Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı Şirket'in "..." ibareli markası ile müvekkilinin "..." ibareli markası arasında ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunduğunu, davalı Şirketin markasının hiçbir ayırıcı vasfı, baskın unsuru, orijinal niteliği bulunmadığını, müvekkilinin "..." şeklinde oluşturduğu markayı 29., 30. ve 32. sınıflarda tescil ettirdiğini, bu ürünlerin satış ve dağıtımını yaptığını, davalı markasının tüketiciler nezdinde karıştırılacağını, dava konusu markanın müvekkilinin markası olduğu izlenimi yaratacağını, davaya konu marka başvurusuna "... BAKLİYAT" ibarelerinin eklenmesi ile markaya hiçbir ayırt edicilik kazandırılmadığını ileri sürerek 2013/58234 başvuru numaralı ve "..." ibareli markaya ilişkin olarak YİDK tarafından verilen ret kararının iptali ile söz konusu markanın sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.

1.Davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde; markalar arasında görüntü, yazılış, gramer, anlam ve logo olarak herhangi bir benzerlik bulunmadığını, tek heceli olan ve tek seferde söylenen '...' markasıyla anlamlı bir slogan haline gelen müvekkiline ait '...' markasının iltibas oluşturmadığını, müvekkilinin sadece bakliyat işiyle uğraştığını, bu durumun marka ambleminde '...' diye belirtildiğini, müvekkiline ait markada ... ifadesi büyük harflerle yazılmış olup, başına TEK, BİR TANE anlamına gelecek şekilde küçük harflerle bi ifadesi konularak ... markasının tasarlandığını, davacıya ait olan ... markasıyla anlam veya görsel olarak herhangi bir benzerlik ve ya bağlantı bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu 2013/58234 başvuru numaralı "..." markası ile tarafların markalarının kapsamında yer alan emtianın aynı olduğu ve benzer olduğu, ancak marka işaretleri benzer olmadığından 556 sayılı Markaların Korunması Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararname’nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında markaların karıştırılma ihtimali bulunmadığı, taraf markaları arasında iltibas oluşmadığından, 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrası koşullarının somut olaya bir etkisinin bulunmadığı, dava konusu YİDK kararının isabetli olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kurulan hükmün de dayanağını oluşturan bilirkişi raporu gibi eksik ve hatalı bulunduğunu, rapora itirazların da karşılanmadığını, markalar arasında görsel, işitsel ve anlamsal açıdan ayniyet derecesinde benzerlik bulunduğunu, markaların tüketici üzerinde bıraktığı genel izlenim veya akılda kalan kaba görünümünün dikkate alınması gerektiğini, ''umumi intiba''nın dahi marka tescil başvurusunun reddi için yeterli bulunduğunu, müvekkilinin davaya konu ''bi'' markasını kullanarak seri marka oluşturma gayreti içerisinde olduğunu, davalının kötü niyetli bulunduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalı Şirketin 2013/58234 başvuru numaralı "..." marka işareti ile davacının itirazına mesnet "..." ibareli markası arasında 556 sayılı KHK’nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında karıştırılma ihtimali olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrarlayarak kararın bozulmasını istemiştir.

Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi.

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.