SUÇLAR: Kasten yaralama, nitelikli kasten yaralama

HÜKÜMLER: İstinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddi

İlk Derece Mahkemesince sanık ... hakkında katılan ...'ya karşı kasten yaralama suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik katılan ... vekilinin istinaf istemi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 279 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca "başvurunun süresi içinde yapılmadığı" gerekçesiyle istinaf başvurusunun reddine karar verildiği, bahse konu kararın; 5271 sayılı Kanun'un 279 uncu maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi uyarınca temyizi kabil olmayıp itiraz kanun yoluna tabi olduğu, itirazı inceleyen İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 07.07.2022 tarihli ve 2022/85 D.İş sayılı kararı ile itirazın reddine karar verdiği, bahse konu kararın katılan vekiline 23.07.2022 tarihinde usulûne uygun tebliğ edilmesine rağmen katılan vekilinin anılan karara yönelik temyiz isteminde bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesince sanık ... hakkında katılan ...'ya karşı kasten yaralama suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik sanık müdafiinin istinaf

incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen beraat hükmüne yönelik katılan ... vekilinin temyiz isteminde bulunduğu anlaşılmakla katılan ... vekilinin temyiz isteminin reddine dair Tebliğname görüşüne iştirak olunmamıştır.

İlk Derece Mahkemesince sanık ... hakkında katılan ... ve ...'na karşı kasten yaralama suçlarından verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.03.2018 tarihli ve 2018/11-38 Esas, 2018/113 Karar sayılı kararı uyarınca ilk derece mahkemesince verilen "mahkûmiyet" kararları istinaf mercii tarafından "beraat" kararları verilerek hüküm türleri değiştirildiğinden kararların temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Kanun'un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Manisa 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.04.2022 tarihli ve 2021/378 Esas, 2022/355 Karar sayılı kararları ile;
a) Sanık hakkında katılan ...'ya karşı kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, 87 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 58 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 8 ay 3 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve hak yoksunluklarına,

b) Sanık hakkında katılan ...'na karşı kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 58 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve hak yoksunluklarına,

Karar verilmiştir.

2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 30.06.2022 tarihli ve 2022/2123 Esas, 2022/2116 Karar sayılı kararları ile; sanık ... hakkında katılan ...'ya yönelik eyleminden dolayı kurulan 7 nci bendine ilişkin hükmün ve katılan ...'na yönelik eyleminden dolayı kurulan 8 inci bendine ilişkin hükmün kaldırılarak her ne kadar sanık ... hakkında katılanlar ... ve ...'ya yönelik kasten yaralama suçundan cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmış ise de yüklenen suçun sanık ... tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca sanığın atılı suçlardan ayrı ayrı beraatine, bu suçlar yönünden yapılan yargılama giderlerinin kamu üzerinde bırakılmasına, hükmedilmesi suretiyle katılan ... vekilinin, sanık ... müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

A. Katılan ... Vekilinin Temyiz Sebebi
Sanık ...'ın cezalandırılması gerektiğine ilişkindir.

B. Katılan ... Vekilinin Temyiz Sebebi
Sanık ...'ın cezalandırılması gerektiğine ilişkindir.

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

1. Katılanlar ... ile ...'in kardeş oldukları, temyiz dışı katılan suça sürüklenen çocuk ...'in katılan ...'in oğlu olduğu, yine temyiz dışı sanık ... ile sanık ...'in kardeş oldukları, katılan ... ile sanık ...'nın aynı apartmanda komşu oldukları, aralarında gürültüden kaynaklı önceye dayalı husumet bulunduğu, olay günü katılan ... ile oğlu katılan suça sürüklenen çocuk ...'in marketten döndükleri sırada sanık ...'nın kardeşi sanık ...'in apartmana gireceği sırada katılan ...'e çarptığı, aralarında ağız münakaşası ile başlayan kavga çıktığı, katılan suça sürüklenen çocuk ...'in kavgaya karıştığı, sanık ...'in katılan suça sürüklenen çocuk ...'e kafa atıp daha sonra da yumruk ve tekme vurmaya başladığı, katılan ...'i de darp ettiği, katılan ... ile oğlu katılan suça sürüklenen çocuk ...'in de karşılık vererek sanık ...'i elleri ile darp etmeye başladıkları, tarafların birbirleri ile kavgalarının sokağa taştığı, burada karşılıklı olarak birbirlerini darp ederlerken katılan ...'in olay yerine geldiği, onun da kavgaya dahil olduğu ve sanık ... ile karşılıklı birbirlerini darp etmeye başladıkları, sanık ... ve eşinin gürültüler üzerine evin balkonuna çıktıkları, evinin balkonundan olayı gören sanık ...'nın silahtan sayılan ve ele geçirilemeyen sopa ile olay mahalline gelerek katılan ...'in kafasına vurduğu ve aldırılan adlî rapora göre katılan ...'i sağ paryetal bölgesinde 10 cm'lik kesi ve abrazyon oluşturacak, basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde yaraladığı, sanık ...'nın sonrasında da sanık ... ile birlikte katılan ...'i darp ettikleri ve sanık ...'nın sopa ile de katılan ...'e vurduğu, katılan ...'i aldırılan adlî rapora göre hayat fonksiyonlarını birinci derece etkileyecek kırık oluşacak şekilde yaralandığı, daha sonra oraya gelen komşular ve tanıklar tarafından tarafların ayrıldıkları belirtilmiştir.

2. Sanıkların savunmaları, katılanların beyanı, tanıkların anlatımları, adlî raporlar, uzlaştırma dosyası, nüfus ve adlî sicil kayıtları dava dosyasında mevcuttur.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, sanık ... hakkında katılanlar ... ve ...'e yönelik kasten yaralama suçundan açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, sanık ...'in katılan ...'e yönelik kasten yaralama suçundan neticeten 7 ay 15 gün hapis, katılan ...'e yönelik kasten yaralama suçundan ise neticeten 8 ay 3 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği görülmüş ise de sanık ...'ın bütün aşamalardaki savunmalarında atılı suçlamayı kabul etmeyerek katılanlar ... ve ...'e vurmadığını, sadece diğer katılan ... ile kavga ettiklerini beyan ettiği,

katılanlar ... ve ...'in ise bütün aşamalarda alınan beyanlarında sanık ...'in kendilerine vurduğuna ilişkin herhangi bir isnatta bulunmadıkları, olayın aynı zamanda görgü tanığı olan diğer katılan ... ve dinlenen tanıklar H.İ., M.İ., R.K., E.S., H.Y. ve Z.Y.'nin sanık ...'in savunmalarını doğrulayarak sanık ...'in katılanlar ... ve ...'i darp ettiğine ilişkin herhangi bir beyanda bulunmadıkları, sanık ...'in olay tarihinde aralarında çıkan tartışmayı görerek elinde sopayla tartışmaya müdahale etmeye gelen ve bu sopayla katılanlar ... ve ...'e vuran ağabeyi olan diğer sanık ...'nın eylemine iştirak ettiğine ilişkin dosya kapsamında başkaca bir delilin de bulunmadığı hususları hep birlikte değerlendirildiğinde; sanık ...'in katılanlar ... ve ...'e yönelik kasten yaralama suçlarını işlediğine dair her türlü kuşkudan uzak, mahkûmiyetine yeterli kesin ve inandırıcı delil elde edilmediğinden 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca ayrı ayrı beraatine karar verilmesi gerektiği halde delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde atılı suçlardan mahkûmiyetine karar verildiği anlaşıldığından, sanık ... hakkında katılan ...'ya yönelik eyleminden dolayı kurulan 7 nci bendine ilişkin hükmün ve katılan ...'na yönelik eyleminden dolayı kurulan 8 inci bendine ilişkin hükmün kaldırılarak her ne kadar sanık ... hakkında katılanlar ... ve ...'ya yönelik kasten yaralama suçundan cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmış ise de yüklenen suçun sanık ... tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca sanığın atılı suçlardan ayrı ayrı beraatine, bu suçlar yönünden yapılan yargılama giderlerinin kamu üzerinde bırakılmasına hükmedilmesi suretiyle katılan ... vekilinin, sanık ... müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verildiği belirtilmiştir.

1. Bölge Adliye Mahkemesince sanık hakkında katılan ...'e yönelik kasten yaralama suçunu işlediğine dair her türlü kuşkudan uzak, mahkûmiyetine yeterli kesin ve inandırıcı delil bulunmaması nedeniyle mahkûmiyet hükmü kurulmasının kanuna aykırı olduğu gerekçesi ile 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesi ikinci fıkrasının (e) bendi gereğince duruşma açılmaksızın dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi neticesinde mahkûmiyet hükmü kaldırılarak sanığın beraatine karar verilmek suretiyle hükmün düzeltilerek esastan reddine karar verildiği, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 17.05.2022 tarihli ve 2020/248 Esas, 2022/359 Karar sayılı ''Bölge Adliye Mahkemesinin, ilk derece mahkemesinin maddi olayın gerçekleşme biçimine ilişkin kabulünü değiştirmemesi, dosyaya yeni bir delil ikame etme yoluna gitmemesi, ilk derece mahkemesinin dosyada mevcut delilleri takdir etmek suretiyle ulaştığı sonucu isabetli bulmayarak aynı delilleri yeniden değerlendirip suçun manevi unsuru bakımından farklı bir sonuca ulaşması, 7035 sayılı Kanun'un gerekçesinde de belirtildiği üzere değişiklikle amaçlanan hususlardan birinin Bölge Adliye Mahkemelerinin daha etkin ve verimli bir şekilde çalışmalarının sağlanması olması hususları birlikte gözetildiğinde; Bölge Adliye Mahkemesinin duruşma açmaksızın dosya üzerinden yaptığı inceleme neticesinde İlk Derece Mahkemesince mahkûmiyetine hükmedilen ve eylemi sabit görülen sanığın kastının bulunmadığından bahisle beraatine karar verebileceğinin kabulünde zorunluluk bulunmaktadır.'' şeklindeki kararı da gözetildiğinde Tebliğnamenin 5271 sayılı

Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2 nci fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiğine dair bozma görüşüne iştirak edilmemiştir.

2. Bölge Adliye Mahkemesinin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, sanığın üzerine atılı suçları işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından şüphe sanık lehine değerlendirilerek atılı suçlardan beraat kararları verilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden, katılan ... vekilinin ve katılan ... vekilinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

Gerekçe başlığı altında açıklanan nedenlerle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 30.06.2022 tarihli ve 2022/2123 Esas, 2022/2116 Karar sayılı kararlarında katılan ... vekili ve katılan ... vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Manisa 3. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

02.04.2024 tarihinde karar verildi.