İstinaf başvurusunun kabulüne
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince verilen davanın reddine dair karara yönelik istinaf ve temyiz başvurularının kesinlik sınırı altında kaldığı gerekçesiyle reddine ilişkin ek kararların dava vekili tarafından temyiz incelemesi üzerine Dairemizce, Bölge Adliye Mahkemesi kararların bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; istinaf başvurusunun kamu düzeni nedeniyle kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Trabzon ili Çarşıbaşı ilçesi ... mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) Geçici 8 inci madde gereğince yapılan kadastro çalışmaları sırasında, 159 ada 19 parsel sayılı taşınmaz davalılar adına, 159 ada 26 ve 27 parsel sayılı taşınmazlar ise davacılar adına tespit edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacılara ait taşınmazlar ile davalılara ait taşınmazın komşu olduğunu, ancak kadastro tespiti sırasında taşınmazlar arasındaki sınır sabit olmasına rağmen hatalı belirlendiğini açıklayarak tespite itiraz etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, " davacılar tarafından kendileri adına tespit gören 159 ada 26 ve 27 parsel sayılı taşınmazların bir kısmının birleşen dosya davalısı ... adına tespit gören 159 ada 19 parsel sayılı taşınmaz içerisinde kaldığının, taraflar arasındaki sınırın zemindeki hendekten değil de birleşen dosya davalısı ... adına tespit gören 159 ada 19 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan evin bitişiğinden geçtiğinin ve bu ev bitişiğinde bulunan selenderin de kendilerine ait olduğunun iddia edildiği, birleşen dosya davalısı tarafından ise sınırın zemindeki hendekten geçtiğinin savunulduğu, mahalli bilirkişi tarafından taraflar arasındaki sınırın gösterilememesine karşılık keşif sırasında beyanları alınan davalı tanığı tarafından taraflar arasındaki sınırın zemindeki mevcut hendekten aşağıya doğru geçmekte olduğunun ve zeminde mevcut bulunan ve fen bilirkişi raporuna ekli fotoğrafta da görülen selenderin davalıya ait olduğunun bildirilmesi, davalı tanığı tarafından bu şekilde bildirilen sınırın davacı tanığı tarafından da doğrulanmış, davalı ve davacı tanıkları tarafından gösterilen sınırın zemindeki hendekten geçmekte olduğunun bildirilmesi itibariyle de davacı tarafından keşif sırasında tanık olarak gösterilen ve davacının annesi olan ... Eski’nin beyanlarına itibar edilememiş olup dava konusu taşınmazlar arasındaki sınırın kadastro tespitinde gösterildiği şekliyle zeminde mevcut bulunan hendekten geçtiğinin davacı ve davalı tanıklarının birbirleriyle uyumlu beyanları ve zemindeki fiili durumdan anlaşıldığı, " gerekçesiyle davanın reddine, 159 ada 19 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş; davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; dava konusu taşınmazların değeri istinaf kanun yoluna başvuru sınırının altında kaldığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş ve davacılar vekilinin temyiz dilekçesi ise kesin karara karşı temyiz kanun yoluna başvurulamayacağı gerekçesiyle 18.02.2019 tarihli ek kararla reddedilmiş olup, davacılar vekili tarafından ek kararla birlikte esas hükmün temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 09.02.2022 tarihli ve 2021/6432 Esas, 2022/972 Karar sayılı ilamıyla; " 28.07.2020 tarihli ve Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 22.07.2020 tarihli ve 7251 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un (7251 sayılı Kanun) 53 üncü maddesi ile 3402 sayılı Kanun’a eklenen Ek 6 ncı maddesi gereği İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yolu, bölge adliye mahkemesinin istinaf incelemesi sonucu vereceği karara karşı da temyiz kanun yolu açık olduğuna " işaret edilerek, Bölge Adliye Mahkemesinin kesinlik nedeniyle temyiz isteminin reddine dair ek kararının ve istinaf isteminin reddine dair kararının usul ve Kanuna aykırı olduğundan bahisle bozulmasına ve bozma nedenine göre diğer hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde; " Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına,dosya kapsamından anlaşılacağı üzere, taraflar arasındaki uyuşmazlık sınır uyuşmazlığına ilişkin olup, çekişmeli taşınmazların kadastro tespitlerinin zilyetliğe dayanılarak yapıldığının ve sınırın zilyetlik hükümlerine göre belirlenmesi gerektiğinin anlaşılmasına göre, mahallinde yapılan keşif sırasında dinlenilen tutanak bilirkişileri, mahalli bilirkişi ve taraf tanıkları bir arada değerlendirildiğinde, keşif sırasında gösterilen serenderin davalıya ait taşınmaz sınırları içerisinde kaldığı ve taşınmazlar arasındaki sınırın kadastro tespitinde gösterildiği üzere hendek olduğunun anlaşıldığı, teknik bilirkişi raporunda A ve B harfi ile rumuzlandırılan taşınmaz bölümlerinin ise kendi zilyetliklerinde olduğunun ispat yükü üzerinde olan davacılarca bu durumun ispatlanamamış olduğu, bu nedenle davacılar vekilinin sair istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı, ne var ki; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 1 inci maddesi gereğince kadastro hakimi, infazı mümkün doğru sicil oluşturmakla yükümlü olup hakimin doğru sicil oluşturma yükümlülüğü kamu düzeni ile ilgili olduğundan bu noktanın resen gözetilmesi gerektiği, somut olayda, çekişmeli 159 ada 19 parsel sayılı taşınmaz hakkında kadastro komisyon tutanağı düzenlenmesine rağmen mahkemece infazda tereddüt yaratacak şekilde tespit gibi tapuya tescillerine karar verilmesinin isabetsiz olduğu " gerekçesiyle, davacılar vekilinin istinaf dilekçesinde gösterdiği istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı, ancak infazı kabil hüküm kurulmamasının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355 inci maddesinin 1-son cümlesi uyarınca kamu düzenine aykırılık teşkil etmesi nedeniyle istinaf isteminin kabulüne, Trabzon Kadastro Mahkemesi'nin 19.072018 tarihli ve 2017/18 Esas, 2018/17 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/(1)-b.2 maddesi gereğince yeniden esas hakkında karar verilmesine, bu cümleden olarak; davanın reddine ve çekişmeli 159 ada 19 parsel sayılı taşınmazın kadastro komisyon tutanağı gibi tapuya tesciline karar verilmiş ve iş bu karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de var olmadığına göre, Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Ttemyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 346,90 TL'nin temyiz eden davacılardan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.