Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil, ikinci kademede tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 02.04.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde taraflardan gelen olmadı. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1. Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının müvekkiline 31.05.2011 tarihli harici satış sözleşmesiyle 2945 ada 36 parsel sayılı taşınmazda yapılmakta olan inşaattan 137 numaralı daireyi satmayı taahhüt ettiğini, müvekkilinin satış bedelini ödediğini, dairenin teslim tarihinin 31.12.2013 olmasına rağmen henüz teslimin gerçekleşmediğini belirterek, dava konusu dairenin müvekkili adına tesciline veya dairenin rayiç değerinin tazminine veya ödenen satış bedelinin faiziyle tazminine ve mahrum kalının kira bedellerinin müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davacı vekili ıslah dilekçesinde; davaya konu bağımsız bölüme tekabül eden arsa payının müvekkili adına tesciline, bağımsız bölümün kat irtifakı kurularak takyidatlardan ari olarak tescili ile gecikme tazminatı ve mahrum kalının kira bedellerinin tazminine veya rayiç değer olan 213.303,00 TL'nin faizi ile birlikte tazminine veya ödenen satış bedelinin güncel değeri olan 271.564,00 TL'nin faiziyle tazminine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, sözleşmenin 3 üncü maddesi gereği ödenen 12.542,00 TL'nin mahsup edilmesi gerektiğini, sözleşmenin 10 uncu maddesi koşullarının oluşmadığını, kaldı ki bu madde gereği davacının ancak ödediği bedeli isteyebileceğini, projenin mücbir sebepler nedeniyle tamamlanamadığını, gecikme tazminatı ve kira bedellerinin istenemeyeceğini, faiz isteminde bulunulamayacağını beyan ederek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yapının tamamlanmadığı, bağımsız bölümün fiilen teslim edilmediği, kat mülkiyeti kurulmadığı, iskan ruhsatı alınmadığı, taşınmazın tescil ve teslime uygun olmadığı bu nedenlerle tapu iptali ve tescil isteminin reddine karar verilmesi gerektiği, davacının müspet zararının tazminini isteyebileceği gerekçesiyle davacının tapu iptal tescil kira alacağı ve gecikme tazminatı taleplerinin reddine, terditli tazminat talebinin kabulüne 213.303,50 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; fiili teslim olmadığı gerekçesiyle tescil isteminin reddine karar verilmesinin yanlış olduğunu, kat irtifakı kurulması için yapılan başvurunun beklenmesi gerektiğini, Halkbankası ile düzenlenen protokol doğrultusunda araştırma yapılması gerektiğini, müspet zararın taşınmazın rayiç değeri olmadığını, rayiç değerin de düşük belirlendiğini, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, sözleşmenin 3.1 ve 3.3 üncü maddelerinin gözetilmesi gerektiğini, munzam zarar taleplerinin olduğunu, ticari faize hükmedilmesi gerektiğini, nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin ve sair taleplerin reddinin hatalı olduğunu beyan ederek ve re'sen gözetilecek sebeplerle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu bağımsız bölümün davacıya fiilen teslim edilmediği, taşınmazın arsa olarak tapuda kayıtlı olduğu, kat irtifakı veya kat mülkiyeti kurulmadığı, mülkiyetin nakli koşulları oluşmadığı, davacının müspet zararının tazminini isteyebileceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdükleri sebeplerle kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, yüklenici ve arsa sahibi sıfatı birleşen davalıdan satın almaya dayanan tapu iptali ve tescil ile tazminat ikinci kademede tazminat istemine ilişkindir.
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
2. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 30.09.1988 tarihli ve 1987/2 Esas, 1988/2 Karar sayılı kararı.
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Yargıtay duruşma vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Davacı tüketici harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.04.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.