ASIL VE BİRLEŞEN DAVA TÜRÜ: Elatmanın Önlenmesi, Kal, Ecrimisil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davacı vekili, davalı vekili ve birleşen dosya davalısı vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

Davacı vekili asıl dava dilekçesinde, davalı ... Şirketinin davacıya ait 1103 parsele haksız müdahalesinin önlenmesi ve kalıntıların kal’ine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000 TL ecrimisilin tahsiline, birleşen dava dilekçesinde davalı ... Mermer Şirketinin 1103 parsele haksız müdahalesinin önlenmesine, davacıya ait taşınmaza dökülen atıkların kaldırılarak taşınmazın eski hale getirilmesine karar verilmesini istemiştir.
Asıl dosya davalısı vekili ve birleşen dosya davalısı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, asıl ve birleşen davada elatmanın önlenmesi ve eski hale getirmeye yönelik kal davasının kabulüyle davaya konu taşınmaza 28.06.2015 tarihli fen bilirkişi raporuna ekli krokide mor renkle mermer atığı dökülen alan olarak gösterilen toplam 1.400,34 m2’lik kısma davalı ve birleşen dosya davalısı tarafından yapılan müdahalenin önlenmesine, mermer atıklarının davalılar tarafından taşınmazdan kaldırılarak eski hale getirilmek suretiyle kal’ine, asıl davada talep edilen ecrimisil isteminin kısmen kabulüyle, 2.604,67 TL ecrimisilin asıl dosya davalısından tahsiliyle davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm süresi içinde davacı vekili, asıl dosya davalısı vekili ve birleşen dosya davalısı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, asıl dosya davalısı vekili ve birleşen dosya davalısı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Asıl dava, ecrimisil, elatmanın önlenmesi ve kal, birleşen dava ise elatmanın önlenmesi ve kal istemine ilişkindir.
Gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere; ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurdukları kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır.
Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 25.02.2004 tarihli ve 2004/1-120-96 sayılı kararı). 25.05.1938 tarihli ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay'ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup, bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.
Hemen belirtelim ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık, değerlendirmenin gerekçeleri bilimsel verilere ve 6100 sayılı HMK'nin 266. vd. maddelerine uygun olmalıdır.
Bu nedenle, özellikle tarım arazilerinin haksız kullanımı nedeniyle ürün esasına göre talep varsa, bu konudaki resmi veriler, taşınmazın bulunduğu bölgede ekilen tarım ürünlerinin neler olduğu tarım il veya ilçe müdürlüğünden sorulmalı, ekildiği bildirilen ürünlerin ecrimisil talep edilen yıllara göre birim fiyatları ve dekara verim değerleri, hal müdürlüğünden ilgili dönem için getirtilmeli, bölgede münavebeli ekim yapılıp yapılmadığı, taşınmazın nadasa bırakılıp bırakılmadığı tespit edilmelidir.
Eğer, özellikle arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir.
İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, davaya konu 1103 parsel 19.530 m2 tarla vasfıyla davacı adına tapuda kayıtlıyken, davacıya ait dava dışı 8.020 m2 tarla vasıflı 1130 parselde kayıtlı taşınmazla tevhit edilerek 2782 parselin oluştuğu, bu parselin de daha sonra ifraz görerek, 3066 parselde kayıtlı taşınmazın 17.321,42 m2 tarla vasıflı olarak, 3067 parselin de 7.158,66 m2 arsa olarak davacı adına tescil edildiği, son olarak 10.12.2014 tarihli 22/A uygulamasıyla, 3067 parselin 7.194,91 m2 arsa olarak 772 ada 77 parsel, 3066 parselin ise 17.401,61 m2 tarla olarak 772 ada 30 parsel numarasıyla davacı adına tescil edildiği, hükme dayanak kabul edilen 28.06.2015 tarihli fen bilirkişi raporuna göre, davaya konu parselin 3067 parsel, bu taşınmaz üzerindeki mermer atığı dökülen kısmın ise 1.400,03 m2 olduğu, 29.06.2015 tarihli ziraat bilirkişi raporuna göre davaya konu alanın tarımsal net gelir yöntemine göre 2007-2009 yılları arasında 2.604,67 TL ecrimisil hesabı yapıldığı fakat davaya konu 3067 parselin tapuda arsa olarak kayıtlı bulunduğu anlaşılmaktadır. Buna göre, davaya konu müdahalede bulunulan 3067 parsel tapuda arsa vasfıyla kayıtlı olduğundan bu vasfı dikkate alınarak Dairemizin yukarıda belirtilen ilkeleri doğrultusunda ecrimisil hesabı yapılması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Ayrıca, mermer atığı dökülmek suretiyle yapılan müdahalenin, davacının davaya konu edilen taşınmazın tamamını kullanmasına engel olup olmadığının belirlenmesi gerekirken, bu konuda da yeterli inceleme ve araştırma yapılmadan karar verilmesi de doğru görülmemiştir.

Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 Sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, asıl dosya davalısı vekilinin ve birleşen dosya davalısı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle reddine, taraflarca HUMK’un 388/4. ve 440/1. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 780,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 2.341,20 TL'nin temyiz eden asıl davalıdan, 780,50 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 2.341,10 TL'nin temyiz eden birleşen dosya davalısından alınmasına, 09.03.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.