Mahkumiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Çerkezköy 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.02.2016 tarihli ve 2015/691 Esas, 2016/108 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;
Resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 53 üncü ve 51 inci maddesi uyarınca, 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiş ve hapis cezası ertelenmiştir.

Sanık müdafinin temyiz istemi, atılı suçun oluşmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.

1. Katılanın şirketinin borcuna karşılık çift imza ve şirket kaşesi olduğu halde düzenlediği suça konu bonoyu sanığa vermesi, sanığın bono üzerine katılanın adını ve T.C. Kimlik numarasını ekleyip katılanı şahsi borçlu olarak ekleyerek ödenmeyen bonoyu icraya koyması biçimindeki eylem nedeniyle hakkında kamu davası açılmıştır.

2. Sanık ve müdafinin, suça konu bonodaki ikinci imzanın aval hükmünde olduğu ve katılanı şahsi borçlu yapacağını, katılanın iki imzayı da kabul ettiğini, imzalardan birinin şirket kaşesi olmayan boşluğa atıldığını beyan ederek atılı suçlamayı kabul etmediği, katılanın oluşu doğruladığı, katılan şirketin açmış olduğu iflasın ertelenmesi davasının ve icra dosyasının ilgili kısımlarının dosya arasına alındığı, alınan bilirkişi raporuna göre "..." ve "09.03.2013" yazı ve rakamları dışındaki ön yüz yazı ve imzaların katılana ait olduğunun bildirildiği anlaşılmıştır.

3. Mahkeme tarafından sanığın savunması, katılanın beyanı, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre sanığın senede ekleme yaparak katılanı şahsi borçlu yaptığını ve atılı suçu işlediğini kabul edilerek temyize konu mahkumiyet kararı verilmiştir.

1. Sanığın, katılan tarafından şirket yetkilisi sıfatı ile kendisine verilen senede, katılanın ismini eklemek sureti ile sahtecilik suçunu işlediği iddia olunan olayda, yargılama konusu senet üzerinde iki adet imza ve bir adet kaşe bulunduğu, imzalardan birinin kaşe üzerinde bulunmadığı ve katılanın iki imza attığını kabul ettiği cihetle, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2011/12-480 Esas ve 2011/598 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, şirket yetkilisi tarafından da olsa senede şirket kaşesi olmadan atılan ikinci imzanın aval olarak kabul edileceği ve imza sahibinin borçtan şahsen sorumlu olacağı anlaşıldığından, şirket temsilcisi olan katılanın tek kaşe ve iki imza atmak sureti ile düzenlediği bonoda katılanın ad ve soyadının kefil olarak yazıldığı iddia olunan eylemin “faydasız sahtecilik” olarak nitelendirilmesi gerektiği, bu itibarla sanığın üzerine atılı suçun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, beraati yerine yazılı şekilde hüküm kurulması;

2. Kabule göre;
A. 5271 sayılı Kanun'un 5728 sayılı Kanun ile değişik 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca mahkemece hükmolunan iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezasına ilişkin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için, sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması, mahkemece sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak, yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması ve suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi gerekmektedir. İncelenen dosyaya göre, 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin sekizinci fıkrasına 28.06.2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 72 nci maddesi ile eklenen "Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanması geri bırakılmasına karar verilemez." şeklindeki hükmün ancak yürürlük tarihinden sonra işlenen suçlar bakımından uygulanabileceği gözetilerek, sanığın adli sicil kaydındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın temyize konu suç tarihi itibari ile 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin altıncı fıkrasının (a) bendi kapsamında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesine engel teşkil etmediği dikkate alınarak objektif ve subjektif şartlar değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken, "... bir daha suç işlemeyeceğine dair kanaat edinildiğinden..." bahisle cezası ertelenen sanık hakkında "...daha önce işlediği suç nedeniyle hükmün açıklanmasının geriye bırakılması kararı olduğundan" şeklindeki yasal olmayan ve yetersiz gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,

B. Suç tarihinin senedin icraya konulduğu 20.05.2013 tarihi olduğu gözetilmeden, gerekçeli karar başlığında 01.04.2014 şekilinde gösterilmesi,
Nedenleriyle hukuka aykırılık bulunmuştur.

Gerekçeli bölümünde açıklanan nedenlerle Çerkezköy 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.02.2016 tarihli ve 2015/691 Esas, 2016/108 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği Tebliğname'ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

17.01.2024 tarihinde karar verildi.