Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, ortak miras bırakanları....'un paydaşı olduğu 1625 ada 26 sayılı parseldeki binada bulunan 1,2,3,5,10 ve 12 no'lu dairelerin babaları olan davalı ... tarafından murisin öldüğü 1998 tarihinden itibaren kiraya verilmek suretiyle kullanıldığını, miras paylarına karşılık dairelerden yararlanamadıklarını ileri sürerek dava tarihinden geriye dönük beş yıl için toplam 3.000.00.-TL ecrimisilin yasal faizi ile birlikte davalıdan alınmasını istemişler, 09.03.2011 tarihli celsede dava dilekçesinde 10 ve 12 no'lu olarak belirttikleri aslında keşif sırasında 9 ve 10 no'lu olarak tespit edilen daireler hakkındaki davalarından vazgeçtiklerini bildirmişlerdir.
Davalı, çekişmeli taşınmaz üzerindeki 5 no'lu dairede kendisinin oturduğunu, 1 ve 3 no'lu daireleri kiraya verdiğini, adına kayıtlı 2 no'lu daireyi sattığını, 9 ve 10 no'lu dairelerin halen inşaat halinde olduğunu, 12 no'lu diye bir dairenin de bulunmadığını bildirip davanın reddini savunmuş, yargılama sırasında davacıların 9 ve 10 no'lu taşınmazlara yönelik davalarından vazgeçmelerini kabul etmemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ilişkin karar, Yargıtay 3.Hukuk Dairesince; "Somut olayda, davalının bizzat kullandığı daire için, intifadan men koşulu kendisine gönderilen ihtarın tebliğ tarihinden itibaren gerçekleşmiştir. Bu tarihten önce, gerçekleşmiş olduğunun davacı tarafça ispatlanması gerekir. İntifadan men koşulu dava şartı niteliğinde olduğundan mahkemece re'sen araştırılması gerekir. Mahkemece, bu hususta bir inceleme ve araştırma yapılmaksızın, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir." gerekçesiyle bozulmuş, Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne ilişkin karar, Dairece; "Somut olayda; kısa kararda" davanın 23.460.-TL'lik kısmının kabulüne" denildiği halde gerekçeli kararda "davanın kısmen kabulü ile 23.460.00.-TL'nin dava tarihinden başlayacak yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, fazla isteğin reddine," denilmek suretiyle değinilen ilke ve yasa hükümleri gözardı edilerek, kısa karara çelişkili olarak gerekçeli karar yazılması doğru değildir." gerekçesiyle bozulmuş, Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabulü ile 23.460.00.-TL ecrimisilin dava tarihinden başlayacak yasal faizi ile birlikte davalıdan alınmasına, fazlaya ilişkin isteğin reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 08.11.2016 Salı günü saat 10.05'de daireye gelmeleri için taraf vekillerine tebligat yapıldığı halde gelmedikleri anlaşıldı, incelemenin dosya üzerinde yapılmasına, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hakimi ...'ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Hükmüne uyulan bozma kararında, gösterildiği şekilde işlem yapılarak karar verilmiştir. Davalının temyiz itirazı yerinde değildir. Reddi ile usul ve yasaya ve bozma kararının gerekçelerine uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı 627.25.-TL bakiye onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 08.11.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.