Mahkûmiyet, nakil aracının iadesi
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
Sanığın temyiz isteği, ele geçirilen akaryatı kendi aracında kullanmak için aldığına, kaçak olduğunu bilmediğine, kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.
Olay tutanağına göre, 23.05.2014 tarihinde, Kayseri-Niğde karayolu, ... köyü yol ayrımında, sanığın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracın uygulama noktasında durdurulduğu, Yeşilhisar Sulh Ceza Mahkemesinin 2014/57 Değişik İş sayılı arama kararına istinaden araçta yapılan aramada şoför mahallinin yanında 1 adet aracın kasasında 3 adet olmak üzere 4 bidon ile aracın standart dışı deposundakiler ile beraber toplam 400 litre kaçak motorin ele geçirildiği tespit edilmiştir.
Sanık hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na (5607 sayılı Kanun) muhalefet suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
Sanık aşamalardaki savunmalarında; ticari amacının olmadığını kendi aracında kullanmak üzere tanımadığı bir şahıstan aldığını, gümrüklenmiş değerin iki katı bedeli ödeme gücü olmadığını beyan etmiştir.
Kaçak eşyaya mahsus tespit (KEMT) varakasında belirlenen gümrüklenmiş değerin Dairemiz yerleşik içtihatlarına göre " pek hafif değer" aralığında olduğu anlaşılmıştır.
Dosya kapsamına göre, sanığın sevk ve idaresindeki araçta ticari miktar ve mahiyette kaçak motorin ele geçirilmesi karşısında, sanığın atılı suçu işlediğinin sabit kabul edilip hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Ancak;
Sanık hakkında kurulan hükümde; 10.12.2022 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrasının, yirmiüçüncü fıkrası olarak değiştirildiği gözetilerek; 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrasına eklenen "Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir." şeklindeki düzenlemenin, 6545 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesi ile değişik 5607 sayılı Kanunda hüküm altına alınması nedeniyle, suç tarihinde yürürlükte olan 6455 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onbirinci fıkrası ile sonradan yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesi delaletiyle aynı maddenin beşinci, onuncu, yirmiikinci fıkraları ile aynı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkraları ayrı ayrı uygulanarak lehe Kanun'un tespiti yerine, 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onbirinci fıkrasına göre belirlenen temel cezayla birlikte 7242 sayılı Kanun ile değiştirilen 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrasının uygulanması suretiyle karma uygulama yapılması hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 02.04.2024 tarihinde karar verildi.