Taraflar arasında birleştirilerek görülen tapu iptali ve tescil, tazminat davası sonunda, yerel mahkemece asıl davanın kabulüne, birleştirilen davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 08.11.2016 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı ... ve vekili Avukat ... geldi, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen vekili Avukat gelmedi, yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Asıl ve birleştirilen davalar, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil ile tazminat, olmazsa tenkis isteklerine ilişkindir.
Asıl ve birleştirilen davada davacı, miras bırakanı ....’ün maliki olduğu 42,467,1492,1471,1472,1480,1627,694,1666,1446,2447,2451,932 ve 1070 parsel sayılı taşınmazlarını mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla kızı olan davalıya 12/11/1997 tarihinde ölünceye kadar bakma akdi ile, 240 ada 1 sayılı parseldeki 10 no’lu bağımsız bölümü ise 25/04/1994 tarihinde satış yoluyla devrettiğini, davalının 1070 sayılı parseli üçüncü kişiye satış yoluyla temlik ettiğini, ölünceye kadar bakma akdi ile satış sözleşmesinin muvazaalı olduğunu ileri sürerek davalı adına kayıtlı çekişmeli taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile miras payı oranında adına tescilini, üçüncü kişilere devredilen taşınmazlar yönünden miras payı oranında belirlenecek tazminatın davalıdan tahsilini, bunların mümkün olmaması halinde saklı payına tecavüz eden kısmın tenkisini istemiştir.
Davalı, dava konusu 240 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 10 no’lu bağımsız bölümünü satın aldığını, muris ile bir ilgisinin bulunmadığını, diğer çekişmeli taşınmazların devrine konu ölünceye kadar bakım akdinin gerçek olduğunu, kemik erimesi rahatsızlığı bulunan murise karşı bakım borcunu yerine getirdiğini, murise bakmak için evlilik dahi yapmadığını, davacının ise muris ile hiç ilgilenmediğini, murisin çekişmeli taşınmazlar dışında da taşınmazlarının bulunduğunu, bu nedenle muvazaanın söz konusu olamayacağını bildirip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, ölünceye kadar bakım akdinin muvazaalı olduğu gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile 42,467,1492,1471,1472,1480,1627,694,1666,1446 ve 932 parsel sayılı taşınmazlarda davalı adına olan payların iptaline ve miras payı oranında davacı adına tesciline, iyiniyetli üçüncü kişilere temlik edilen 1070,2447 ve 2451 parsel sayılı taşınmazlar yönünden 95.017,50 TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, birleştirilen davaya konu 240 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 10 numaralı bağımsız bölümünün muris ile bir ilgisinin bulunmadığı gerekçesiyle birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle, ölünceye kadar bakım akdinin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu gözetilerek davanın kabul edilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davalı vekilinin bu yöne değinen temyiz itirazı yerinde değildir, Reddine.
Ancak, dava konusu 42,467,1471,1472,1480,1627,694,1446,1492 ve 1666 parsel sayılı taşınmazların yenileme kadastrosu ile kayıtları kapatılarak yeni ada ve parsel numaraları aldığı .... Tapu Müdürlüğünün 07/03/2014 tarihli cevabi yazısından anlaşılmaktadır.
O hâlde, yeni oluşan parseller üzerinden iptal ve tescile karar verilmesi gerekirken hukuki değeri kalmayan kaydı kapatılan kadastral parseller üzerinden karar verilmesi isabetsizdir.
Anılan bu husus; doğru tapu sicili oluşturma ilkesinin bir sonucu olup, mahkeme kararı doğru sicil oluşturma ve dolu pafta ilkelerine aykırı düşmektedir. Öte yandan devletin sicil oluşturmadan kaynaklanan görevi ve kamu düzeniyle ilgili olduğundan re’sen gözetilmesi gerekeceği de kuşkusuzdur.
Hâl böyle olunca; yenileme kadastrosu ile oluşan yeni parseller üzerinden hüküm kurulması gerekirken infazı mümkün olmayacak şekilde sayfası kapatılan eski parsel numaraları üzerinden karar verilmesi doğru değildir.
Davalı vekilinin temyiz itirazı yerindedir. Kabulü ile, hükmün açıklanan nedenden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 21.12.2015 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 1.350.00.-TL. duruşma vekâlet ücretinin temyiz edilenden alınmasına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 08.11.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.