Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Gerekçeli karar başlığında, 09.01.2015 olan suç tarihinin 10.01.2015 olarak gösterilmesi mahallinde düzeltilebilir maddi hata kabul edilmiş, 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihinde yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı kararı nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının, 15.04.2020 tarihli ve 31100 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile TCK’nın 53. maddesinde yapılan değişiklikle birlikte infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüş, dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1- 5271 sayılı CMK’nın 196/2. maddesinde yer alan “Sanık, alt sınırı beş yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlar hariç olmak üzere, istinabe suretiyle sorguya çekilebilir.” şeklindeki düzenleme uyarınca, 5237 sayılı TCK’nın 142/2-h maddesinde düzenlenen hırsızlık suçuna ilişkin cezanın alt sınırının 5 yıl olması karşısında, sanığın istinabe suretiyle başka mahkeme tarafından sorguya çekilemeyeceği gözetilmeden savunma hakkı kısıtlanarak yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- Oluşa ve dosya içeriğine göre, sanığın atılı suçu 09.01.2015 günü saat 18: 30 sıralarında işlediğinin ve UYAP’tan alınan güneşin doğuş ve batış çizelgesine göre suç tarihinde, suç yerinde gece vaktinin saat 17: 56’da başladığının anlaşılması karşısında; suçun gece vakti işlenmesi nedeniyle sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 143. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
3- Katılan ...’nin cep telefonunu ... ilindeki bir TV programının stüdyosunun olduğu bina içinden 09.01.2015 tarihinde çalan sanığın, suça konu cep telefonunu ... ilinde sattığı ve dosya içerisindeki 15.01.2015 tarihli teslim-tesellüm tutanağına göre; ... isimli kişinin ...Polis Merkezi Amirliği’ne müracatta bulunarak sanıktan satın aldığı cep telefonuna çalıntı mesajı gelmesi üzerine bu cep telefonunu polis merkezine getirdiğini belirterek bahse konu cep telefonunu kolluk görevlilerine teslim ettiği, muhafaza altına alınan ve suça konu olduğu anlaşılan bu cep telefonunun katılana kolluk görevlilerince teslim edildiği olayda; kovuşturma aşamasında ...’e 300 TL ödemede bulunan sanık hakkında mahkemece etkin pişmanlığın gerçekleştiği kabul edilerek 5237 sayılı TCK’nın 168/2. maddesi uygulanmışsa da; sanığın suça konu cep telefonunu sattığı kişinin yerini söylemediği, suça konu cep telefonunun, ... tarafından kolluk görevlilerine teslimi sonrası katılana iade edildiği, bu bakımdan 5237 sayılı TCK’nın 168. maddesi kapsamında sanık tarafından gerçekleştirilmiş bir iade veya tazminin bulunmadığı anlaşılmakla, sanık hakkında koşulları bulunmayan 5237 sayılı TCK’nın 168/2. maddesindeki etkin pişmanlık hükmünün uygulanamayacağı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, bozma sonrası kurulacak hükümde 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesinin gözetilmesine, 05/07/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.