SUÇLAR: Resmi belgede sahtecilik, başkasına ait kimlik yada kimlik bilgilerini kullanma, görevi yaptırmamak için direnme

HÜKÜMLER: Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Alanya 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.01.2016 tarihli ve 2014/293 Esas, 2016/67 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında,

1. Resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun(5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 58 ve 53 üncü maddesi uyarınca 4 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına,

2. Başkasına ait kimlik yada kimlik bilgilerini kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 268 inci maddesi delalatiyle 267 inci maddesinin birinci fıkrası, 269,58 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 7 ay 6 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına,

3. Görevi yaptırmamak için direnme suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 265 inci maddesinin birinci fıkrası, 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına,

Karar verilmiştir.

Sanığın temyiz istemi; suça konu nüfus cüzdanını kullanmamış olması, polise direnmemesi, bıçağın üst aramasında ele geçmesi ve tek eylem nedeniyle üç ayrı ceza verilmiş olması nedeniyle hükümlerin bozulması talebine ilişkindir.

1. Cezaevi firarisi olan sanığın adres bilgisinin kolluğa ihbarı üzerine sanığın kaldığı yere giden polis görevlilerinin sanıktan kimlik istemesi üzerine sanığın suça konu fotoğraf değişikliği suretiyle sahteleştirilmiş olan ... adına düzenlenmiş olan nüfus cüzdanını ibraz ettiği, kolluk tarafından şubeye götürülürken kaçtığı ve yakalandığında direnmeye devam ettiği ve belinden çıkardığı bıçakla polisleri tehdit ettiği belirtilerek sanık hakkında resmi belgede sahtecilik, başkasına ait kimlik ya da kimlik bilgilerini kullanma ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarını işlediği iddiasıyla dava açılmıştır.

2. Sanık savunmasında cezaevi firarisi olduğu için bulduğu nüfus cüzdanına kendi fotoğrafını yapıştırdığını ancak kullanmadığını, polisler gelince hemen kaçtığını, polisleri tehdit etmediğini, bıçağı kendi boğazına dayadığını, nüfus cüzdanının üst aramasında ele geçtiğini beyan etmiştir.

3. Sanığı yakalamak için giden mağdur polis memurları mahkemesince dinlenmiş ve olayın tutanaktaki şekilde gerçekleştiğini beyan etmişlerdir.
4. ... Kriminal Polis Laboratuvarınca düzenlenen uzmanlık raporunda halen mevcut fotoğrafın tahrifen yapıştırıldığı, belgenin aldatıcılık niteliğinin bulunduğu kanaati bildirilmiştir.

5. Mahkemesince sanığın atılı suçu işlediği kabul edilerek temyize konu mahkumiyet kararları verilmiştir.

A. Görevi Yaptırmamak İçin Direnme Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden

1.Sanığın direnme eylemini birden fazla görevli memura yönelik silah niteliğindeki bıçakla gerçekleştirmesine karşın, 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası ve aynı Kanun'un 265 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca artırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi suretiyle eksik ceza tayini aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

2.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

3. Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen; ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 18.06.2013 tarihli, 2013/8-151/304 sayılı kararında açıklandığı üzere, birden fazla tekerrüre esas alınabilecek hükümlülüğün bulunması halinde bunlardan en ağırının esas alınması gerektiği gözetilerek, sanığın sabıka kaydında yer alan ve daha ağır cezayı içeren İmamoğlu Asliye Ceza Mahkemesinin 26.09.2008 tarihli ve 2008/92 Esas ve 2008/98 Karar sayılı ilâmına konu mahkûmiyet ilâmı yerine İmamoğlu Asliye Ceza Mahkemesinin 2006/106 Esas, 2013/4 Karar sayılı mahkûmiyet ilâmının tekerrüre esas alınması hususu dışında hükümde hukuka aykırılık görülmemiştir.

B. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden

1.Belgede sahtecilik suçlarında, belgenin nesnel olarak aldatıcılık niteliğinin bulunması ve aldatma keyfiyetinin belgeden objektif olarak anlaşılması gerektiği, muhatabın hatasından, dikkatsizlik veya özensizliğinden kaynaklanan fiili iğfalin, aldatıcılık niteliğinin varlığını göstermeyeceği nazara alındığında; sahte belge aslının denetime imkan verecek şekilde yargılama dosyası arasına alınmadığı, belge üzerinde mahkemece herhangi bir gözlem yapılmadığının anlaşılması karşısında; aldatıcılık niteliğinin bulunup bulunmadığının takdirinin hakime ait olduğu gözetilerek; mahkûmiyet hükmüne dayanak oluşturulan nüfus cüzdanının denetime imkan verecek şekilde dosya arasına alınarak aldatıcılık niteliği bulunup bulunmadığı da tespit edildikten sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması,

2.Birden fazla tekerrüre esas alınabilecek hükümlülüğü bulunan sanık hakkında, bunlardan en ağırının esas alınması gerektiği gözetilmeden hüküm kurulması,
Hukuka aykırı bulunmuştur.

C. Başkasına Ait Kimlik ya da Kimlik Bilgilerini Kullanma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünde
5237 sayılı Kanun'un 268 inci maddesinde tanımlanan başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun oluşması için; failin işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla başkasına ait kimlik bilgilerini kullanması, aynı Kanun'un 267 nci maddesinin birinci fıkrasında tanımlanan iftira suçunun oluşması için ise, yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunmak suretiyle işlemediğini bildiği halde hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat etmesi gerekir.
5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun (5326 sayılı Kanun) "Kimliği bildirmeme" başlığını taşıyan 40 ıncı maddesinin birinci fıkrası ise "Görevle bağlantılı olarak sorulması halinde kamu görevlisine kimliği veya adresiyle ilgili bilgi vermekten kaçınan veya gerçeğe aykırı beyanda bulunan kişiye, bu görevli tarafından elli Türk Lirası idari para cezası verilir." hükmünü haiz olup, bu kabahat fiili ile 5237 sayılı Kanun'un 206 ncı maddesinde düzenlenen suç arasındaki fark, beyanın resmi belge düzenlenmesi sırasında yapılıp yapılmadığıdır. Kamu görevlisinin, görevi nedeniyle resmi belge düzenlendiği sırada yalan beyanda bulunulması hâlinde 5237 sayılı Kanun'un 206 ncı maddesi uygulanacaktır.
Resmi belge düzenlenmesi sırasında olmayıp da kamu görevinin gereği gibi yerine getirilebilmesi için, kamu görevlisinin göreviyle bağlantılı olarak sorması durumunda, kimliği hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunulması hâlinde 5326 sayılı Kanun'un 40 ıncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca idari para cezası verilmesi gerekli olacaktır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; kolluk görevlilerince önceden işlediği firar suçu nedeniyle yakalanan sanığın görevlilere mağdur ... adına düzenlenen sahte nüfuz cüzdanını ibraz ettiği, yakalama tutanağının sanığın gerçek kimlik bilgilerine göre düzenlendiği ve soruşturma işlemlerinin de bu bilgilere göre yapıldığı, sanığın, başkasının kimliğini ya da kimlik bilgilerini kullanarak kendisini suçsuz, diğer kişiyi ise işlemediği bir suçun faili olarak göstermediği, bu nedenle 5237 sayılı Kanun'un 268 inci maddesinde düzenlenen suçun unsurlarının oluşmadığı, ayrıca mağdur adına herhangi bir adli veya idari resmi belge düzenlenmediği anlaşılmakla, sanığın eyleminin 5326 sayılı Kanun’un 40 ncı maddesinin birinci fıkrasına uyduğu gözetilmeden unsurları itibarıyla oluşmayan başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması,
Hukuka aykırı bulunmuştur.

A. Görevi Yaptırmamak İçin Direnme Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden

Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenlerle Alanya 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.01.2016 tarihli ve 2014/293 Esas, 2016/67 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkralarından 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün çıkartılarak yerine '' İmamoğlu Asliye Ceza Mahkemesinin 26.09.2008 tarihli ve 2008/92 Esas ve 2008/98 Karar sayılı mahkûmiyet hükmünden dolayı tekerrür şartları oluştuğundan, 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin altıncı ve yedinci fıkraları uyarınca verilen cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonra denetim serbestlik tedbirinin uygulanmasına" cümlesinin eklenmesine ve aleyhe temyiz bulunmadığından, 1412 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesinin son cümlesi ve 5275 sayılı Kanun'un 108 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince koşullu salıverilmeye eklenecek sürenin, hatalı uygulama sonucu hükümde gösterilen ilâm nedeniyle koşullu salıverilmeye eklenecek süreden fazla olamayacağı hususununda infaz aşamasında gözetilmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

B. Başkasına Ait Kimlik ya da Kimlik Bilgilerini Kullanma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden

Gerekçe bölümünün (C) açıklanan nedenlerle Alanya 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.01.2016 tarihli ve 2014/293 Esas, 2016/67 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, ancak sanığın eylemine uyan 5326 sayılı Kanun'un 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasında öngörülen idari para cezasının miktarına göre, aynı Kanun'un 20 nci maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinde yazılı zamanaşımı süresinin, eylemin gerçekleştiği 28.01.2014 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşıldığından, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta 1412 sayılı Kanun'un 322 ve 5326 sayılı Kanun'un 24 üncü maddelerinin verdiği yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün bulunduğundan, 5326 sayılı Kanun'un 20 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanık hakkında İDARİ PARA CEZASI VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,

C. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden

Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle Alanya 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.01.2016 tarihli ve 2014/293 Esas, 2016/67 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

17.01.2024 tarihinde karar verildi.