Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine, davalılar ..., ..., ..., ... ve ... aleyhine açılan davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davacılar vekili, davalılar ... ve ... vekili tarafından tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü.

İlk Derece Mahkemesinin verdiği karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, bozma ilamında özetle; “yapılan inceleme ve araştırmanın hüküm kurmak için yeterli olmadığı belirtilerek; miras bırakan ...'nun ölüm gününde terekesine dahil olan tüm taşınmaz mallar belirlenip, kadastro sırasında nasıl tespit edildiklerinin araştırılması, kadastro tutanaklarının örneklerinin dosya içine getirtilerek mahallinde yeniden yapılacak keşifte, yerel bilirkişiler ve taraf tanıklarından, ... mirasçıları arasında, tüm mirasçıların katılımı ile geçerli bir taksim olup olmadığı, varsa her bir mirasçının payına hangi taşınmazların düştüğü, bu taşınmazların akibetlerinin ne olduğu, kadastro sırasında kimler adına tespit edildikleri, taşınmaz almayan mirasçısı varsa miras payına karşılık ne aldığı, hangi taşınmazların kimler tarafından kullanıldığı gibi hususlar tek tek sorulup ayrıntılı bilgi alınmak suretiyle saptanması, davalılardan Sadegül Kaçar, ... ve ... mirasçılarının dayandığı satış senetlerinin, dosya içerisine getirtilecek komşu parsel tutanak ve dayanak belgeleri ile denetlenmek suretiyle mahallinde zemine uygulanarak çekişmeli taşınmazlardan hangilerini kapsadığının tespit edilmesi, taksime katılmayan mirasçı var ise kadastro tespitine kadar diğer mirasçılar tarafından taşınmazların kullanılmasına müdahale edilmemesinin taksime muvafakat anlamına gelip gelmeyeceği ile mirasçılar arasında ya da mirasçılarla bunlardan satın alan davalılar arasında başkaca derdest davaların olup olmadığı araştırılarak varsa bunların birleştirilmelerinin gerekip gerekmediği hususunun mahkemece tartışılması, bundan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi" gereğine değinilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "29.12.2001 tarihli senedin 123 ada 5 parsel ... taşınmazı, 05.01.2001 tarihli senedin 123 ada 6 parsel ... taşınmazı, 07.05.1992 tarihli senedin ise 123 ada 24 parsel ... taşınmazı kapsadığı, taşınmazların kök muris ...'dan intikal ettiği hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, uyuşmazlığın terekenin mirasçılar arasında usulüne göre taksim edilip edilmediği ve bu taşınmazların üçüncü şahıslara yapılan satışlarının geçerli olup olmadığı noktasında toplandığı, davacıların murisi Sedat'ın kök muris ...'in vefatı sonrasında yapılan taksim sırasında Almanya'da olduğu, Sedat'ın yapılan bu taksime razı olup olmadığının ispatlanamadığı, miras bırakan ...'nun ölüm gününde terekesine dahil olan taşınmaz malların belirlenmesi bakımından dosya içerisinde bulunan kadastro tutanaklarının örnekleri incelediğinde davacılar adına tespit gören bir kısım taşınmazların miras payları oranında tespit gördükleri, taksim olgusuna dayanan davalıların taksim hususunu ispatlayamadıkları, dosya kapsamında davacı mirasçılar, üçüncü şahıslara yapılan satışlara rıza göstermedikleri, bu sebeple tüm ortakları ve miras ortaklığını bağlayıcı ve tasarruf kabiliyeti olan bir sözleşmenin olmadığı, davacılar sadece miras paylarını talep ettiklerinden taleple bağlılık ilkesi gereği davacıların miras payları oranında adlarına tesciline karar verildiği" gerekçesiyle davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine, davalılar ..., ..., ..., ... ve ... aleyhine açılan davanın kabulüne, çekişmeli 123 ada 5,6,24 ve 61 parsel ... taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ile hüküm yerinde gösterilen davacıların miras payları oranında davacılar adına, kalan payların ise tespit maliki davalılar adına tapuya kayıt ve tescillerine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili, davalılar ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 ... Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 ... Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili, davalılar ... ve ... vekilinin çekişmeli 123 ada 5,6 ve 61 parsel ... taşınmazlara ilişkin hükme yönelik temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

2. Davacılar vekilinin çekişmeli 123 ada 24 parsel ... taşınmaza ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; İlk Derece Mahkemesince, yukarıda açıklanan gerekçelerle çekişmeli taşınmaz hakkında yazılı şekilde karar verilmiş ise de, verilen karar usul ve kanuna uygun bulunmamaktadır. Şöyle ki; karar tarihinden sonra ... tarafından eldeki dava dosyasına sunulan 16.01.2020 tarihli müdahale dilekçesinde; çekişmeli taşınmaz hakkında Alaplı Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/471 Esasına kayden tapu iptali ve tescil davası açtığını ve İlk Derece Mahkemesince, 2019/70 Karar ... kararıyla davanın kabulüne karar verildiğini belirtmesi üzerine, Dairemizin geri çevirme kararıyla dosyaya getirtilen Alaplı Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/471 Esas ve 2019/70 Karar ... dosyasının incelenmesinde; davacı ... tarafından, çekişmeli 123 ada 24 parsel ... taşınmazın bir bölümüne yönelik tapu kaydının iptali ve adına tescili istemiyle dava açıldığı, yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne kesin olarak karar verildiği ve anılan kararın 10.09.2019 tarihinde kesinleştirildiği anlaşılmaktadır. Ne var ki, çekişmeli taşınmazın kadastro tutanağı 02.12.2008 tarihinde kesinleştirilerek tapuya tescil edilmiş ise de, Kadastro Mahkemesinde görülen eldeki dava nedeniyle kadastro tutanağının henüz kesinleşmediği sabittir. Bu nedenle, dava konusu taşınmaza ait kadastro tutanağı kesinleşmediğinden, kadastro sonucu oluşturulan tapu kaydı eldeki dosyadaki davacıları bağlamadığı gibi, Asliye Hukuk Mahkemesindeki dava dosyasında da taraf olmadıklarından yine davacıları bağlamamaktadır.

Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, dava konusu 123 ada 24 parsel ... taşınmazla ilgili olarak Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmış olan davanın davacısı ... davaya dahil edilerek işin esasına girilip, tarafların iddia ve savunmalarına ilişkin tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, hükmün açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir.

Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekili, davalılar ... ve ... vekilinin çekişmeli 123 ada 5,6 ve 61 parsel ... taşınmazlara ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının reddi ile bu taşınmazlar hakkındaki hükmün ONANMASINA; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin çekişmeli 123 ada 24 parsel ... taşınmaza ilişkin hükme yönelik temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile bu parsel hakkındaki hükmün 6100 ... HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 44,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 383,20 TL'nin temyiz eden davalıdan alınmasına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 1086 ... Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, 16.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.