Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kısmen kabul kısmen reddine reddine ilişkin olarak verilen karar davalılar vekili tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 01.11.2016 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz edenler vekili Avukat ... ile temyiz edilenler vekili Avukat... geldiler, duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-

Dava, tapu iptali tescil, mahkeme hükmünün ortadan kaldırılması isteklerine ilişkindir.
Davacılar, asıl ve birleştirilen davalarda, davalı 6942 ada 1,2,3,6944 ada 11,6946 ada 3,4,5,6,7,6947 ada 2,3,4,5 parsel sayılı taşınmazlarda mirasbırakanları...'nın 1/3 payı bulunduğunu, davalıların mirasbırakanı ... lehine verildiği iddia edilen Gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine dayanılarak ... aleyhine cebri tescil davası açıldığını, dava tarihinde...ölü olduğu hâlde kendisine ilanen tebligat yapıldığını ve kararın şeklen kesinleştiğini, bu kararın yok hükmünde olduğunun Yargıtay 1.Hukuk Dairesinin 1987/1452 Esas 4579 Karar sayılı ilamı ile tespit edildiğini, ancak bu konudaki davanın takip edilmemesi nedeni ile açılmamış sayılmasına karar verildiğini öne sürerek davalı taşınmazların oluşturulacak sicil sonrasında davalılar adına tapu kayıtlarının iptaline, ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1983/61 Esas- 1984/134 Karar sayılı hükmünün tüm sonuçları ile ortadan kaldırılmasına, mümkün olmadığı takdirde satış vaadi sözleşmesinin aslının bulunmaması, hak düşürücü ve zamanaşımı süreleri dikkate alınarak davalılar adına oluşacak tapu kayıtlarının iptaline, pay oranında adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalılar, davanın yersiz ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ileri sürüp, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davacıların ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1983/61 Esas- 1984/134 Karar sayılı kesinleşen ilamı ile bağlı olmadıklarının tespitine, tapu iptal ve tescil taleplerinin reddine karar verilmiştir.

Karar davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya kapsamına göre; öncelikle taraflar arasında 6100 sayılı HMK'nun 303. maddesinde (1086 sayılı HUMK.'nun 237. maddesinde) düzenlenen kesin hüküm oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi gerekir.
Bilindiği üzere; hakkında maddi anlamda kesin hüküm bulunan bir hukuki uyuşmazlık yeniden dava konusu yapılamaz. Kesin hükmün yargılamanın her aşamasında resen gözetilmesi gerekir. Keşinleşen mahkeme kararı hem karardaki tarafları hem de tarafların külli halefleri olan mirasçıları bağlar. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 303. (1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (HUMK) 237.) maddesine göre, maddi anlamda kesin hükümden sözedilebilmesi, diğer bir anlatımla yeni açılan bir davaya karşı o davanın daha önce kesin hükme bağlanmış olduğunun söylenebilmesi için, birinci dava ile ikinci davanın müddeabihlerinin (konusunun) taraflarının, dava sebeplerinin aynı olması gerekir. Bu unsurları taşıyan kesin hüküm bulunduğu hallerde aynı taraflar veya külli halef olan mirasçılar arasında aynı dava sebebine dayanılarak aynı konuda yeni bir dava açılamaz; açılırsa bu dava dinlenmez, dava şartı yokluğundan dava reddedilir.
Bu ilkeler açısından somut olay incelendiğinde;... mirasçıları ...,... ve ...'nin ...'un da aralarında bulunduğu iki davalı aleyhine ... Asliye Hukuk Mahkemesine ... Noterliğince düzenlenen Gayrimenkul Satış Vaadi Senedine dayanılarak 448 ada 1 ve 201 ada 6 parsel sayılı taşınmazlar hakkında cebri tescil (ferağa icbar) davası açıldığı, yapılan yargılama sırasında davalı ... ...'un tebligata yarar adresinin saptanamadığı, dava dilekçesi özetinin ve duruşma gününün ilanen tebliğ edildiği, yapılan yargılama sonunda; 11.6.1984 tarihli ve 1983/61- 1984/134 sayılı karar ile davanın kabulüne, davalı taşınmazlarda davalı ... Kurt'a ait payların iptaline ve miras payları oranında tapuya tesciline karar verildiği, karara 21.12.1984 tarihinde kesinleştiğine dair şerh verildiği,
1983/61 Esas sayılı dosyada, davalı ... ... mirasçılarının ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1984/354 Esas sayılı dosyası ile 25.12.1984 tarihinde ve aynı Mahkemenin birleştirilen 1985/56 Esas sayılı dosyası ile 22.02.1985 tarihinde 1983/61-1984/134 sayılı karar ile davalılar adına kayıt ve tescili yapılan 448 ada 1 ve 201 ada 6 parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarının iptaline ve miras payları oranında adlarına tesciline karar verilmesini istedikleri, Mahkemece yapılan yargılama sonunda 21.05.2004 tarihli ve 1987/237-2004/233 sayılı karar ile davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği kararın Yargıtay denetiminden geçerek 25.03.2005 tarihinde kesinleştiği,
Daha sonra ...'un bir kısım mirasçılarının yine ... Asliye Hukuk Mahkemesine 2009/464 Esas sayılı dosya ile 05.11.2009 tarihinde bir kısım mirasçıların ise aynı Mahkemeye 2009/571 Esas sayılı dosya ile 15.12.2009 tarihinde aynı taşınmazlar hakkında son parsel numaralarına göre, ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1983/61-1984/134 sayılı kararının hükmünün sonuçları ile ortadan kaldırılması bu talep yerinde görülmediği takdirde bu taşınmazlarla ilgili Gayrimenkul Satış Vaadi Senedi'nin aslı bulunmadığından hak düşürücü süre ve zamanaşımı geçtiğinden tapu kayıtlarının iptaline karar verilmesi isteği ile dava açtıkları, Mahkemece dava dosyalarının birleştirildiği ve yapılan yargılama sonucu, mahkemece 19.06.2014 tarihli ve 2009/464- 2014/347 sayılı karar ile asıl ve birleştirilen dava dosyalarındaki davacıların ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1983/61 Esas-1984/134 karar sayılı kesinleşen ilamı ile bağlı olmadıklarının tespitine, tapu iptal ve tescil taleplerinin reddine karar verildiği, kararın davalılarca temyiz edildiği görülmektedir.
Yukarıda etraflıca açıklandığı üzere, ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilip kesinleşen 11.06.1984 tarihli ve 1983/61-1984/134 sayılı kararın tarafları- bizzat veya külli halef olan mirasçılar- dava konusu (müddeabih) ve dava sebebi son olarak açılan ve temyiz konusu olan ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2009/464 Esas sayılı dosya ile aynıdır. Tarafların aynı olmalarına göre, davacı-davalı sıfatlarının yer değiştirmesi sonuca etkili değildir. Son olarak açılan 2009/464 Esas sayılı dosya daha önce Mahkemece kesin hükümle çözüme kavuşturulan uyuşmazlıkla ilgilidir.
2009/464 Esas sayılı dosyada ve birleştirilen 2009/571 Esas sayılı dosyada, davacılar Mahkemece verilen 11.06.1984 tarihli ve 1983/61-1984/134 sayılı kararda davalı ... Kurt'un dava tarihinde ölü olduğundan kararın yok hükmünde olduğundan bahisle dava açılmıştır. Ancak, bir mahkeme kararı aynı düzeyde bir başka mahkemece yok sayılamaz ve ortadan kaldırılamaz. Usulüne uygun taraf teşkili sağlanmadan karar verildiği iddiası, yeni bir davanın konusu olamaz. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 445. ( 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 375.) maddesine göre, yargılamanın iadesi nedeni olabilir. Dosyada böyle bir istekte bulunulmamıştır.
Hâl böyle olunca, davanın kesin hüküm nedeni ile reddi gerekir iken yazılı olduğu üzere karar verilmesi isabetsizdir.
Davalılar vekilinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3. maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428. Maddesi gereğince BOZULMASINA, 21.12.2015 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz edenler vekili için 1.350.00.-TL. duruşma vekâlet ücretinin temyiz edilenlerden alınmasına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 08.11.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.