Mahkumiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 07.07.2008 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında mühürde sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 202 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca dava açılmıştır.
2. Bursa 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.09.2010 tarihli kararı ile sanık hakkında mühürde sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun'un 202 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
3. Bursa 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.09.2010 tarihli kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 02.11.2017 tarihli kararı ile sahte olduğu iddia edilen mühür ile ilgili olarak Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğünden rapor alınması gerektiğinden bahisle bozulmasına karar verilmiştir.
4. Bursa 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.06.2018 tarihli kararı ile sanık hakkında mühürde sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun'un 202 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Sanığın temyiz isteği;
Atılı suçu işlemediğine ilişkindir.
1. Dava konusu olay, sanığın kamu kurum ve kuruluşlarınca veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarınca kullanılan onaylayıcı veya belgeleyici mührü sahte olarak ürettiği veya kullandığı iddiasına ilişkindir.
2. 01.04.2008 tarihli tutanak ile bir otel odasında birlikte konaklayan sanık ... ve sahte kimlik kullanan diğer arkadaşları Suat ve ... isimli şahıslar hakkında kimlik bilgilerinin kendilerine ait olmadığı yönünde ihbar üzerine bir çay ocağında görülen sanık ve temyiz dışı diğer sanıkların oturdukları masada, Selahattin Ateşoğlu adına sahte kimlik kullanan temyiz dışı sanık ...'a ait olduğu belirtilen torba içerisinde T.C. Sinanbey Muhtarlığına ait mühür, bir adet Sinanbey Mah. Muhtar Y. ... ibareli kaşe, bir adet BURSA İNEGÖL SİNANBEY ibareli kaşe, boş nüfus kayıt örneği ve ikamet ilmühaber örneğinin ele geçirildiği belirlenmiştir.
3. Emniyet Genel Müdürlüğü Kriminal Polis Laboratuvarları Daire Başkanlığının 02.04.2008 tarihli raporu ile sanık ...'ın kimlik bilgilerini kullandığı Selahattin Ateşoğlu adına düzenlenen nüfus cüzdan örneği ve ikametgah ilmühaberi üzerinde "BURSA İNEGÖL SİNANBEY" ve "SİNANBEY MAH. Muhtar V. ..." içerikli kaşe basım izlerinin bulunduğunun tespit edildiği belirlenmiştir.
4. Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğünün 09.03.2018 tarihli raporu ile bir adet T.C. Sinanbey Mahallesi Muhtarlığı mührü üzerinde yapılan incelemede, mührün Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğü tarafından imal edilmediği, resmi mühürde bulunması gereken sembollerin (T.C. rumuzu, Ayyıldız sembolü, 1923 tarihi) olması nedeniyle sahte olduğu, lastik malzemeden imal edildiği (Resmi mühürlerin metal malzemeden imal edilir), belgelerde kullanıldıkları takdirde iğfal kabiliyetine haiz olduğu, sahteliğin uzman olmayan kişilerce ilk bakışta anlaşılamayacağı, gönderilen diğer emanet eşyalar üzerinde kurulun görev alanına girmemesi nedeniyle herhangi bir inceleme yapılmadığı belirlenmiştir.
1. 5237 sayılı Kanun'un 202 nci maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen "...kullanma" fiilinin aynı zamanda sahte mührü elinde bulundurmayı da gerektirdiği, sahte mührün üretimine iştirak edilmese bile sahte mührü bilerek elinde bir süre bulunduran kişinin de üreten ve kullanan failin eylemine iştirak ettiği gerekçesi ile sorumlu tutulacağı cihetle; olay yakalama ve muhafaza altına alma tutanağı, kriminal rapor, Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğünün raporu, sanık ... ve temyiz dışı sanıklar ... ve...ın savunmaları ve dava dosyası kapsamındaki tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, ortağı olduğu şirketinin icralık mallarını kurtarmak maksadıyla temyiz dışı sanık ...'ın adına sahte işyeri açma ve fatura keserek bu malları satmış gibi göstermek için diğer sanıklar ile bir araya gelen sanığın sahte mührün kendisinin üzerinden çıkmadığına ve haberdar olmadığına ilişkin temyiz sebebi reddedilmiş ve diğer sanıklar ile iştirak halinde bulunan sanığın onaylayıcı nitelikteki T.C. Sinanbey Mahallesi Muhtarlığına ait sahte mührü bulundurmak suretiyle atılı suçu işlediğine dair kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Bursa 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.06.2018 tarihli kararında sanık tarafından ileri sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.01.2024 tarihinde karar verildi.