde davacıya ait aracın değerinin 70.000,00 TL olarak kabul edilip, ihale sonucunda değerinin altında 33.550,00 TL'ye ihale edildiği ve sonuç olarak araçtan kaynaklanan zararının 36.450,00 TL olduğu, faiz zararının hesaplanmasında ise denetime elverişli bulunmadığı anlaşıldığından; sigorta hukukunda uzman bilirkişi, makine mühendisi bilirkişi, hesap uzmanı hukukçu bilirkişiden heyet oluşturularak, bilirkişilerden öncelikle aracın ihale yoluyla satış tarihi itibariyle rayiç değeri bulunarak bulunan rayiç bedelden ihale sonucunda satılan değer çıkarılarak araçtan kaynaklı munzam zararının tespiti, davacının mahkeme kararı ile alacağına uygulanan faiz oranı ile davacının icra yolu ile ödemiş olduğu faiz oranları denetime elverişli olarak karşılaştırılarak ödenen ve alınan faiz oranları arasında farktan oluşan munzam zararın dosya içerisinde bulunan icra dosyaları ve Trabzon Ticaret Mahkemesinin 2006/2 Esas sayılı dosyaları bilirkişiler tarafından incelenerek davacının munzam zararının tespiti yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalının istinaf talebinin kabulü ile mahkeme kararının ortadan kaldırılmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Bölge Adliye Mahkemesi ilamında belirtilen hususlar dikkate alınarak yapılan bilirkişi incelemesi doğrultusunda davanın kısmen kabulü ile 122.281,48 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara ödenmesine, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; bilirkişi raporuna itiraz süreleri dolmadan savunma hakları kıstlanarak karar verildiğini, sözlü yargılamaya geçilmeden ve sözlü yargılama için gün verilmeden karar verildiğini, 25.06.2020 tarihli duruşma için uyaptan sundukları mazeret dilekçeleri hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmediğini, karara esas alınan bilirkişi raporunun hatalı ve eksik olduğunu, aracın rayiç değerinin yanlış hesaplandığını, bu davanın kesin hüküm nedeniyle reddi gerektiğini, müvekkili şirketin sorumluluğunun teminat limiti kadar olduğunu ve tüm teminat limitinin ödenmesi sebebi ile bir sorumluluklarının kalmadığını, davacıların munzam zararın oluştuğu iddia edilen icra takibi kapsamında dosya borcunu geç ödemek suretiyle munzam zararın artmasına kendileri sebep olduğu için müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, faize faiz uygulanacak şekilde hüküm kurulduğunu, davacının ıslah ile artırdığı kısım için ise en kötü ihtimalle ıslah tarihinden itibaren faize karar verilmesi gerektiğini, davacıların haksız ve hukuka aykırı ikinci takibe itiraz etmemesi sebebi ile mükerrer ikinci dosya sebebi ile ödendiği belirtilen rakamların munzam zarar hesabında nazara alınamayacağını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "... Daire kaldırma kararı üzerine, mahkemece yeniden yargılamaya devam edilerek, Hesap Uzmanı ..., Sigorta Hukukçusu ... ve Makine Mühendisi ...den oluşan bilirkişi kurulundan alınan raporda; temerrüt faizi, bsmv, icra masrafları için 97.831,48 TL, aracın icra kanalı ile satışından kaynaklı 24.450,00 TL olmak üzere toplam 122.281,48 TL toplam munzam zararın söz konusu olduğunun bildirildiği, bilirkişi raporunun denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, bilirkişi raporu nazara alınarak davanın kabulüne karar verildiği, mahkeme kararı ve gerekçelerinin usul ve yasaya uygun olduğu" gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından her bir istinaf talebi yönünden değerlendirme ve inceleme yapılarak gerekçeli karar tesisi gerekirken bu yönde bir inceleme dahi yapılmadığını, istinaf taleplerinin incelenmediğini, bilirkişi raporuna itiraz süreleri dolmadan savunma hakları kıstlanarak karar verildiğini, sözlü yargılamaya geçilmeden ve sözlü yargılama için gün verilmeden karar verildiğini, 25.06.2020 tarihli duruşma için uyaptan sundukları mazeret dilekçeleri hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmediğini, karara esas alınan bilirkişi raporunun hatalı ve eksik olduğunu, aracın rayiç değerinin yanlış hesaplandığını, bu davanın kesin hüküm nedeniyle reddi gerektiğini, müvekkili şirketin sorumluluğunun teminat limiti kadar olduğunu ve tüm teminat limitinin ödenmesi sebebi ile bir sorumluluklarının kalmadığını, davacıların munzam zararın oluştuğu iddia edilen icra takibi kapsamında dosya borcunu geç ödemek suretiyle munzam zararın artmasına kendileri sebep olduğu için müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, faize faiz uygulanacak şekilde hüküm kurulduğunu, davacının ıslah ile artırdığı kısım için ise en kötü ihtimalle ıslah tarihinden itibaren faize karar verilmesi gerektiğini, davacıların haksız ve hukuka aykırı ikinci takibe itiraz etmemesi sebebi ile mükerrer ikinci dosya sebebi ile ödendiği belirtilen rakamların munzam zarar hesabında nazara alınamayacağını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık, davacıların vefatından önce kredi kullanan ve bu kredi dolayısı ile davalı ... bünyesinde ferdi kaza sigortası yaptırmış olan murislerinin vefat ettiği, davalı ... şirketince rizikonun gerçekleşmiş olmasına rağmen ödeme yapılmadığı, kredi borcunun bir kısmının davacılarca ödenmesine rağmen kalan kısmının ödenememesi sebebi ile kredi borcuna yüksek miktarda faiz işlediği ve kendilerine ait olan aracın kredi borcuna mahsuben icra kanalı ile değerinin altında bir bedelle paraya çevrildiğinden bahisle uğradıkları munzam zararın tazmini istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 27,186,280,281,369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 1982 T.C. Anayasa'sının 26 ncı maddesi.
1. İlk Derece Mahkemesinin son oturumu tarihi olan 25.06.2020 tarihinde yürürlükte olan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 186 ncı maddesinin 22.07.2020 tarihli değişiklikten önceki haline göre, mahkeme, tahkikatın bitiminden sonra, sözlü yargılama ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet eder. Taraflara çıkartılacak olan davetiyede, belirlenen gün ve saatte mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde yokluklarında hüküm verileceği hususu bildirilir. Sözlü yargılamada mahkeme, taraflara son sözlerini sorar ve hükmünü verir .
Somut olayda; mahkemece, sözlü yargılama ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla davalı tarafı davet etmeksizin ve davalı vekilinin duruşmadan bir gün önce bildirdiği mazeret gözetilmeksizin davalı yokluğunda yapılan 25.06.2020 tarihli celsede karar verilmiştir. O halde, 6100 sayılı HMK ile öngörülen yargılama aşamalarına uyulmadan, usulüne uygun sözlü yargılama yapılmadan davalının savunma hakkını kısıtlayacak ve adil yargılanma hakkını etkileyecek şekilde yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Öte yandan, 1982 T.C. Anayasa'sının 26 ncı ve 6100 sayılı HMK'nın 27 nci maddesi uyarınca, taraflar dinlenmeden iddia ve savunmalarını beyan etmeleri için davet edilmeden hüküm verilemez. Yine, 6100 sayılı HMK'nın 280 inci maddesi hükmüne göre bilirkişi rapor örneğinin taraflarca okunup değerlendirilebilmesi, varsa itirazlarını dile getirebilmeleri ya da belirsizlik gösteren hususlar hakkında açıklama yapılmasını temin amacıyla veya yeni bilirkişi incelemesini talep edebilmeleri için taraflara tebliğ edilmesi zorunluluğu öngörülmüştür. Davada hükme esas alınan 04.03.2020 tarihli bilirkişi raporunun davalı vekiline 01.04.2020 tarihinde tebliğ edildiği, ancak HMK. 281/1 inci maddesinde iki haftalık bilirkişi raporuna karşı beyanlarını bildirebilmesi için öngörülen süre dolmadan savunma hakkının kısıtlanarak yazılı olduğu şekilde karar verilmesi isabetli görülmemiştir.
2. Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.