Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; davacı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. ve 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk Derece Mahkemesince davacı vekilinin haksız gözlem altına alma nedeniyle 1.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın gözlem altına alınma tarihinden işleyecek yasal faizi ile ödenmesine ilişkin talebinin 5271 sayılı Kanun'un 74. maddesi kapsamında sanığın şuurunun tetkiki için gözlem altına alınma durumunun aynı Kanun'un 141 vd. maddeleri uyarınca tazminat nedeni olarak düzenlenmediği gerekçesiyle reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca davacı vekilinin temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

Davacı vekilinin temyiz sebepleri; davacı hakkında uygulanan güvenlik tedbiri bakımından yasal hakların hatırlatılarak müdafii bulundurulması zorunluluk teşkil etmekte iken, belirlenen usule uyulmaksızın uygulanan tedbirinin kanuna aykırı olduğu, bu itibarla tazminat koşulları oluşan davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.

III. DAVANIN KONUSU
İlk Derece Mahkemesince, tazminat talebinin dayanağı olan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/112910 Soruşturma sayılı dosyasında davacının kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan başlatılan soruşturma kapsamında, İstanbul 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 29.09.2016 ve 2016/4000 D.İş sayılı kararı ile üç haftaya kadar gözlem altına alınmasına karar verildiği, bu şekilde 29.09.2016-10.11.2016 tarihleri arasında gözlem altında tutulduğu, yapılan soruşturma sonunda 03.10.2016 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, kararın davacı asile tebliğ edilmediği, gözlem altına alınma tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK'nın 142. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı, 5217 sayılı CMK'nın 141 vd. maddeleri uyarınca kanunda öngörülen yasal şartların oluşmadığı belirlenerek davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince reddedilen davada, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre davacı vekilinin sair temyiz sebeplerinin reddine, ancak;

5271 sayılı CMK'nın 74. maddesinde yer alan "Fiili işlediği yolunda kuvvetli şüpheler bulunan şüpheli veya sanığın akıl hastası olup olmadığını, akıl hastası ise ne zamandan beri hasta olduğunu ve bunun, kişinin davranışları üzerindeki etkilerini saptamak için; uzman hekimin önerisi üzerine, Cumhuriyet savcısının ve müdafin dinlenmesinden sonra resmî bir sağlık kurumunda gözlem altına alınmasına, soruşturma evresinde sulh ceza hâkimi, kovuşturma evresinde mahkeme tarafından karar verilebilir." hükmü uyarınca; gözlem altına alma kararının uzman hekimin önerisi üzerine, Cumhuriyet savcısının ve müdafin dinlenmesinden sonra verilebileceği; somut olayda davacıya müdafii tayin edilmesi gerektiği ve müdafinin dinlenilmesinden sonra gözlem altına alma kararı verilebileceği gözetilmeyerek CMK'nın 141/3 maddesi uyarınca kanuna aykırı olarak gözlem altına alma kararı verilmesi karşısında, davacının makul miktarda tazminata hak kazanacağı gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması,

Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2-a maddesi uyarınca İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

02.04.2024 tarihinde karar verildi.