Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, oğlu olan davalının çekişme konusu 62 no’lu bağımsız bölümün doğalgaz işlemlerini halledeceğini, bu işlemler için vekaletname vermesi gerektiği telkiniyle kendisini notere götürdüğünü, okur yazar olmadığını, saflığından ve cahilliğinden faydalanarak davalı eşi adına vekalet verilmesini sağladığını, satış iradesinin olmadığını, anılan vekaletname ile taşınmazın davalıya devredildiğini sonradan öğrendiğini ileri sürerek çekişme konusu bağımsız bölümün davalı adına olan tapu kaydının iptali ile adına tescilini istemiştir.
Davalı, iddianın yersiz olduğunu, hile hukuksal nedenine dayanıldığını ve çekişmeli bağımsız bölümün 27/03/2000 tarihli vekaletname uyarınca 22/04/2003 tarihinde devredildiğini, 1 yıllık hak düşürücü süre geçirildikten sonra eldeki davanın açıldığını, davacının bilerek ve isteyerek devre konu vekaletnameyi verdiğini bildirip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, 1 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı gerekçesiyle davanın reddine ilişkin karar, Dairece; ‘’ ... Dava dilekçesi içeriği ve iddianın ileri sürülüş biçiminden davada, doğalgaz işlemleri ve evin bakımı için vekalet verilmesi gerektiği şeklinde davacının kandırılarak vekaletin temin edildiği ve vekalet görevinin kötüye kullanıldığı hukuksal nedenine dayanıldığı açıktır. Hemen belirtilmelidir ki, vekaletin hileyle alındığı iddiası aynı zamanda kötüye kullanıldığı iddiasını da içerir. Oysa, mahkemece, vekalet görevi kötüye kullanılarak taşınmazın temlik edildiği iddiası bakımından hükme yeterli bir araştırma ve inceleme yapıldığını söyleyebilme olanağı yoktur.... Hal böyle olunca; yukarıda açıklanan ilke ve olgular uyarınca araştırma ve inceleme yapılması, taraf delillerinin toplanarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken hatalı hukuki nitelendirme ve noksan soruşturma ile yetinilerek yazılı biçimde hüküm tesisi isabetsizdir. ‘’ gerekçesiyle bozulmuş, Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kabulü ile çekişmeli bağımsız bölümün davalı adına olan tapu kaydının iptaline ve davacı adına tesciline karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 08.11.2016 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili Avukat ... ile temyiz edilen vekili Avukat.... geldiler, duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Hükmüne uyulan bozma kararında, gösterildiği şekilde işlem yapılarak ve özellikle, dava konusu 9865 sayılı parseldeki davalı adına kayıtlı 62 no'lu bağımsız bölümün tapu kaydının iptaline ve davacı adına tesciline karar verildiği gözetilerek yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davalı vekilinin temyiz itirazı yerinde değildir. Reddi ile usul ve yasaya ve bozma kararının gerekçelerine uygun olan hükmün ONANMASINA, 21.12.2015 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz edilen vekili için 1.350.00.-TL. duruşma vekâlet ücretinin ve aşağıda yazılı 7.681,50.-TL bakiye onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 08.11.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.