Esastan ret

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirketin Halk Bankasından kullandığı kredinin teminatı olmak üzere taşınmazını ipotek ettirdiğini, davalı şirketin kredi borcunu ödememesi üzerine banka tarafından icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin taşınmazının satılmasını engellemek için alacaklı bankaya 142.300,00 TL ödeme yapmak zorunda kaldığını, davalı şirket yetkililerinin müvekkilini şirkete ortak etmeyi vadederek kandırdıklarını, müvekkilinin bu uğurda şu an itibariyle tam olarak tespit edemedikleri miktarda parayı davalı şirketin hesabına havale ettiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 7.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesiyle müddeabihi 275.300,00 TL'ye yükseltmiştir.

Davalı Şirket, cevap dilekçesi sunmamıştır.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının malik olduğu taşınmaz üzerine davalının borcu için ipotek tesis edildiği, asıl borçlunun borcu ödememesi üzerine icra takibi başlatıldığı, taşınmazın satılmasını istemeyen davacının 05.05.2016 tarihinde 142.300,00 TL'lik borcu ödemek zorunda kaldığı, davalının bu miktardan sorumlu olduğu, davacının davalı şirket ortaklarından ...'ın hesabına havale yoluyla toplam 133.000,00 TL gönderdiği, açıklama olmaksızın yapılan havalenin borcun ödenmesi vasfında olup aksini ispatlama yükünün davacı tarafta olduğu, davacının paranın borç olarak verildiğine ilişkin yazılı belge dosyaya ibraz edemediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 142.300,00 TL'nin davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından davalı şirket ortağı ...'a yapılan 133.000,00 TL'lik ödemeye ilişkin yerel mahkemece davanın reddine ilişkin verilen kararın kabulünün mümkün olmadığını, müvekkili tarafından havale/EFT dekontlarının dosyaya sunulduğunu, bilirkişi incelemesi neticesinde isabetli olarak davalıya haksız şekilde ödenmiş bulunan 133.000,00 TL'lik bedel tespit edildiğini, mahkemenin yazılı delil yokluğundan dolayı talebin reddine karar vermesinin hukuka aykırı olduğunu, hukuki işlemlerde irade bozukluğu ile aşırı yararlanma iddialarının açıkça senetle ispat zorunluluğunun istisnaları arasında olduğunun sabit olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararının bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, alacak istemine ilişkindir.

6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

02.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.