Taraflar arasında birleştirilerek görülen elatmanın önlenmesi, ecrimisil, tapu iptali ve tescil-tenkis davası sonunda, yerel mahkemece asıl davanın kabulüne; birleştirilen davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davalı-birleşen dosya davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

Asıl dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve ecrimisil; birleştirilen dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tenkis isteğine ilişkindir.
Davacı, kayden maliki olduğu 270 ada 7 parsel sayılı taşınmazda bulunan bir kısım bina ve müştemilatın haklı ve geçerli bir neden olmaksızın davalı tarafından kullanıldığını ileri sürerek elatmanın önlenmesine ve ecrimisile karar verilmesini istemiştir.
Davalı, dava konusu taşınmazda diğer mirasçıların da hakkı olduğunu, oturmakta olduğu evin eşi Musa tarafından yaptırıldığını belirtip davanın reddini savunmuş; birleştirilen davada, mirasbırakan Tamaşa Tüzünler'in maliki olduğu 270 ada 7 parsel sayılı taşınmazı ölümünden yaklaşık 2 ay önce diğer mirasçılarından mal kaçırmak kastı ile davalıya satış suretiyle temlik ettiğini, işlemin muvazaalı olduğunu ileri sürerek tapu iptali ve mirasçılar adına tescile, olmadığı takdirde payı oranında iptal ve tescile veya tenkise; ayrıca taşınmaz üzerindeki muhdesatın kendisine ait olduğunun tespiti ile tapuya şerh verilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, mirasbırakan tarafından davacı ...'e yapılan temlikin muvazaalı olduğu gerekçesiyle birleştirilen davanın kabulüne; asıl davanın reddine karar verilmiş, karar davacı-birleşen dosya davalı vekili temyizi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesince "mirasbırakanın mal kaçırmak kastı ile hareket ettiğinin ve taşınmazın gerçekte davacıya bağışlandığının kanıtlanamadığı, bu durumda temlikin bağış değil, satış olduğu sonucuna varıldığı, bunun aksi düşünülse dahi, davacı ...'in murise ve eşine ölene dek bakması, semenin bir başka ifade ile malın bedelinin ise mutlaka para olması şart olmayıp belirli bir hizmet ya da emek de olabileceği" gerekçesiyle bozulmasından sonra, mahkemece asıl davanın kabulü ile el atmanın önlenmesine ve ecrimisil ödenmesine, birleşen davanın reddine dair verilen karar da davalı-birleşen dosya davacısı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.

1.Davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının dosya muhtevası, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve uyulan bozma ilamında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu dairesinde hüküm tesis edildiğine göre yerinde görülmemiştir.

2.Davalı vekilinin ecrimisile hükmedilmesine ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
Davacı asil ve davacı vekili imzalı beyanları ile 31.05.2016 tarihli celsede ecrimisil taleplerinden feragat etmiştir. Mahkemece ecrimisil talebi yönünden davadan feragat nedeniyle davanın reddine karar vermesi gerekirken, ecrimisil talebinin kabulüne karar verilmiştir. O halde, mahkemece yukarıda açıklanan husus dikkate alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.

Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı-birleşen dosya davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, (1) numaralı bentte yazılı nedenlerle sair temyiz itirazlarının reddine, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 09.03.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.