TCK.nın 157/1, 43/1,62/1, 52/2-4,53,58. maddeleri gereğince mahkumiyet

Dolandırıcılık suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dairemizin bozma ilamı doğrultusunda dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderildiği, ancak; uzlaştırmanın sağlanamadığı belirlenerek yapılan incelemede;
Katılanın kardeşi tanık ...'un sanığın çocuklarına ingilizce dersi vermesi nedeniyle sanıkla tanıştıkları, tanık ...'un katılanı kasdederek bir işe girmesini istediklerini söylemesi üzerine sanığın Adalet Bakanı’nın eşi ile irtibatlı olduğunu Adalet Bakanlığı’nın her yıl 20-25 kişi açıktan atama hakkı olup bunun yasal olduğunu bundan faydalanabileceklerini söylediği ve masraflar adı altında para talep ettiği, katılan ve kardeşinin değişik tarihlerde yaklaşık 9.000 TL parayı sanığın banka hesabına yatırdıkları, ancak bir süre sonra sanığa ulaşılamadığı, bu şekilde sanığın zincirleme şekilde dolandırıcılık suçunu işlediği iddia edilen olayda; sanığın tevili ikrara dayalı savunmaları, katılanın aşamalardaki istikrarlı beyanları, tanık anlatımları, banka hesabı kayıtları, uzlaştırmanın edimin yerine getirlememsi nedeniyle sağlanamadığına dair rapor ve tutanak ile dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; sanığın eylemi sonucu zincirleme şekilde dolandırıcılık suçunun sübut bulduğu gerekçesine dayanan mahkemenin kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanık müdafiinin suçun sabit olmadığı, atılı suçun sanık tarafından işlenmediği, zincirleme suç hükümlerinin hatalı uygulandığı, üst hadden ceza tayin edilmemesi gerektiği gerekçesine ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 09/03/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.