Ret
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili ve davalı şirket vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı şirket vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2017 yılı başında "..." markası için 14 ve 35. sınıflar için yapılan tescil başvurusuna davalı şirket tarafından yapılan itirazın kısmen kabul edilerek başvurunun 14. sınıftaki mallar için reddedildiğini, bu karara karşı yapılan itirazın da YİDK tarafından nihai olarak reddedildiğini, müvekkilinin "..." markası ile redde mesnet alınan davalı markasındaki tek ortak noktanın "..." kelimesi olduğunu, 14. sınıfta tescilli "..." ibareli çok sayıda marka bulunduğunu, bu markaların varlığına rağmen müvekkili başvurusunun kısmen reddinin hukuka aykırı olduğunu, kaldı ki müvekkilinin "..." ibareli markasının davalı şirketin itirazına rağmen reddedilmediğini ve tescil edildiğini, taraf markalarına ortalama tüketici gözüyle bakıldığında markaları bütün olarak algılayan tüketiciler nezdinde karıştırma ihtimalinin söz konusu olmadığını, müvekkili markasının "..." kök kelimesinden sıyrılıp yeterince farklılaştığını ileri sürerek YİDK 2018-M-4755 sayılı kararının iptali ile 2017/09744 sayılı “...” markasının itiraz sonucu reddedilen mal ve hizmet sınıfları yönünden de tesciline devam edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
1.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin “... şekil” markasının 12.10.2012 tarihinde 14. sınıftaki mallar için tescil edildiğini, markanın 14. sınıftaki malların satışına ilişkin 35. sınıftaki hizmetlerde de yoğun kullanımı bulunduğunu ve markasının müvekkili ile birebir özdeşleşerek tüketici nezdinde tanınan, bilinen ve tercih edilen bir marka haline geldiğini, dava konusu markaların kapsadıkları mallar aynı olduğundan ve "..." ile "..." ibareleri çok benzediğinden aralarında karıştırılma ihtimali bulunduğunu, davacı başvuru markasının tescili halinde "..." markasının serisi gibi algılanacağını, tüketicilerin yanılgıya kapılacaklarını, her iki firmanın da iştigal sahasının aynı olduğunu, bu nedenle dava konusu YİDK yerinde olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında iltibas ihtimalinin ilk şartı olan emtiaların benzerliği kriterinin somut uyuşmazlık açısından sağlanmış olduğu, her iki markada da ortak unsur olarak bulunan "..." kelimesinin, Yunanca bir sözcük olup “karşı yaka, öte” anlamını haiz olduğu, 14. sınıftaki çekişme konusu mallar bakımından "..." kelimesini, herhangi bir anlamı ya da çağrışımsal etkisi olmayan ayırt ediciliği yüksek bir marka işareti olduğu, "..." sözcüğünün İstanbul’da bir semt adı olduğu herkesçe bilinemeyeceğinden, bu ibarenin 6769 sayılı Kanun'un 5 inci madde uyarınca bir coğrafi alan tarifi/tasviri olmadığı, davacı markasında "..." kelimesinden sonra yer alan "MONA" kelimesinin ise İtalyanca bir kadın adı olduğu, bu bağlamda "..." kelimesine yönelik vurgunun arttığı, davalı markasının ayırt edici esaslı unsuru olan "..." ibaresinin aynen davacı markasında kullanıldığı, bu itibarla dava konusu taraf markalarının 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında benzer bulunduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı şirket vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı Kurumun çelişkili kararları olduğunu, markaların farklı bulunduğunu, karıştırılma ihtimallerinin olmadığını, marka seçim nedenlerinden birisinin müvekkili şirketin bulunduğu bölge olduğunu, müvekkilinin yapmış olduğu başvurunun 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca iltibas tehlikesi oluşturmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı şirket vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararda davalı vekili olarak Av. ...'in gösterildiğini, duruşmaya katılımın da sağlandığını, tıpkı diğer davalı lehine vekâlet ücretine hükmedildiği gibi tarafları lehine de vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taraf markalarının benzer olduğu, başvuru kapsamında reddedilen tüm mallar bakımından kapsamların aynı/aynı tür ve benzer olduğu ve markalar arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında iltibas ihtimali bulunduğu, bu nedenle davacı vekilinin istinaf itirazlarının yerinde olmadığı, davalı şirket vekilinin istinaf itirazına gelince, davalı şirketin yargılamada vekil ile temsil edilmiş olmasına rağmen, davanın reddi nedeniyle davalı şirket lehine vekâlet ücreti takdir edilmemesinin doğru bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı şirket vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak sureti ile davanın reddine karar verilmiş, davalı şirket lehine vekalet ücretine de hükmedilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle temyiz başvurusunda bulunmuştur.
Uyuşmazlık, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile 6 ncı maddesinin birinci fıkrası.
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.