Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:

Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;

1-Müştekinin annesinin evine hırsız girip, yapılan soruşturma kapsamında aynı apartmanda oturan sanığın kızının da parmak izinin alınması üzerine, sanığın, müştekinin ve annesinin şikayeti nedeniyle kızı hakkında bu işlemin yapılarak iftira atıldığını ve bu durumun çocukları üzerinde yarattığı olumsuz etki nedeniyle sinirlenerek sözkonusu mesajı gönderdiğini, kastının ise atılan iftira nedeniyle yasal şikayet hakkını kullanacağını söylemek olduğunu savunması karşısında; "...benim çocuklarımın canını yakanın canını yakarım, kimse kimseyi hafife almasın..." demekten ibaret eylemin, yasal şikayet hakkını kullanma niteliğinde olup olmadığı değerlendirilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması;

2-Kabule göre de;
a)Sanığın müştekiye sarfettiği "benim çocuklarımın canını yakanın canını yakarım.." şeklindeki sözlerin müştekinin uğrayacağı kötülüğün açıkça belirtilmemesi nedeniyle 5237 sayılı TCK'nın 106/1-2. cümlesindeki sair tehdit suçunu oluşturduğu gözetilmeden, aynı Kanun'un 106/1-1. cümlesi uyarınca hüküm kurulması,
b)Sanığın aşamalarda, kızının hırsızlık yaptığının söylenilmesi üzerine parmak iznin alındığı ve olaylar nedeniyle psikolojilerinin bozulduğu şeklindeki savunması karşısında, bahsi geçen soruşturma dosyasının getirtilip incelendikten sonra, olayın çıkış nedeni ve gelişmesi değerlendirilerek sonucuna göre 5237 sayılı TCK’nın 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükmünün uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması,
Kanuna aykırı ve sanık ...’nun temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 08/11/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.