Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Davacı 3. kişi vekili, 18.05.2015 tarihinde yapılan haciz sırasında haczedilen malların davacıya ait olduğunu, davacı 3. kişi ile borçlu arasında herhangi bir bağlantının da bulunmadığını iddia ederek davanın kabulü ile menkuller üzerindeki haczin kaldırılmasını dava ve talep etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, haciz sırasında hazır bulunan ... evrak araştırması talebine engel olduğunu ve bunun üzerine mahalde polis nezaretinde işlem yapılabildiğini, takibin dayanağı olan 13/01/2015 keşide tarihli senette geçen adresin kiralanan adresle aynı olmasının aradaki muvazaalı ilişkiyi ortaya koyduğunu, 18/05/2015 tarihinde haciz mahalline gelindiğinde dosya borçlusu şirkete ait tabelanın adres girişinde kapı üzerinde asılı bulunduğunu, kiralama tarihi olan 01/01/2015 tarihinin üzerinden beş buçuk ay geçmiş olmasına rağmen borçlu şirketin tabelasının hala o adreste asılı durmasının da istihkak iddiasının yersiz olduğunu gösterdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, takibe dayanak bonoda yazılı adreste haciz yapıldığı, davacının dayanağı olan kira sözleşmesinde kira başlangıcının 01/01/2015 olmasına rağmen dayanak bononun bu tarihten sonraki tarihi taşıdığı, ticaret sicil kaydına göre haciz yapılan adresin borçlu şirketin adresi olarak gözüktüğü, haciz mahallinin girişinde hala borçluları çağrıştıracak şekilde ... İnş. Ltd. tabelasının olduğu, davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm, davacı 3. kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 3. kişinin İİK’nun 96. vd maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı 3. kişi vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davalı 3. kişi vekilinin takdir edilen vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Davanın esasına yönelik karar verildiğine göre; karar tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hacizli malların değeri ile alacak miktarından hangisi az ise onun üzerinden hesaplanacak nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekir. Somut olayda, takibe konu alacak miktarının 33.166,00 TL, mahcuzların toplam değerinin ise 1.750,00 TL olduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle iken; davanın 8.000,00 TL üzerinden açıldığı ve hükmedilen vekalet ücretinin de dava dilekçesinde gösterilen 8.000 TL üzerinden nispi biçimde hesaplanarak davacı 3. kişi aleyhine fazla vekalet ücretine hükmedildiği görülmektedir. Bu sebeple, yargılama giderleri hesaplanırken daha az olan mahcuz değerinin dikkate alınması gerekirken, dava dilekçesinde gösterilen değerden yola çıkılarak davacı 3. kişi aleyhine fazla vekalet ücretine hükmedilmesi hatalı olmuştur.
Ne var ki yapılan bu yanlışlığın giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden 6100 sayılı HMK’nun ek Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı 3. kişi vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı 3. kişi vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulüne ve kararın hüküm fıkrasının 4. bendindeki “ Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden 960.-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,” rakam ve sözcüklerinin çıkartılarak yerine “mahcuz değeri olan 1750,00 TL üzerinden karar tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 500,00 TL. vekalet ücretinin davacı 3. kişiden alınarak davalı alacaklıya verilmesine...” ibaresinin yazılmasına, hükmün düzeltilen bu şekli ile ONANMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 12.06.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.