Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Davacı vekili, davacıya ait 70 ada 4 parselde tapuya kayıtlı konut yapı kooperatifinin B blok bodrum kat 1 numaralı bağımsız dairenin davalılar tarafından kömürlük inşaa edilmek suretiyle kullanıldığını açıklayarak, taşınmazın davacı tarafından satın alındığı tarih olan 18.07.2005 tarihinden itibaren 4 yıllık ecrimisilin davalılardan tahsiline, davalıların elatmasının önlenmesine ve yapılan kömürlüklerin kal’ine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar cevap dilekçesi vermemiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile davalılar tarafından yapılan müdahalenin kömürlüklerin kaldırılması suretiyle önlenmesine, dava tarihinden geriye doğru 4 yıllık hesap edilen 9.600 TL ecrimisilin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş, hüküm süresi içinde bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kat malikleri arasında görülen elatmanın önlenmesi, ecrimisil ve kal istemine ilişkindir.
Hemen belirtmek gerekir ki; görev kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında re'sen göz önünde tutulması gereken bir usul kuralıdır. 6100 sayılı HMK'nin 2. maddesi Asliye Hukuk Mahkemelerinin, 4. maddesi Sulh Hukuk Mahkemelerinin görev alanını belirlemiştir. Sulh Hukuk Mahkemelerinin görev alanının düzenlendiği HMK’nin 4/ç bendi "Bu Kanun ile diğer kanunların, sulh hukuk mahkemesi veya sulh hukuk hakimini görevlendirdiği davaları görürler" şeklindedir. Bu düzenlemeden Sulh Hukuk Mahkemelerinin görevli olup olmadığı hususunda özel yasalara atıfta bulunulduğu anlaşılmaktadır.
634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun Ek 1. maddesi "Bu kanunun uygulanmasından doğacak her türlü anlaşmazlık Sulh Hukuk Mahkemelerinde çözümlenir" hükmünü içermektedir.
Somut olayda, dava konusu 70 ada 4 parselde kayıtlı B blok bodrum kat 1 numaralı bağımsız bölümün tüketim kooperatifi vasfıyla 18.07.2005 tarihinde satış yoluyla davacı adına kayıtlı olduğu, davalıların da davaya konu bağımsız bölümün yer aldığı binada kat maliki bulunduğu, dava dilekçesi içeriğinden ve iddianın ileri sürülüş biçiminden çekişmenin kat irtifaklı binada yer alan davalı kat maliklerinin, bir numaralı bağımsız bölüme vaki müdahalesinden ileri geldiği ve bu suretle 634 sayılı Yasa'nın uygulanmasından kaynaklandığı açıktır. Bu durumda, davacının elatmanın önlenmesi ve kal talebi yönünden 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun Ek.1 maddesi uyarınca Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu da kuşkusuzdur.
Hâl böyle olunca, davacının elatmanın önlenmesi ve kal talebi yönünden, 634 sayılı Kanun'un Ek 1. maddesi kapsamında kaldığı gözetilerek, elatmanın önlenmesi ve kal talebinin tefrik edilerek, bu iki talep hakkında Sulh Hukuk Mahkemelerinin görevli olması sebebiyle görevsizlik kararı verilmesi, ecrimisil talebi yönünden ise elatmanın önlenmesi ve kal davası bekletici mesele yapılmak suretiyle sonucunun beklenmesi, bu davanın sonucuna göre ecrimisil talebi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle bir kısım davalılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 Sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 388/4. (HMK madde 297/ç) ve 440/1. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 09.03.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.