İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 26.02.2016 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında basit cinsel saldırı, cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından cezalandırılması talebi ile kamu davası açılmıştır.

2. İstanbul 58. Asliye Ceza Mahkemesinin 31.01.2017 tarihli Görevsizlik kararı ile dava dosyası İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmiş, bu Mahkemenin verdiği Karşı Görevsizlik kararını takiben İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 13.06.2017 tarihli kararı ile İstanbul 58. Asliye Ceza Mahkemesinin Görevsizlik kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.

3. İstanbul 58. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.03.2019 tarihli kararı ile sanığın katılana yönelik cinsel saldırı suçundan 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ise beraatine karar verilmiştir.

4. İlgili kararın katılan Bakanlık vekili, sanık müdafii ve katılan tarafından istinaf edilmesi üzerine, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu, cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik istinaf başvurularının esastan reddine, cinsel saldırı suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurularının ise düzeltilmek suretiyle esastan reddine karar verilmiştir.

Katılan Bakanlık vekilinin temyiz isteği; cinsel saldırı suçundan hüküm kurulurken alt sınırdan uzaklaşılması gerektiğine, cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen beraat kararının usul ve yasaya uygun olmayıp bozulması gerektiğine ilişkindir.

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanığın, iş ilanı nedeniyle ofisine gelen katılan mağdur ile görüşüp anlaşma sağladıktan sonra yalnız kalmalarından faydalanarak, katılan mağdurun kucağına oturup göğüslerine ve cinsel organına ellediği, mağdurun istememesi üzerine eylemine son verdiği ve bu şekilde atılı suçları işlediği iddiasıyla açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, sanığın cinsel saldırı suçundan mahkumiyetine, cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ise beraatine karar verildiği anlaşılmıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesinin sanık hakkında cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik istinaf başvurularının esastan reddine, cinsel saldırı suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurularının ise düzeltilmek suretiyle esastan reddine karar verilmiştir.

A. Cinsel saldırı suçuna yönelik temyiz istemi yönünden;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde yer verilen; “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme karşısında, katılan bakanlık vekilinin temyiz istemi yerinde görülmemiştir.

B. Cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna yönelik temyiz istemi yönünden;

1. Dosyanın incelenmesinde; mağdurun, sanığın iş ilanı vermesi üzerine İstanbul'a gelerek ofiste görüşme yaptığı, tarafların iş konusunda anlaşmalarını takiben ofiste yalnız kaldıkları, bu aşamada sanığın cinsel saldırısını gerçekleştirdiği, katılan mağdurun istememesi üzerine eylemine son verip diğer odaya geçerek başka bir kadınla birlikte olduğu, mağdurun bu süre zarfında ofisi terketmeyip beklediği, sanık gelince sigara alacağını söyleyerek çıkıp uzaklaştığı olayda, mağdurun kaçma veya telefonla yardım isteme olanağı bulunmasına rağmen bunu yapmadığı, sadece cinsel saldırı esnasında iş yerini terk etme imkanı bulamadığı, bunun da diğer suçun oluşumu için geçen süre olduğu, sanığın hürriyeti tahdit kastı bulunmayıp amacının cinsel saldırı olduğu, bu bakımdan atılı suçun unsurlarının oluşmadığı anlaşılmakla, Mahkemece verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2. Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan Bakanlık vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

A. Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle, katılan Bakanlık vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin, 09.07.2020 tarihli ve 2019/1290 Esas, 2020/889 Karar sayılı kararında katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul 58. Asliye Cez Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.01.2024 tarihinde karar verildi.