Nitelikli dolandırıcılık ve sahtecilik suçlarından sanığın beraatına ilişkin hükümler, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü.

Kamu davasına katılma istemi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmeyen şikâyetçi kurum vekilinin 5271 Sayılı CMK'nın 237/2 ve 238. maddeleri uyarınca davaya katılmasına karar verilerek ve aynı kanunun 260. maddesine göre hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Eczacı olan ve Sosyal Güvenlik Kurumu ile anlaşması bulunan sanığın, katılan kuruma fatura ettiği 15 ayrı reçetedeki 46 adet kupürün sahte olduğunun Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi’nin 21.12.2011 tarihli raporunda belirlendiği, bu şekilde haksız kazanç sağlamak suretiyle dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda; sanığın suça konu ilaçları Sağlık Bakanlığı’nın kontrol ve denetimi altında bulunan ecza deposundan alıp, buna ilişkin irsaliyeli faturaları ibraz etmesi ve ecza deposundan aldığı her ilacın kupürlerini kontrol etmesinin mümkün olmaması hususları birlikte değerlendirildiğinde, atılı suçların sanık tarafından işlendiğine dair mahkûmiyetine yeterli, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gerekçesiyle verilen beraat hükmünde bir isabetsizlik görülmemiş olup, bu nedenlerle tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılama sonunda, yüklenen suçun sanıklar tarafından işlendiğinin sabit bulunmadığı gerekçe gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, eksik incelemeyle karar verildiğine ve suçun sübut bulduğuna dair katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 07.11.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.