Davanın kabulü

Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin çok sayıda "..." ibareli markalarının bulunduğunu, davalının 2016/00024 sayılı "..." ibareli marka tescil başvurusunun müvekkilinin markaları ile iltibas yarattığını, buna rağmen müvekkilinin başvuruya itirazlarının YİDK kararı ile reddedildiğini, oysa dava konusu markanın müvekkilin tanınmış markalarıyla benzer olduğunu, tüketici grubunun aynı bulunduğunu, davalının müvekkili şirketin "..." tanınmış markasından haksız bir avantaj sağlayacağını ileri sürerek, davalı ... YİDK kararının iptalini ve diğer davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.

1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

2.Diğer davalı ... cevap dilekçesinde; "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, 30. sınıfta tescilli çok sayıda "..." ibareli markanın bulunduğunu, ...’ın Denizli’de bir baraj gölü olduğunu, davacının süt ve süt ürünleri ile bilindiğini, markaların benzer olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının "..." ibareli başvurusu ile davacının "..." ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerliğin bulunmadığı, davalı başvurusundaki "GÖK" ibaresinin baskın bir ses olduğu, görsel olarak da başvuru ibaresini davacının "..." ibareli markalarından uzaklaştırdığı, taraf marka işaretleri benzemediğinden 556 sayılı Markaların Korunması Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararname'nin 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında iltibasın bulunmadığı, aynı gerekçelerle 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü ve beşinci fıkralarındaki koşulların da oluşmadığı, diğer yönden davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığının da kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı taraf başvurusu ile müvekkili şirket markası arasında iltibasın varlığının kuşkusuz olduğunu, davalı şahıs tarafından tescili istenen “...” ibaresinin, müvekkili şirket adına tescilli “...” markaları ile benzerlik bir yana, aynı bulunduğunu, davalının müvekkilince piyasada oluşturulan tanınmışlıktan, itibardan ve müşteri çevresinden yararlandığını, "..." ibareli başka bir başvuruya ilişkin verilen Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 09.05.2011 tarih, 2010/242 E. ve 2011/262 K. sayılı kararının da huzurdaki davaya emsal teşkil ettiğini, "...", "....", "....", ".... UN", "....", "...", "..." gibi pek çok marka başvurusu hakkında, mahkemelerin müvekkili şirket lehine kararlarının bulunduğunu, davalı başvurusunun kötüniyetli olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu "..." ibareli başvurunun asli unsurunu "..." ibaresinin oluşturduğu, "..." ibaresinin, "..." ibaresinden uzaklaşan bir anlamı bulunmadığı, başvuru konusu ibarenin asli unsurunu "..." ibaresinin teşkil ettiği, itiraza mesnet markaların da asıl unsurunun da "..." ibaresinden oluştuğu, tarafların marka olarak kullanmak istedikleri ibareler yönünden markalar arasında görsel, sesçil ve kavramsal olarak, 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında benzerlik olduğu, başvuru kapsamında yer alan 30. sınıf malların davacıların itiraza mesnet markalarında aynen yer aldığı, tarafların markaları arasında anılan KHK hükmü uyarınca iltibas tehlikesi bulunması koşulunun gerçekleştiği, mahkemece alınan bilirkişi raporunda belirtilen aksi yöndeki görüşlere itibar edilmediği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin "..." markasını davacı markaları ile benzer gören 15.10.2014 tarih, 2014/8614 E., 2014/15584 K. sayılı ilamının da aynı yönde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile, davalı YİDK kararının iptaline, davalı...'ya ait 2016/00024 sayılı "..." ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; markalar arasında benzerlik olmadığını, "..." ibaresi ortak olsa da esas unsurun "..." olduğunu, parçalara ayrılarak inceleme yapılmayacağını, iltibas tehlikesi bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi.

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davalı ... vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

02.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.