Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 13/03/2009 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 14/02/2012 günlü kararın Yargıtay’da duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 14/12/2012 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili Avukat ... ile karşı taraftan davacı vekili Avukat ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra tarafa duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince; Dava, yayın yolu ile kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davalı vekili tarafından temyiz olunmuştur.
... Partisi Genel Başkanı ve Başbakan olan davacı, 04.03.2009 günü ... televizyon kanalında yayınlanan "Kim haklı?" adlı programına konuk olarak katılan ... Partisi milletvekili olan davalının, dava dışı ... Partisi Grup Başkanvekili ... ile karşılıklı olarak konuştukları sırada kişiliğine yönelik olarak söylediği "terbiyesiz" sözünün kişilik haklarına saldırı oluşturduğunu belirterek, davalının manevi tazminat ile sorumlu tutulmasını istemiştir.
Davalı ise; 2009 yılında yapılan yerel seçimden önce yayınlanan dava konusu programda, siyasi parti liderlerinin seçim konuşmalarındaki konuşma biçimlerinin (üslubun) eleştirildiğini, dava konusu sözlerin davacının kişiliğine değil, konuşma biçimine yönelik olduğunu ileri sürerek istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
Yerel mahkemece, daha önce 11/11/2009 tarihinde istemin reddine dair verilen karar, Dairemizin 21/04/2011 tarih ve 2010/4439 esas 2011/4467 karar sayılı ilamı ile "davalının, davacının kişiliğini hedef alarak birden fazla "terbiyesiz" sözcüğünü söylemek suretiyle eleştiri sınırlarını aştığı,bu nedenle davacı yararına uygun bir tutarda manevi tazminat takdir edilmesi" gerekçesiyle bozulmuş,mahkemece bozma ilamına uyularak davacı lehine 20.000 TL manevi tazminata hükmedilmiştir.
Kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminat ödetilmesini isteyebilir. Yargıç, manevi tazminatın tutarını belirlerken, saldırı oluşturan eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Tutarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel durum ve koşulların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde nesnel (objektif) olarak göstermelidir. Çünkü yasanın takdir hakkı verdiği durumlarda yargıcın, hukuk ve adalete uygun (hak ve nasfetle) karar vereceği Medeni Yasa'nın 4. maddesinde belirtilmiştir. Takdir edilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
Davaya konu olayda, olayın gelişimi ve yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde, hüküm altına alınan manevi tazminat fazladır. Daha alt düzeyde manevi tazminata hükmedilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.
Temyiz edilen kararın yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenle BOZULMASINA, diğer temyiz itirazlarının (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle reddine ve temyiz eden davalı yararına takdir olunan 900,00 TL duruşma avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine, peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 04/12/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.