Davanın reddi
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından duruşmalı olarak istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 02.04.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde davacı vekili Av. .... geldi. Başka gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. İşin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 02.04.2024 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkillerinin 39 ve 213 parsel sayılı taşınmazların hissedarları olduğunu, her iki parselde de hissedar olan davalı tuğla fabrikalarının müvekkillerinden izinsiz ve hiç bir bedel ödemeden parselden toprak çektiğini ve fabrikalarında tuğla-kiremit yapımında kullandıklarını, taşınmazlarda onlarca metrelik çukur oluştuğunu ve kullanılamaz hale geldiğini, taşınmazların bulunduğu yerin yol kenarında ve arsa niteliğini kazanan yerlerden olduğunu belirterek, taşınmaz için şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; davalı ... ve Kiremit San. Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu parselde müvekkili şirketin hissedar olduğunu, taşınmazlara herhangi bir zarar vermesinin söz konusu olmadığını, taşınmaz üzerinde herhangi bir fiili taksimatın söz konusu olmadığını, dava dilekçesinde zararın hangi davalının eyleminden kaynaklanığının belirtilmediğini, olayda illiyet bağının bulunmadığını, müvekkili şirketin parsellerden toprak çektiği ve fabrikasında kullandığı iddiasının asılsız olduğunu, ayrıca davanın zamanaşımına uğradığını, davacıların iş bu davada kötü niyetli olarak haksız kazanç elde etme çabası içerisinde olduklarını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın ispatlanamadığı belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; dava dilekçesindeki beyanlarını yineleyerek, davalılar tarafından taşınmazlarda kil çekildiği hususunun tanık ve bilirkişi raporu ile ispatlandığını, ancak mahkemece yeterli araştırma yapılmadan davanın reddine karar verildiğini, kolluk tarafından yapılacak araştırma ve mahalle muhtarlığından sorulmak suretiyle, taşınmazların bulunduğu bölgede davalı fabrikaların faaliyet gösterdiği ve bunların ham maddeyi nasıl ve nereden çektikleri ortaya çıkabilecekken, mahkemece bu husus araştırılmadan eksik inceleme ile karar verildiğini, ayrıca mahkemece taşınmazlardaki kilin davalılar tarafından çekildiği tespit edildikten sonra zarardan davalıları müteselsilen sorumlu tutması, aksi halde taşınmazdaki hisseleri oranında sorumlu tutması gerekirken hukuka aykırı bir şekilde çekilen toprağın hangi davalı tarafından ne kadarının çekildiğinin ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini, bu nedenle kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazda tarafların paydaş olmaları nedeniyle intifadan men koşulunun gerçekleşmediği, hissesinden daha az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu ortaklığın giderilmesi suretiyle çözümlemesi gerektiği, davacının kum çekildiği iddiasının yerinde olmakla birlikte kim tarafından ne kadar çekildiğinin davacı tarafça ispat edilemediğinden davanın reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili; istinaf dilekçesindeki başvuru nedenleriyle hükmü temyiz etmiştir.
Dava haksız fiile dayalı tazminat istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Davanın haksız fiilden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olduğu, Bölge Adliye Mahkemesince hukuki nitelendirmenin, hatalı bir şekilde paydaşlar arasında ecrimisil istemi olarak yapılmasının, davanın ispatlanamaması, karşısında sonuca etkili olmadığı ve ıslah ile dava değeri artırıldığından kararın temyiz kanun yoluna tabi olduğu kabul edilmiştir.
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre; hüküm usul ve kanuna uygun olup temyiz eden davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.04.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.