Davacı yönünden esastan ret, davalı yönünden kısmen kabul

Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, davalının istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl dava dosyasının kısmen kabulüne, birleşen dava dosyasının reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili özetle; meydana gelen iş kazasında müvekkilinin sürekli iş göremezliğe uğrayacak şekilde yaralandığı, kazanın oluşumunda davalının kusurlu olduğundan bahisle asıl dava dosyasının dava dilekçesinde 1.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminat istedikten sonra aşamalarda 11.09.2014 tarihinde asıl dava dosyasını ıslah ederek maddi tazminat istemini 126.000,00 TL’ye arttırmıştır. Devam eden aşamada davacı vekili aynı davalıya karşı birleşen dava dosyasını açarak 80.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle davacının tespit edilen iş kazasından kaynaklı sürekli iş göremezlik oranının %45,00 olduğu, kazanın meydana gelişinde davacının %20, davalının %80 oranında kusurlu olduğu kabulünden hareketle asıl dava dosyasında davacının maddi tazminat isteminin kabulüne etti, davacı lehine 45.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine, birleşen dava dosyasının zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekileri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle zamanaşımının söz konusu olmadığını, hüküm altına alınan manevi tazminatın az olduğunu belirterek Mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, 03.04.2019 tarihli raporun taraflara tebliğ edilmediğini, savunma haklarının kısıtlandığını, buna rağmen duruşma zaptında bilirkişi raporunun taraflara tebliğ edildiği görüldü denilerek dosyada karar verildiğini, dosyanın UYAP'tan incelenmesi sonucu ilgili raporun, vekaletnamede adı geçmeyen ve taraflarıyla herhangi bir ilişiği olmayan Av. ... ... adlı kişiye tebliğe çıkarıldığını, nispi oranda karşı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu 2.725 TL karşı vekalet ücretine hükmedildiğini belirterek Mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının istinaf isteminin esastan reddine, davalının istinaf isteminin asıl ve birleşen dava yönünden ayrı ayrı hüküm kurulması gerekirken maddi tazminat yönünden tek bir hüküm kurulduğu, yine birleşen davada reddedilen 80.000 TL maddi tazminat miktarı yönünden davalı vekili lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin ve yine maddi ve manevi tazminat talepleri yönünden kabul ve reddedilen miktarlar yönünden davacı ve davalı lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, davalı vekilinin bu yönden istinaf itirazının yerinde olduğundan bahisle kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl ve birleşen dosya yönünden ayrı ayrı hüküm kurulmak suretiyle asıl dava dosyasında davacının maddi tazminat isteminin kabulüne, davacı lehine 45.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine, zamanaşımı süresinin olay tarihinden başlayacağı kabulünden hareketle birleşen davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, birleşen davanın zamanaşımına uğramadığını, hüküm altına alınan manevi tazminatın az olduğunu, zamanaşımı nedeniyle reddedilen kısım yönünden red vekalet ücreti verilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371'inci maddesi.

a.Manevi Tazminat İstemi Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.

Dosya içeriğine göre davacının 50.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunduğu, davacı lehine 45.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verildiği, reddedilen kısmın 5.000,00 TL tutarında olduğu, bunun da Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 72.070,00 TL'nin altında kaldığı anlaşıldığından davacı vekilinin anılan hükme yönelik temyiz itirazlarının miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.

b.Davacı Vekilinin Diğer Hükümlere Yönelik Temyiz İtirazları Açısından
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelerle temyiz edenin sıfatına temyizin kapsam ve nedenlerine göre davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Dosya kapsamından, Kurum Sağlık Kurulunun 18.08.2009 tarihli raporu ile davacının sürekli iş göremezlik oranının %45,00 olarak belirlendiği, sonrasında Yüksek Sağlık Kurulunun 07.08.2013 tarihli raporuyla %45,00 olarak belirlendiği, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesinin 29.08.2016 tarihli raporu ile davacının sürekli iş göremezlik oranının %45,00 olduğunun tespit edildiği, davacının sürekli iş göremezlik oranının tespiti noktasında işveren tarafından açılan tespit dosyasının Yargıtay 21. Hukuk Dairesi tarafından 04.02.2019 tarihinde onanması suretiyle kesinleştiği, Bölge Adliye Mahkemesince zamanaşımının başlangıç tarihi olarak olay tarihinin kabul edildiği anlaşılmaktadır.

Zarar görenin zararı öğrenmesi demek, zararın varlığı, mahiyeti ve esaslı unsurları hakkında bir dava açılmasına ve davanın gerekçelerini göstermeye elverişli bütün hâl ve şartların öğrenilmiş olması demektir. Zararın öğrenilmesi, zarar verici olayın değil, zararın varlığı, niteliği, unsurları ve kapsamının kesin olarak bilinmesi demektir. Zarar verici eylemin sonuçları ve zarar tam olarak ortaya çıkmadıkça zarar görenin zararı öğrendiğinden söz edilemez. HGK'nın 05.06.2002 tarihli ve 2002/4-470 Esas, 2002/477 Karar sayılı kararı da aynı yöndedir.

Hukuka aykırı bir ... işlenilmesine karşın onun doğuracağı zarar henüz ortaya çıkmamış, zararın ortaya çıkması için ... tarihinden itibaren bir takım etkenlerin gerçekleşmesi veya belli bir zamanın geçmesi gerekiyor ise, zararın bütün unsurlarıyla birlikte öğrenilmesi mümkün değildir. Oysa ki, zarar görenin mahkeme önünde ciddi bir dava açarak tazminat isteminde bulunabilmesi ve bu istemini objektif bir şekilde destekleyen, etkili gerekçelerini ortaya koyabilmesi için oluşan zararın niteliğini, kapsamını ve bütün unsurlarını öğrenmesi gerekir. Aksi hâlde doğal olarak zamanaşımı süresi de işlemeye başlamayacaktır.

Nitekim HGK'nın 14.02.2024 tarih ve 2018/(21)10-906 E.- 2024/104 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere "geçirdiği iş kazası nedeniyle davacıda oluşan meslekte kazanma gücü kayıp oranı gördüğü tedaviler sonrası aradan geçen zaman içerisinde değişmemiş olsa bile sürekli iş göremezlik oranının kesin olarak belirlendiği tarihin dikkate alınması gerekmektedir. Zira meslekte kazanma gücü kayıp oranı iş kazasından dolayı talep edilecek maddi tazminatın sınırlarının belirlenmesi için gereklidir."

Somut olayda; davacının sürekli iş göremezlik oranın Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 04.02.2019 tarih, 2018/347 Esas, 2019/459 Karar sayılı onama kararı ile %45,00 olarak kesinleştiği ve zamanaşımı başlangıç tarihinin kesinleşme tarihi olan 04.02.2019 tarihi olduğu dikkate alındığında birleşen dava dosyası yönünden zamanaşımının söz konusu olmadığı açıktır. Bu nedenle birleşen dava dosyasının zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş olması yerinde görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle,

1.Davacı vekilinin müvekkilinin manevi tazminat istemi hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının miktardan REDDİNE,

2.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

3.Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

02.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.