Davanın kısmen kabulüne
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davacı ... vekili, davalılar Hazine vekili, ... vekili ve ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sırasında, Muğla İli Milas İlçesi ... Mahallesi çalışma alanında ve tapuda davacı ... adına kayıtlı bulunan eski 306 parsel sayılı 12.500,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 102 ada 305 parsel numarasıyla ve 11.004,15 metrekare yüzölçümlü olarak, eski 305 parsel sayılı 4.250,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 102 ada 330 parsel numarasıyla ve 4.092,29 metrekare yüzölçümlü olarak; ... adına kayıtlı bulunan eski 304 parsel sayılı 10.000,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 102 ada 294 parsel numarasıyla ve 9.389,41 metrekare yüzölçümlü olarak; ... adına kayıtlı bulunan eski 299 parsel sayılı 11.000,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz,102 ada 301 parsel numarasıyla ve 10.426,29 metrekare yüzölçümlü olarak; ... adına kayıtlı bulunan eski 301 parsel sayılı 9.000,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 102 ada 302 parsel numarasıyla ve 8.824,09 metrekare yüzölçümlü olarak; ... adına kayıtlı bulunan eski 302 parsel sayılı 9.000,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 102 ada 303 parsel numarasıyla ve 8.533,51 metrekare yüzölçümlü olarak; ... adına kayıtlı bulunan eski 303 parsel sayılı 9.000,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise, 102 ada 304 parsel numarasıyla ve 8.593,46 metrekare yüzölçümlü olarak kadastro komisyon kararlarıyla tespit edilmiştir.
Davacı ... vekili dava dilekçesinde; uygulama kadastrosu sırasında müvekkili adına kayıtlı bulunan eski 305 (yeni 102 ada 330) ve 306 (102 ada 305) parsel sayılı taşınmazların yüzölçümünün azaldığını, eksikliğin taşınmazların sınırında bulunan yol ile komşu 102 ada 294,301,302,303 ve 304 parsel sayılı taşınmazlarda kaldığını ileri sürerek, dava açmıştır.
Davalı ... ve arkadaşları vekili cevap dilekçesinde; uygulama kadastrosu öncesinde taşınmazların kadastro tespitlerinde yapılan hatalar nedeniyle taşınmazın sınırında bulunan kadim yolun paftasında dava konusu 299 parsel sayılı taşınmaz içerisinde gösterilmesi, dava konusu 305 ve 306 parsel sayılı taşınmazların mesahalarının ise paftada zemindeki kadim yolu da aşacak şekilde büyük yansıtılmasından nedeniyle, bu aykırılığın giderilmesi için Milas kadastro müdürlüğü tarafından 06.04.2006 tarihinde 41. madde gereğince teknik hataları düzeltme formu ile düzeltildiğini, düzeltme işlemine karşı 305 ve 306 parsel malikleri tarafından Milas Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2006/615 esasına kayden açılan davanın reddine karar verilerek düzeltme işleminin kesinleştiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalılar Hazine vekili, ... vekili ve ... vekili; davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın davacı vekili, davalı ... ve arkadaşları vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, usule ilişkin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "dava konusu parseller ve komşu parsellerin tesis kadastrosu pafta ve teknik evraklarından belirlenen geometrik şekilleri, uygulama kadastrosu sonucu belirlenen parsel sınırları üzerine uygulandığında, tesis kadastrosu parsel köşe noktaları ile uygulama kadastrosu ile belirlenen parsel sınır köşe noktalarının kullanılan ölçü tekniği ve 1/5000 olan pafta ölçeği hassasiyetinde genel olarak uyumlu olmakla beraber, davacı 305 ve 306 parsel sayılı taşınmazların güney sınırında yer alan yol cephesinde 1,5 metre ila 2 metre civarında yanılma sınırını aşan farklılıklar bulunduğu, bu parsellerde teknik evrakına göre (A) ve (B) ile gösterilen kısımda farklılık olduğundan 22/2-a uygulaması ile geçerli sınır tipinde yapılan sınırlandırmanın teknik evrakı ile uyumlu olmadığı; dava konusu parsellere 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 41. maddesi hükümleri doğrultusunda 06.04.2006 tarihli teknik hatalar düzeltme formu düzenlenerek, aralarından geçen yolun zemin kullanımına uygun olmadığı ve ilk tesis kadastrosundan bu yana sınırları değişmeyen taşınmazların kadastral paftasının yanlış olduğu gerekçesiyle, mevcut zemin durumuna göre 41. madde uygulama raporunun tanzim edildiği, bu hususta yapılan incelemede, dava konusu parsellerin paftasında ölçü ve tersimat hatası bulunmamakla beraber, parsellerin teknik evrakına göre oluşturulan geometrik şekillerin bilgisayar ortamında hesaplanan alanları ile tapu alanları mukayese edildiğinde, davacı 305 ve davalı 301 nolu parseller hariç diğer dava konusu parsellerin teknik evrakından hesaplanan alanı ile tapu alanı arasında yanılma sınırının üzerinde fark bulunmadığı, ancak yapılan 41 uygulaması ölçü, hesaplama ve tersimat hatasına göre değil, yolun fiili durumuna göre sınırlandırma hatası kapsamında yapılmış olup, ölçü, hesap ve tersimat hatası bulunmayan yol hattında, 41. madde uygulama yönetmeliğinin 8. maddesinde belirtilen sınırlandırma hataları kapsamında kalıp kalmadığı yönünde yapılan incelemede, bu maddenin (a), (c), (ç), (d) ve (e) fıkralarında belirtilen unsurların tamamen dışında kaldığı; yapılan tüm inceleme, uygulama, ölçü ve hesaplamalar sonucunda, 102 ada 294 (eski 304), 304 (eski 303), 303 (eski 302), 302 (eski 301) ve 301 (eski 299) nolu parsellerin dava konusu olan sınırlarında 22/2-a uygulaması neticesinde alınan komisyon kararı ile geçerli sınır tipine göre belirlenmiş olmasının yönetmelik ve genelge hükümlerine uygun olduğu ancak davacıya ait 102 ada 330 (eski 305) ve 305 (eski 306) nolu parsellerin güneyinde yer alan yol ile olan sınırlarında 22/2-a uygulaması neticesinde geçerli sınır tipine göre yapılan sınırlandırmanın yönetmelik ve genelge hükümlerine uygun olmadığı" gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, dava konusu 102 ada 294,301,302,303 ve 304 parsel sayılı taşınmazların uygulama tespiti gibi tapuya tesciline; dava konusu 102 ada 305 ve 330 parsel sayılı taşınmazların uygulama komisyon tespitlerinin iptali ile 04.02.2015 havale tarihli bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 121,30 metrekarelik taşınmaz bölümünün 102 ada 330 parsel sayılı taşınmaza, aynı raporda (B) harfi ile gösterilen 455,70 metrekarelik taşınmaz bölümünün ise 102 ada 305 parsel sayılı taşınmaza eklenmek suretiyle 102 ada 305 parsel sayılı taşınmazın 11.459,85 metrekare, 102 ada 330 parsel sayılı taşınmazın ise 4.213,59 metrekare yüzölçümlü olarak tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... vekili, davalılar Hazine vekili, ... vekili ve ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup, davalılar Hazine vekili, ... vekili ve ... vekilinin tüm, davacı ... vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 1 inci maddesi uyarınca kadastro hakimi doğru, infazı kabil ve infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak şekilde karar vermek zorunda olup, çekişmeli 102 ada 294,301,302,303 ve 304 parsel sayılı taşınmazlar hakkında davanın reddine karar verildiği ve bu taşınmazların yüzölçümleri tespitten sonra komisyon kararları ile yeniden belirlendiği halde, İlk Derece Mahkemesince, hüküm yerinde komisyon kararlarına atıf yapılmaksızın uygulama tespiti gibi tapuya tesciline dair karar verilmesi suretiyle infazda tereddüt oluşturulması isabetsiz olmuştur.
Ne var ki açıklanan hususun düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, bozma nedeni yapılmamış ve hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
Yukarıda (1) nolu bentte yazılı nedenlerle davalılar Hazine vekili, ... vekili ve ... vekilinin tüm, davacı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile; İlk Derece Mahkemesi kararının (1) numaralı bendinin (3.) fıkrasında yer alan “uygulama tespiti gibi tapuya tesciline” cümlesinin hükümden çıkarılarak yerine, “uygulama komisyon kararları gibi tapuya tescillerine" ibaresinin eklenmesine, hükmün 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 438/7. fıkrası gereğince DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
Peşin harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
02.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.