...

MAĞDURE: ...

Mağdure vekilinin temyiz istemi yönünden; Kayden 01.01.2000 doğumlu olup, kovuşturma evresinde ifadesinin alındığı 02.06.2015 günlü duruşmada on altı yaşı içerisinde bulunan mağdurenin sanıktan şikâyetçi olmadığını beyan etmesi karşısında, mağdureye yaş küçüklüğü nedeniyle tayin edilen vekilin hükmü temyize hakkı bulunmadığı anlaşılmıştır.

O yer Cumhuriyet savcısının temyiz istemi yönünden; sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ- OLAY VE OLGULAR

1. Sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediği iddiası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi ve üçüncü fıkrasının (c) bendi uyarınca açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.09.2015 tarihli ve 2015/111 Esas, 2015/248 Karar sayılı kararı ile mevcut delillerin değerlendirilmesi ile sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.

O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz İsteği
Mağdurenin soruşturma aşamasında cinsel eylemlerle ilgili açık ve ayrıntılı anlatımı dikkate alınması gerekirken, kovuşturma aşamasındaki sanık olan babasının ceza almasından korkması üzerine eski beyanlarından dönmesine dair anlatımlara itibar edildiğinden, usul ve kanuna aykırı olarak beraat kararı verilmesinde isabetsizlik olduğuna ilişkindir.

A. Mağdure Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Kayden 01.01.2000 doğumlu olup, kovuşturma evresinde ifadesinin alındığı 02.06.2015 günlü duruşmada on altı yaşı içerisinde bulunan mağdurenin sanıktan şikâyetçi olmadığını beyan etmesi karşısında, mağdureye yaş küçüklüğü nedeniyle tayin edilen vekilin hükmü temyize hakkı bulunmadığından vaki temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 317 nci maddesi gereğince reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

B. O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz İstemi Yönünden
Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı anlaşılmakla hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

A. Mağdure Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle mağdure vekilinin temyiz isteminin, 1412 sayılı Kanun'un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.09.2015 tarihli ve 2015/111 Esas, 2015/248 Karar sayılı kararına yönelik o yer Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden o yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

18.01.2024 tarihinde karar verildi.