Davanın kısmen kabulüne
Taraflar arasındaki kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 2009 yılında kadastro çalışması yapılmış, Siirt ili ... ilçesi ...Köyü 236 ada 2 parsel sayılı taşınmaz 20.502,22 m2 ve hali arazi niteliği ile Maliye Hazinesi adına tespit edilmiş ve tapuya tescil edilmiştir.
2. Davacı ... dava dilekçesinde; dava konusu 236 parsel 2 nolu parselin yaklaşık 150 yıldan aşkın bir süreden bu yana dedesinden babasına, babasından da kendisine kaldığını, dava konusu taşınmazı malik sıfatıyla kullandıklarını, dava konusu taşınmazın her nasılsa bölünerek ayrı numara ile Hazine adına tescil edildiğini, yapılan kadastro çalışmalarından haberi olmadığı için dava konusu taşınmazın hazine adına tescil edildiğini, dava konusu taşınmazın tapusunun iptali ile adına tescil edilmesini istemiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı yararına zilyetlik koşullarının oluşmadığını, taşınmazın özel mülkiyete elverişli olmadığını, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin 20.12.2016 tarihli ve 2014/199 Esas, 2016/396 Karar sayılı kararı ile; davanın kabulü ile Siirt ili ... ilçesi ...Köyü 236 ada 2 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile 07.03.2016 tarihli fen bilirkişilerinin krokisinde (A) harfi ile gösterilen 3.163,02 m2, (B) harfi ile gösterilen 2.671,39 m2 ve (C) harfi ile gösterilen 1.855,00 m2'lik alanların ayrılarak 236 ada ve en son parsel numarası verilerek kuru tarım niteliği ile ... oğlu ... adına tesciline, aynı tarihli fen bilirkişisi raporunda geriye kalan 12.812,81 m2 lik alanın ayrılarak 236 ada ve en son parsel numarası verilmek suretiyle Hazine adına hali arazi vasfı ile tapuya tesciline, (A) harfi ile gösterilen 3.163,02 m2, (B) harfi ile gösterilen 2.671,39 m2 ve (C) harfi ile gösterilen 1.855,00 m2 lik alanların en son parsel numarası verilmek suretiyle hali hazırda kuru tarım arazisi vasfı ile tapuya tesciline karar verilmiştir.
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 19.11.2019 tarihli ve 2017/5837 Esas, 2019/6701 Karar sayılı Kararıyla; mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmaya yeterli olmadığı, alınan raporlardan taşınmazın hangi bölümünde meşe ağaçlarının bulunduğu, hangi bölümünde üzüm omcalarının bulunduğu ve zilyetlik ve imar ihyanın bulunduğunun anlaşılamadığı, raporlar arasında çelişki bulunduğu ve çelişkinin giderilmediği, taşınmazın aktif dere yatağında kalıp kalmadığı ve sınırında orman bulunup bulunmadığının araştırılmadığı gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının uzun yıllardır (A) ve (C) harfi ile adlandırılan taşınmazların uzun yıllardır davacı tarafından kullanıldığı, jeodezi bilirkişi raporunda da dava konusu taşınmazın 1984 yılına ait hava fotoğraflarında taşınmazın imar ihya gördüğünün belirtildiği, (B) harfiyle ile adlandırılan taşınmazın içerisinde mevsimsel akışlı kuru dere yatağının geçtiği ve taşınmazın tarımsal arazi olmadığı gerekçesiyle; davacı tarafça açılan davanın kısmen kabulü ile; dava konusu Siirt ili ... ilçesi ...Köyü 236 ada 2 sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile; fen bilirkişilerinin krokisinde (A) harfi ile gösterilen 3.163,02 m² lik ve (C) harfi ile gösterilen 1.855,00 m² lik alanların 236 ada 2 parselden ayrılarak davacı adına tesciline, (B) harfi ile adlandırılan kısım yönünden açılan davanın Reddi ile fen bilirkişisi raporunda geriye kalan 15.484,20 m²'lik alanın 236 ada 2 parselden ayrılarak Hazine adına hali arazi vasfı ile tapuya tesciline, fen bilirkişisi raporunda (A) harfi ile gösterilen 3.163,02 m² lik ve (C) harfi ile gösterilen 1.855,00 m² lik alanın en son parsel numarası verilmek suretiyle hali hazırda kuru tarım arazisi vasfı ile tapuya tesciline karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davacı vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın kısmen reddine dair kısmının hukuka aykırı olduğunu, (B) harfi ile işaretlenen alan yönünden bozma sonrası alınan jeoloji mühendisi raporundaki alanın kuru dere yatağı olduğuna dair görüşü ile yetinilerek karar verildiğini, ziraat mühendisi raporu ile jeoloji mühendisi raporu arasında çelişki mevcut olduğunu ve çelişki giderilmeden karar verildiğini açıklayarak, hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; mahkemece eksik inceleme neticesinde karar verildiğini, olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı ile taşınmazın mülkiyetinin kazanılabilmesi için gerekli olan 20 yıldan fazla süre ile zilyet olunması koşulunun sağlanamadığını ve bu hususun somut delillerle ispatlanamadığını, zilyetlik unsurları ve ekonomik zilyetlik ile imar ihya şartlarının oluşmadığını, denetime elverişsiz bilirkişi raporları ile objektif beyanlarda bulunmayan mahalli bilirkişilerin beyanlarına dayanarak verilen kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
Uyuşmazlık, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 Sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 Sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu, 6831 sayılı Orman Kanunu.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekili ile davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Hakkındaki adli yardım kararı nedeniyle davacıdan harç alınmasına yer olmadığına,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
02.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi