Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilerek gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 23.01.2018 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında temyizin kapsamında göre kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan cezalandırılması istemiyle dava açılmıştır.

2. Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.04.2018 tarihli kararı ile sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 9 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar verilmiştir.

3. Sanık müdafii ve mağdure vekilinin istinafı üzerine Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin 21.01.2019 tarihli kararı ile sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

4. Sanık müdafii ve katılan vekilinin istinafı üzerine, Yargıtay 8.Ceza Dairesi'nin 28.01.2020 tarihli kararı ile, ''İddianame anlatımı, sanığın savunmaları ile mağdur ve tanık beyanları, mağdura ait adli raporunda darp ve cebir izine rastlanmadığına dair tespit ve tüm dosya kapsamına göre, sanığın olay tarihinde yanına çağırdığı mağduru işyerine çağırıp, üst kata çıkardıktan sonra, ona yönelik cinsel taciz eyleminde bulunduğunun anlaşılması karşısında, sanığın atılı suçu cebir, tehdit veya hile ile gerçekleştirdiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek, temel cezanın TCK.nın 109/1. maddesi uyarınca belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde aynı maddenin 2. fıkrasından uygulama yapılmak suretiyle fazla ceza tayini, Kabule göre de; suç tarihinde onsekiz yaşından küçük bulunan mağdura 5271 sayılı CMK.nın 234/2. maddesinin amir hükmü uyarınca 14.03.2018 tarihli duruşmada beyanının alınması sırasında zorunlu vekilinin bulunmaması, sonrasında duruşmanın bu zorunlu vekilin iştirakiyle yapılması gerektiğinin gözetilmemesi'' gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.

5. Bozma kararı sonrası yapılan yargılamada, Diyarbakır 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.11.2020 tarihli kararı ile sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 4 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

1. Sanık müdafiinin temyiz istemi, eksik araştırma ve inceleme ile karar verildiğine, kararın usûl ve yasaya aykırı olduğuna, sübuta ilişkindir.

2. Katılan vekilinin temyiz istemi, sanığın mağdure çocuğu cinsel amaçla zorla götürerek hürriyetini kısıtladığı ve bu durumun sabit olduğu, pişmanlık göstermediği gibi suçtan kurtulaya yönelik savunmalarda bulunduğuna ilişkindir.

1. Dava konusu olay, sanığın, terzilik yaptığı dükkanında bulunduğu sırada, mağdureyi iş yerinin önünde gördüğü, içeri çağırdığı, mağdurenin elinden tutarak üst kata çıkardığı, mağdureye “pantolonunu indir sana tecavüz edeceğim” dediği, bu esnada tanıkların iş yerine geldikleri, seslenmeleri üzerine, sanığın üst kattan indiği, tanıklar üst kata çıktıklarında, ütü masasının üzerinde mağdureyi giyinik halde oturur halde buldukları, sanığın bu şekilde kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu ve inceleme dışı cinsel istismar suçuna teşebbüs suçunu işlediği iddiasına ilişkindir.

2. Sanık, olay günü mağdure çocuğun dükkana gelip para istediğini sonra kızın aniden pantolonunu indirdiğini, şok olup ona tokat attığını, ardından dükkana 3 şahsın girip kendisini darp ettiklerini, iftira attıklarını beyan ettiği anlaşılmıştır

3. Tanıklar A.B., T.E. ve Y.T. beyanlarında, olay günü sanığa seslenip çıkmaması üzerine dükkana girdiklerinde sanığın alt katta, kız çocuğunun üst katta olduğunu, tanık Y.T.'nin beyanına göre sanığın üst kattan pantolonunu, kemerini düzelterek indiğini, sanığın "biz birbirimizin kirvesiyiz, esnafız, bu olay aramızda kalsın" şeklinde sözler sarfettiğini, kızın üstü giyinik ve korkmuş vaziyette ütü masasının üzerinde oturduğunu, korkup dükkandan çıktığını ifade ettikleri anlaşılmıştır.

4. 21.12.2017 tarihli, 15.45 zamanlı canlı teşhis tutanağına göre, mağdure kendisine cinsel istismarda bulunan şahsın sanık ... olduğunu kesin olarak teşhis etmiştir.

Olayın intikal şekli ve zamanı, mağdure çocuğun aşamalardaki istikrarlı beyanları, sanığın suçtan kurtulmaya yönelik aşamalardaki savunmaları, mağdurenin beyanını teyit eden tanıkların beyanları ve tüm dava dosyası kapsamı dikkate alındığında, bozma ilamı sonrası yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, anlaşıldığından, sanık müdafiinin ve mağdure vekilinin temyiz talepleri yerinde görülmemekle, kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.11.2020 tarihli ve 2020/93 Esas, 2020/295 Karar sayılı kararında sanık müdafii ve katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafinin ve katılan vekilinin temyiz taleplerinin reddiyle hükmün, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.01.2024 tarihinde karar verildi.